X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bu ayıp erkeklerin!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bu ayıp erkeklerin!

  • Giriş Tarihi: 24.8.2013

Oyuncu Beste Bereket, atv'nin sevilen dizisi Doksanlar'da, kısa zamanda fenomen olan 'Feminik Deniz'i canlandırıyor. Peki Bereket, kadın hakları konusunda ne düşünüyor? "Kadının, hakları için mücadele etmek zorunda kalması erkeğin ayıbıdır"

Beste Bereket ile tanışıklığımız Türev zamanlarına denk gelir. Filmdeki performansıyla Altın Portakal aldığında, o ödül heyecanına sıcağı sıcağına tanıklık edenlerden biriyim. Bir elinde ödül heykelciği, tören sonrası otel yolunda söyleşi yaptığımızı hatırlıyorum. Aradan yıllar geçti. Bereket, ödülün tesadüfi olmadığını gösterdi hepimize. Çoğu zaman içi dışı bir karakterleri oynadı. Zordur böyle karakterleri oynamak, düz gibi durur. Ama Beste Bereket hep bir derinlik kattı o rollere. Hele hele Beş Şehir'deki performansı gerçekten unutulmazdı. Bereket, sinema filmi ile sınırlamadı kendini; yeri geldi dizilerde, yeri geldi tiyatro sahnesinde karşımıza çıktı. Fark ettim ki, o ilk söyleşi sonrasında bir daha teyp uzatmamışım kendisine. atv'nin sevilen dizisi Doksanlar'da 'Feminik Deniz' rolünde izlemeye başlayınca, bir buluşup konuşalım istedim. Ama biz bir araya gelene kadar Feminik Deniz, dizinin fenomen karakterlerinden biri oldu çıktı. Yoğun set programı arasında buluştuk. 90'lardan girip kadın sorunlarına kadar birçok konuda konuştuk. Söz konusu 90'lı yıllar olunca cebimde misketler, elimde Duygu Asena'nın kitaplarıyla çıktım Beste Bereket'in karşısına...

- 90'ların başlarında çocuksunuz, nasıl hayalleriniz vardı?
- 80'lerin sonlarında babamın işi nedeniyle İstanbul'dan Samsun Çarşamba'ya gitmiştik. Öncesinde apartman çocuğuydum. Ama Samsun'da sokağa açıldım. Doğayla iç içe, alabildiğine özgür bir çocukluk yaşadım. 90'ların başında tekrar İstanbul'a döndük. O yıllar, video çılgınlığının yaşandığı zamanlar. Annemler evde sürekli video izliyor. Ben de ağzım açık, hayranlıkla o filmleri izliyorum. 'Ben de o filmlerin içinde olabilir miyim?' gibi totemler yapıyormuşum meğer, yıllar sonra fark ettim.

- Peki siz nasıl oyunlar oynuyordunuz?
- Bebeklerle pek ilişkim yoktu. Sokakta, efor gerektiren oyunlar oynardım. Çok koşardım, ağaçlara tırmanırdım. Düşüp dizimi çok kanatmışlığım var. Köpeklerle kedilerle oynardım, onun için de defalarca kuduz aşısı yapıldığı oldu. Arada misket de oynar, lastik de atlardım. Bir de babam küçük plastik arabalar getirirdi. Onları halıya dizmeyi severdim. O dönemin halılarını hatırlayanlar bilir, yol olabilecek çizgiler olurdu.

- 90'lar tuhaf. Herkesin farklı bir unutamadıkları listesi var. Sizinkiler neler?
- Solo Test adlı zeka oyununu hatırlıyorum. Ayrıca bir pop müziği rüzgarı sarmıştı her tarafı; kızlar sokakta sürekli o şarkıları söyler, dans ederdi. Ben daha çok izlerdim, çünkü daha çok koşma ya da paten yapma peşindeydim. Özel TV'ler çıkmıştı. Yeni çizgi filmler yayınlanıyordu. Charlotte'u defalarca izleyip ağladığımı hatırlıyorum. Çok duygusaldı. Tabii Clementine'i anmadan geçemeyeceğim. Her çocuk gibi ben de korkardım.

- Memlekette kadın sorunu olduğunu ne zaman anladınız?
- 90'ların sonuna doğru. Çünkü 90'ların başında çocuktum. O çocuk aklıyla şöyle sorular sorardım kendi kendime: Neden sadece kadın haklarına odaklanılıyor? İnsanla ilgili temel haklar neden kadın ve erkek diye ayrılıyor? Ama yaşım biraz ilerleyince, kadınların her alanda ne kadar çok zor şartlar altında varolma ve yaşam mücadelesi verdiğini kavradım.

