Elimi tut beni kurtar!

Giriş Tarihi: 17.8.2013

Boğulma haberlerinin ardı arkası kesilmiyor. Kurallara uymayanların şansı her zaman yaver gitmiyor ve cankurtaranlara rağmen hayatlarını kaybediyorlar. Ayazma Plajı'nda görevli cankurtaranlar nasıl çalıştıklarını anlattı

İstanbul'un Karadeniz sahillerinde son günlerde peş peşe yaşanan boğulma olayları can yaktı. Aslında her yıl benzer olaylar yaşıyoruz, deniz mevsiminde plajlar dolup taşıyor ve boğulma haberlerinin ardı arkası kesilmiyor. Sahillerde çalışan cankurtaranlar canla başla çalışıyor aslında, her gün yüzlerce olaya müdahale ediyor ve çoğunda can kurtarıyorlar. Peki hayat kurtarmak için görev alan cankurtaran ekipleri nasıl çalışıyor, bir boğulma vakasına ne kadar sürede ulaşılıyor? Bütün bu sorulara yanıt aramak üzere İstanbul'un Karadeniz sahili Şile Ayazma Plajı'na gittik. Burada 2 bin 900 metreden sorumlu 22 cankurtaran var. 18 kişi kontrol noktasında, dört kişi zodyakta ve jet-ski'de görevli. Ne de olsa Karadeniz sahilleri en tehlikeli sahillerden ve çeken akıntı olarak bilinen 'rip' akıntısının en yoğun yaşandığı bölgelerden biri. Bu plajda insan sayısı bazen 1 milyonu buluyor. Ve neredeyse buradaki cankurtaranlar günde 200 boğulma vakasına bakıyor. Boğulma anında ölümle hayat arasındaki tek köprü onlar. Cankurtaran Arif Ersoy o ilk teması bakın nasıl anlatıyor: "Hayatında ilk kez gördüğün insan. Ölümle kalım arasında çırpınıyor. Gözlerini gözlerime öyle kilitliyor ki. Hiç konuşmadan gözleri 'Beni kurtar. Elimi tut,' diyor. Cankurtarana ilk tutuş, ilk sarılış, hayata tutunmayla eşdeğer. İşte o an 'Bitti,' diyorum. Kurtardım. Vakaya ulaşmada saniyenin değeri var. Ama o can eli hayata ilk adım gibi. Yüreğim hızlı hızlı çarpıyor. Ambulansa kadar ilk yardımı ben yapıyorum. Bir insanın hayatını kurtarmak, onu ailesine kavuşturmak dünyadaki hiçbir duygunun yarattığı mutluluğu yaratamaz."

Hüseyin Kömürcü Zodyak kaptanı
İnsanlar bilinçsiz
Kömürcü "Üç yıldır burada görev yapıyorum. 30 saniyede jet-ski'de ve zodyakta olup, 1.5 dakikada vakaya ulaşıyoruz. Vakaların çoğu bilinçsizlikten oluyor. Gece içki içip, denize giriyorlar. Denizden çıktıklarında, arkadaşlarının yanlarında olmadığını bile fark etmiyorlar. Sabah, 'Arkadaşımız yok,' deyip, arama başlatmamızı istiyorlar. Örneğin plajda cankurtaran olduğunu gösteren sarı-kırmızı bayraklarımız var. 'Neden bu bayrak Galatasaraylı da Fenerbahçeli değil?' diye tepki gösteren bile var," diyor.

Anıl Akg ün (22)
Sakın karıma dokunma!
Rusya'da ekonomi okuyan Anıl Akgün, en çok plaja gelen vatandaşların bilinçsizliğinden yakınıyor. Özellikle güvenlik şeritlerinin geçildiğini, ölüm tuzakları olan çeken akıntı 'rip' lere karşı alınan önlemlerin hiçe sayıldığını söyleyen Akgün: "Altı yıldır cankurtaran olarak görev yapıyorum. Kurtaramadığım kimse yok. Ama öyle olaylar yaşıyoruz ki, inanılmaz. Adamın eşi boğulma tehlikesi geçiriyor, biz anında müdahale edip, kurtarıyoruz kadını. Ona el uzatmak, sudan çıkarırken sarılmak zorundayız. Bu, hayat için uzatılan bir el. Ama kocası gelip, bize saldırıyor. Tacizle bile suçlanıyoruz. 'Karıma dokunma,' diyen var. Şaşırıp kalıyorum. Bazen de vakayı denizden ilk çıkardığımızda kişi çok su yuttuğu için nefes almakta zorlanıyor. Bu kez yakınları, 'Kurtaramadınız, bak sizin yüzünüzden ölüyor yavrumuz!' diye saldırıyor. Hayat kurtarıyoruz biz. Güvenlik önlemlerini defalarca hiçe sayıp, aynı hataları yapanlar var. Bazen aynı kişiyi yedi-sekiz defa kurtardığımız oluyor."

Volkan Ünsal Pe hlivan (31)
Bizi aramıyorlar
Celal Bayar Üniversitesi Gıda Teknikerliği Bölümü'nü bitirmiş. 10 yıldır cankurtaran olarak görev yapıyor. Onu en çok etkileyen hikayeyi şöyle anlatıyor: "Jet-ski'de görev yapıyorum. Denizde dev dalgalar var. Deniz yatağına sarılmış, kurtarılmayı bekleyen birini gördüm. Yanına gittiğimde konuşamıyordu bile. Gözlerimin içine baktı. O bakış; 'Beni kurtar. Elini uzat' bakışıydı. Elimi uzattığımda o ilk tutuş, son şansına sarılmak gibi bir şey. Durumu kötüydü, bilinci gittikçe kayboluyordu. Hemen ambulansa yetiştirip, hastaneye ulaştırdım. İyi olduğunu öğrendim ama bir daha hiç görmedim. Zaten bizim kurtardığımız tüm vakalarda hiç geri dönüş olmuyor. Bir zamanlar çok izlenen Sahil Güvenlik dizisindeki gibi olmuyor bizim hikayelerimiz. Biz onların iyi olduklarını öğrendiğimizde mutlu oluyoruz. Ama onlar bir daha geriye dönüp bakmıyor," diyor.

Arif Ersoy (25)
Adam eşi için ölecekti
Kocaeli Üniversitesi Gemi Makineleri Bölümü'nde okuyor. Olay anında jet-ski'ye atlayıp, anında boğulma olayının yaşandığı yere ulaşıyor. Arif Ersoy "Bugüne kadar kurtaramadığım hiç kimse olmadı. Beni en çok 2009'da boğulmaktan kurtardığım bir çift etkiledi. Denizde açıkta bir kişinin elini havaya kaldırıp, yardım istediğini gördüm. Yaklaştıkça, dalıp çıkmadığını fark ettim. Sanki bir şeyin üzerinde duruyordu. Derinlik yaklaşık 3 metre vardı. 'Nasıl olur da denizin üzerinde durur?' diye düşündüm. 1.5 dakikada yanındaydım. Kadının elinden tuttum. O anda 'Eşim!' dedi. Adam suyun dibindeydi, karısını kurtarabilmek için üzerine bastırmış. Bir saniye daha gelmesem adam karısını kurtarmak için ölecekti. İlk müdahaleyi yaptıktan sonra hastaneye kaldırıldılar. Bir daha onlardan haber alamadım. Ama şöyle bir şey var: Bir cankurtaran kurtarma anında karşılaştığı gözleri bir daha hiç unutmuyor."
ARKADAŞINA GÖNDER
Elimi tut beni kurtar!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz