X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Azeri işadamları İstanbul'u sevdi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Azeri işadamları İstanbul'u sevdi

  • Giriş Tarihi: 19.10.2013

Azeri işadamlarının gastronomi dünyasına katkıları son hız devam ediyor. Mübariz Mansimov, ünlü İtalyan restoranı Cipriani'yi ve gece kulübü Billionaire'i Türk müşterilerin ayağına getirmişti. Ardından Bebek'te başka bir işadamı, El Fakheer isimli ultra lüks bir nargile evi açtı. Hem de ne lüks... Servis için kimseye seslenmeniz gerek kalmıyor, basıyorsunuz düğmeye, garson tüllerle çevrili locanızda bitiveriyor. Son olarak yeni bir grup daha Türkiye'de yatırımlara başlayacak. İlk mekanları Asetrin adıyla gelecek hafta Küçükyalı'da açılacak. Adını, Hazar denizinden çıkan ve havyarıyla ünlü balıktan alıyor. Yaklaşık 700 metrekarelik bu ultra lüks balıkçıda asetrin balığından elde edilen havyar ve balığın farklı yemek çeşitleri servis edilecek. Mavi-beyaz dekorasyonlu restoran, temasını elbette denizden almış. Sahiplerinin Bakü'de ultralüks, herkesin kabul edilmediği Halikarnas Balıkçısı isimli bir restoranları daha var. Buranın müdavimleri arasında Türkiye'den bürokratlar ve işadamları da yer alıyor. Ama tıpkı Londra'daki bazı şehir kulüpleri gibi her isteyen kabul edilmiyor. Asetrin'de ise durum farklı. İsteyen herkesin lezzetli balığını uygun fiyata yemesi amaçlanıyor.

BALIĞA DOYACAĞIZ
Anlaşılan bu kış denizci kıyafetli garsonların servis yapacağı bu restoranda, asetrin balığına doyacağız. Çünkü çok yakında Kuruçeşme'de ve farklı noktalarda da yeni yerler açmayı hedefliyorlar. Restoranda haftada bir Yunan müzikleri olması planlanıyor. Açılış gecesinde ünlü konukların sahne alması için görüşmeler yapılıyormuş. Ayrıca bu gece için Azerbaycan'dan da elit bir kitle İstanbul'a gelecekmiş.

***
Yemek fiyatlarının arkasında ne var?

Sık sık "Kafede iki tabak yemeğe 100 TL verdim, çay bahçesinde tek başıma kahvaltı yapıp 34 TL ödedim" gibi şikayetler geliyor. Yemek yazarlarına ve işletmecilere "Bu gelen hesapların altında ne var?" diye sordum. İşin mutfağında olanlar fiyat politikalarını şöyle anlattı: ? Bir restoranın kendini nerede konumlandırdığı çok önemli. Kendisini şık ve fine dining olarak nitelendiren bir restoran Etiler, Bağdat Caddesi ve Nişantaşı'nda fahiş fiyatlar ödüyor. Yemekle kirayı kotarmak da imkansız hale geliyor. ? Şık kafe ve restoranlar, prestij amaçlı turizm belgesi alıyor. Bu belgenin alınması, diğer mekanlara göre yüzde 10 daha fazla vergi demek. ? Bu tarz restoranların masa örtüsünden çatal-bıçağına her şey özgün ya da tasarım oluyor. Deneyimli servis elemanlarına daha fazla ücret ödeniyor. Personel kıyafetleri her gün değişiyor ve yıkanıyor. ? Kaliteli malzeme seçimi, fiyatlara yansıyan en önemli fark. Eti, balığı, sebzeleri en iyi tedarikçiden alıyorlar. Yemek yazarımız Ahmet Örs de "Eskiden fiyatları belediyeler belirlerdi ve asılırdı. Artık serbest ekonomi var. Bu arz-talep meselesi" diyor.