Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bit pazarına nur yağsın!

Giriş Tarihi: 19.10.2013

"Evde her şey çok modern ve yeni, ortama biraz yaşanmışlık ve ruh katmak istiyorum" diyorsanız, eski eşyalara şans verin, pişman olmayacaksınız

Elimde değil, beğeniyorum eski eşyaları, bit pazarlarında dolaşmayı. 50'li, 60'lı ve 70'li yılların eşyalarına bayılıyorum! Aslında çok da titiz ve takıntılı biriyim başkalarının eşyalarını kullanmak konusunda ama sonuçta yenileniyorlar bir şekilde. Yıllar önce, moda editörlüğü yaptığım dönemde, çekimlerde kullanmak üzere eski kostüm gerektiğinde gitmiştim ikinci el eşya satan butiklere, burnumu tutarak. Elimin ucuyla tutup, uzaktan göstererek seçmiştim kostümleri. Kim bilir kimlerin, hangi hastalıklı insanların kıyafetleriydi onlar? Ya da çöpten mi çıkarılmışlardı acaba? Bu düşüncelerle bakıyordum ikinci el kıyafet ve eşya satan yerlere. Home Art dergisinde çalışmaya başladığım ve iş için ilk kez Çukurcuma'ya gittiğimde fark ettim içimdeki eski eşya aşkını. Ve o zaman anladım babaannemin kurtlanmış, konik ayaklı sehpasını da neden evin başköşesine koyduğumu. İlk aldığım eski eşya 50'li yıllara ait, kemik rengi, yuvarlak bir bavuldu. Dükkana girer girmez hissettim onun beni beklediğini. Aramızda bir bağ oluştu. Nasıl temizleneceğini düşünmedim bile. Bavul gibi şahsi bir eşyanın ikinci el olarak alınmaması gerektiği konusunda beynimin bir tarafı beni uyarsa da, diğer tarafı onunla gideceğim seyahatlerde ne kadar havalı olacağımı fısıldıyordu kulağıma. Yıllar geçti, zaman zaman gittiğimde hep beni heyecanlandıran bir şeylerle karşılaştım eskicilerde. Yurtdışına çıktığımda ne yapıp edip etraftaki bit pazarlarına gitmeye çalışırım. Bir şeylerin, dünyanın öbür ucundan gelen benimle bir bağ kurmak için o gün orada olacaklarını hissederim. Ve sandalyelerim... Son zamanlarda en çok gurur duyduğum eşyalarım... İskandinav tarzı. İncecik, son derece zarif... Onları eskici dükkanının kapısında gördüğümde öyle heyecanlanmıştım ki, beş tane olmalarına, ayaklarının çarpık olmasına, aldırmadım bile. Şimdi evimin en nadide parçaları...

NELERE DİKKAT ETMELİ?
Eskiye rağbet olsun istiyorum, bit pazarına nur yağsın! Hikayesi olan tasarımlar, yepyeni ve modern evlerde yeni eşyalarla kaynaşsın, onlarla arkadaş olsun, onları hayata hazırlasın, tecrübeleriyle onları olgunlaştırsın. İnanın yeni ve modern eşyalar da eskilerle kaynaşınca çok daha farklı görünüyor gözünüze. Modern eşyalarınızla bir araya getireceğiniz eski eşyaları seçerken dikkatli olmakta fayda var. Masif, iyi kalite ahşap mobilyaları almakta bir sakınca yok. Masa, sandalye, büfe gibi, baktığınızda defolarını ilk anda görebileceğiniz eşyalara odaklanabilirsiniz. Bunların da deforme olmamış, parçası eksik olmayan, kurtlanmamış olmaları önemli. Cila, kaplama gibi onarım gerektiren faaliyetlerin size çok büyük bir paraya mal olmaması gerekiyor. Kanepe gibi içinde sünger, yay vs olan ve kondisyonundan emin olmadığınız eşyalardan uzak durun.

Aklımda kalanlar
Tasarımcı Defne Koz tarafından mobilya aksesuvar markası Samet için tasarlanan ve Alman Tasarım Konseyi Ödülleri 2013'te 'İç Mekan İnovasyon' kategorisinde ödüle layık görülen menteşe kaplama ürünü ELA.
Kartell'in Nişantaşı mağazasında gördüğüm Patricia Urquiola tasarımı Comeback sandalyenin sallanan versiyonu.
Zorlu Center'da ilk açılan mağaza olan Beymen'in 9 bin 500 metrekarelik mağazasında kaybolmamanız için Alman illüstratör Olaf Hajek tarafından çizilmiş kroki.


BUGÜN NELER OLDU
İLİŞKİLİ HABERLER
ARKADAŞINA GÖNDER
Bit pazarına nur yağsın!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz