X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Elimde olsa maçoluğu yok ederdim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Elimde olsa maçoluğu yok ederdim

  • Giriş Tarihi: 17.8.2013

Yakışıklı, yetenekli ve samimi... Genç oyuncu kuşağının dikkat çeken isimlerinden biri Mert Fırat. Erkek Tarafı filminin setinde bir araya gelip bir erkeklik özeleştirisi yapalım dedik. Fırat da açtı ağzını yumdu gözünü!

Biz erkekler çok delikanlıyız, çok akıllıyız, mertiz, kahramanız, yeri gelir mangalda kül bırakmayız, yeri gelir pire için yorgan yakarız. Gerçekten öyle mi? Değil tabii, güldürmeyin insanı. Şöyle erkek milletine dışarıdan bakınca tavırlarının ne kadar komik durduğunu görmüşsünüzdür. Kemal Aydoğan'ın yönettiği ve yaklaşık beş yıldır sahnelenen Testosteron adlı tiyatro oyunu da tam bunu yapıyordu. Yedi ayrı erkek karakter üzerinden erkek olma halleriyle inceden dalgasını geçiyordu. Yıllar önce oyunu izlerken fark etmiştim, salonda kadınlar şen kahkahalar atarken erkekler şaşkınlık yaşıyordu "Bu kadar da fena mı halimiz?" dercesine... Şimdi bu oyun sinemaya uyarlanıyor Erkek Tarafı adıyla. İlksen Başarır'ın yönettiği filmde Testosteron'da rol alan oyuncular, bu sefer film için kamera önüne geçti. En son Kelebeğin Rüyası filminde izlediğimiz Mert Fırat da bu oyunculardan biri. Malum Fırat, genç oyuncu kuşağı arasında sağlam adımlarla yoluna devam ediyor. Sahnelerde, TV'de ve sinemada karşımıza sık sık çıkıyor. Seti ziyaret ettiğimizde 'erkek erkeğe' cinsimize bir dışarıdan bakalım, kadınlara karşı özeleştiri sunalım dedik. Böyle bir söyleşi ortaya çıktı. Sürçü lisan ettiysek affola!
- Siz nasıl bir erkeksiniz?
- Hayatta samimi durmaya çalışan bir erkeğim. İlişkilerimde de elimden geldiğince sadık birisiyim. 17-25 yaş arasında çok bağlı bir erkek değildim. Ama artık öyle değil (gülüyor).
- Türlü türlü erkeklik hali var. Dünyada en az hangisinin olmasını isterdiniz?
- Maço erkeklerin. Çünkü maçolar, kadın üzerinde iktidar kurmak ister ve onların sayısı azalırsa dünyada sistem değişir.
- Elinizde sihirli bir değnek olsaydı erkeklikle ilgili neyi değiştirirdiniz?
- Erkeğin içindeki o savaşçı olma halini, egosunu, iktidar hırsını değiştirirdim. Böylece ataerkil yapı da yok olabilirdi. Çünkü o savaşların, cinayetlerin, şiddetin bir nedeni de erkeğin içindeki savaşçı ruh ve iktidar olan tutkusu.
- İlham aldığınız erkek oyuncu kimdir?
- Sean Penn ile Philip Seymour Hoffman. İkisi de zaaflı karakterleri çok iyi canlandırıyor. Ben zaten zaaflı karakterleri seviyorum. Çünkü insan, zaafları olan bir tür. Ama hayat bize mükemmelliği dayattığı için zaaf kusurmuş gibi algılanıyor.
- Kadın yönetmen mi, erkek yönetmen mi?
- Sinema ve dizi sektöründe aslında böyle bir ayrım yok. Ama hikayeye göre değişen durumlar olabiliyor. Bazı hikayeleri kadınlar daha iyi çekebiliyor bazılarını da erkekler.
- İstanbul sizce erkek mi yoksa dişi bir şehir mi?
- Bence dişi bir şehir. Çekiciliği, cazibesi, bir gün güldürüp, diğer gün ağlatması, içinde birçok kültürü barındırıyor olması nedeniyle dişi bir şehir. Mesela Ankara daha erkek bir şehirdir. Düz, sistemli, sürprizsiz ve otoriter bir kent.
- Sizce erkek dünyasının olmazsa olmaz aksesuvarı nedir?
- Pantolon ve bıyık. Mesela erkeklerin etek giymesi düşünülemez bile. Hatta aşağılama nedenidir. Hani erkeğe ceza olarak etek giydirmek diye bir durum vardır.
- Erkekler kadınlara karşı neyi abartıyorlar?
- Onların zekasını hafife almayı ve onları güçsüz bulmayı abartıyorlar. Oysa kadınlar, hem psikolojik olarak erkeklere göre daha güçlü hem de doğumdan dolayı acıya daha dayanıklılar. Bir de erkekler, yaptıkları numaralara kadınların inandığını düşünür ya, aslında işin aslı öyle değil. Gerçekleri, numaraları çok çabuk anlıyor kadınlar.
- Sizin mutfakla aranız iyi. Erkeklere mutfakla ilgili bir tüyo...
- Basit olmak. Mutfakta çok karmaşaya girmemek gerek. Basit, lezzetli yemekler yapmak her zaman iyidir. Yemeği bir kadın için yapıyorsanız ilişkilerdeki gibi lezzetler arasında seçici olmanız gerekir. Sade ama iyi bir lezzet yakalamanın yolu basitlikten geçiyor.
- Yakışıklı olmak zor mu?
- Kendimi o kadar yakışıklı bulmuyorum. Ama bir grup yakışıklı buluyor. Bunu da dillendiriyor. Ama bir kısım insan da 'Neresi yakışıklı bu adamın?' diyor. Ben aslında alelade görünmeyi seviyorum. Oyunculuk tam da öyle bir şey aslında... Mutlak bir tip olmamalısınız. Her yere uyabilmelisiniz. Aynı zamanda 1000 kişinin arasında kaybolup gitmeli, ama isteyince 1000 kişinin arasından kendinizi fark ettirebilmelisiniz. Lakin tanınır olmanın da getirdiği bir durumla kimi erkek arkadaşlar arasında 'potansiyel tehlike' olarak algılanabiliyorum. Mesela bazen bir erkek arkadaşım beni bir kadınla tanıştırsa ufaktan geriliyor. Öyle durumlarda hemen ortamdan uzaklaşıyorum.