- Doksanlar dizisinde Feminik Deniz olmak hoşunuza gitti mi?
- Çok hoşuma gitti. Bir süredir komedi oynamak istiyordum, Birol Güven'le daha önce çalışmıştım ve yeniden bir arada olmak istedim. Sempatik geliyor bana Feminik Deniz. Üniversiteye yeni başlamış, bir kadın dergisinde çalışıyor, orada bir şeyler öğreniyor ve onu içselleştirmeye çalışırken bir taraftan da insanlara coşkuyla öğrendiklerini anlatıyor. Anlattığı da genelde Patlak Emin, Deniz'e en tezat karakter... Ortaya da komik anlar çıkıyor.

- Feminik Deniz'e nasıl tepkiler geliyor?
- Dizimiz yeni. Seyirci tarafından hayli ilgi gördü. Diziyi seyredenler bana Feminik demeye başladı. Tepkilerden, Deniz'in o sempatik halinin ve coşkusunun insanlara geçtiğini, söylediklerinin de dikkate alındığını anlıyorum.

- Sizce kadın-erkek eşitliği konusunda, 90'lar erkeğinin algısı nasıldı?
- Şaşkınlarmış galiba. 'Kadın erkekle eşit mi?' tartışmasının yapıldığı TV programları hatırlıyorum. Ama bence o kuşağın refleksleri çok değişmedi. Lakin onların çocuklarının algısı açık.

- 90'lar ve kadın deyince Duygu Asena gelir akla. Sizde nasıl bir izi var Asena'nın?
- Evde Duygu Asena'nın kitapları vardı. Annem ve arkadaşları okurdu. O bir neferdi.

TÜRKİYE'YE YAKIŞMAYAN SORUNLAR
-Artık Türkiye'ye yakışmıyor ve kesinlikle çözülmeli dediğiniz kadınla ilgili sorunlar neler?
- Kadın cinayetleri ve kadına şiddet sorunun ivedilikle çözülmesi gerekiyor. Cinsel yönelimi her ne olursa olsun, herkesin eşit haklara sahip olarak yaşamasını istiyorum. Çocuk gelinler sorununa kesin çözüm bulunmalı. Belki de buradan başlamak, pek çok kadın sorunu içim önemli bir adım olabilir. Ve tabii ki eğitim hakları.

KADIN OLMADAN ERKEK VAR OLAMAZ
-Siz de 'feminik' misiniz?
- Kadın hakları mücadelesinde hep bir tuhaflık var. İnsanlık iki cinsten oluşuyor ve biri olmadan diğeri var olamıyor. Ama kadın, doğuştan sahip olduğu haklarını elde etmek için mücadele etmek zorunda bırakılmış. Ve bu erkeğin ayıbı ve trajedisidir bence. İnsan ırkı, kadınerkek, yaşlı-genç, çoluk çocuk hep beraber dünyayı nasıl daha iyi bir yer haline getirebiliriz diye uğraşması gerekirken, halen kadın hakları için çaba gösteriyoruz.

SIRTINI ERKEKLERE DAYAMAK İYİ DEĞİL
- Bütün kadınların, hakları konusunda ses çıkarttığını düşünüyor musunuz?
- Birçok kadın çıkarıyor. Ama modern hayat tuhaf bir çelişki de dayatıyor insana. Birey olarak kadın sistemin içerisinde var olmak adına mücadele veriyor. Bu mücadelenin sonunda statü, ekonomik güç gibi kişisel kazanımlar elde edebiliyor. Ama sonra o kadınlar, hak konusunda güçlü çıkışlar yapamıyor. Çünkü kendi kazanımlarını korumak durumundalar. Aslında bu çelişki, başka duyarlı olduğumuz konularda da geçerli.

- Kadınların hangi özelliklerini sevmiyorsunuz?
- Doğuştan gelen anaç, duygusal ve narin yapısını yanlış anlamlandırıp sırtını erkeklere dayama konusunda ısrarcı olan kadınlara pek sıcak bakmıyorum.

HEM TİYATRO HEM SİNEMA
"İnşallah Özen Yula'nın Öldüğümüz Gece isimli oyununda ve Derviş Zaim'in yeni çekeceği filminde rol alacağım. Geçen sene Köln'de çekilen, Zuli Aladağ filmi 300 Kelime Almanca da sanırım kışın vizyonda olacak."