Kelebeğin Rüyası yeniden şiir okumama vesile oldu
- Kelebeğin Rüyası size ne kattı?
- Filmde canlandırdığım Rüştü Onur'u yıllar önce Ankara'da Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde okurken, okulda çıkan bir dergide yayımlanan iki şiiriyle tanımıştım. Ama sonrasında peşine düşmedim. Film sürecinde hem Rüştü Onur'u hem Muzaffer Tayyip Uslu'yu iyice tanıdım. Yılmaz Erdoğan onlar için 'şiirin 100 metrecileri' diyor. Gerçekten dört mısrada fırtınalar koparabiliyorlar. Ayrıca yeniden şiir okumama vesile oldular. Onun dışında Yılmaz Erdoğan, Belçim Bilgin ve çok farklı insanları tanıdım. 20 milyon dolarlık bütçeli bir filmin içinde olmak, dört ay role hazırlanmak, dört ay çalışmak Türkiye'de çok rastlanır bir durum değil. Bu nedenle bana tecrübe yönünden çok katkısı olan bir film.

Testosteron oyunuyla kendimi deşifre ettim
- Testosteron oyunu sizin erkekliğe olan bakışınızı değiştirdi mi?
- Değiştirmez olur mu? Oyunu Kemal Aydoğan ile çalışırken ve beş yıl boyunca sahnelerken kendimi de deşifre ettim. Oyunda yedi ayrı erkeğin, yedi farklı hali anlatılıyor. O hallerin benzerlerinin de bende olduğunu gördüm. Ayrıca bu hormonun hayattaki birçok şeyi belirlediğini söylerler. Hayattaki duruşunuzu, hayat stilinizi bir anlamda bu hormon belirliyor. Öfkeli olma hali, iktidar hırsı, saldırgan olma durumu bu hormonla ilgili derler. Ama öte yandan bu hormon kadınlarda da var. Bu hormonun yarattığı durumlarla mücadele etmek, onu kontrol altında tutmanın da insana özgü bir durum olduğunu gördüm. Yani bizi hayvanlardan ayıran şey bu bence. Dolayısıyla hayattaki seçimler ve duruşlarımızı bu hormonla açıklamak çok da inandırıcı gelmiyor artık.

Russell Crowe'un övgüsüne sevindim
- Russell Crowe, Kelebeğin Rüyası'nı izlemiş ve sizin performansınızı da beğenmiş, neler hissettiniz?
-
Hep biz Hollywood yıldızlarının filmini izliyoruz, ama onlar bizim filmlerimizi izlemiyor ya, bunun için Kelebeğin Rüyası'nı izlemesi hoşuma gitti.
- Siz onun hangi filmini beğenirdiniz?
- Ben onun Akıl Oyunları'ndaki performansını seviyorum. Zaten iyi bir oyuncu, aşağı yukarı oynadığı her filmde canlandırdığı karakterle ilgili sizi ikna edici bir şeyler buluyor. Kendini unutturuyor ve karakteri öne çıkarıyor. Bu kıymetli bir durum bir oyuncu için. Ayrıca ana akım filmlerde oynamasına karşın bağımsız sinemayı destekleyen de bir oyuncu. Bu tavrını da beğeniyorum.

Moda Sahnesi heyecan verici bir oluşum
- Yakında sizin de oluşumuna destek verdiğiniz Moda Sahnesi açılacak. Nedir burasıyla ilgili beklentiniz?
-
Moda'da bir kültür merkezi oluşturmak. Adına tiyatro, sinema, atölye çalışması, ne derseniz deyin kolektif, sürdürülebilir ve nitelikli bir durumu olmadığı sürece bir değeri yok. Biz aslında bu değeri üretmeye çalışacağız. Bunun için de çok heyecanlıyım. Yurtdışındaki tiyatrolara bakınca yerel halkla içli dışlı olduğunu görüyorsunuz. Biz de Kadıköy ve Moda eksenli, oradaki insanların da katılımıyla kültür hayatına paylaşım odaklı bir katkı sunmayı amaçlıyoruz.