Bosna ile Hasankeyf Üç Yol'da buluştu

Giriş Tarihi: 26.10.2013

Üç Yol'da, Bosna'daki kayıplardan Hasankeyf'in sular altında kalmasına kadar farklı coğrafyalardaki acılar Yusuf ile Züleyha'nın aşkı izleğinde anlatılıyor

ÜÇ YOL **

Günümüz Türkiye sinemasında sinema şiir ilişkisine dair en iyi çözümlemeleri Semih Kaplanoğlu'nun Yusuf üçlemesinde görürüz. Kaplanoğlu, şiiri sinemanın damarına zerk ederek, üç filminde de kurduğu atmosferin neredeyse ana unsurlarından biri haline getirir. Böylece yönetmen, sonuçta Batı sanatı olan sinemayla Doğu'nun en zengin anlatım şekli şiiri sinematik bir şekilde buluşturur. Faysal Soysal'ın ilk uzun metraj filmi Üç Yol da bu yoldan ilerlemek isteyen bir film. Biçim olarak böyle bir hedefi olduğunu sezdiriyor... Üç Yol'un geniş bir teması var. Farklı coğrafyalarda yaşanan acıların peşine düşen insanların hikayesi olarak da okuyabilirsiniz filmi. Yusuf ile Züleyha'nın destansı aşkının farklı bir yorumu olarak da görebilirsiniz. Anladığımız, günümüzde insanlığın rüyalarını kaybetmeleri üzerinden iki tema arasında bir bağ kurulmak isteniyor. Böylece Bosna Savaşı'ndaki kayıpların ve yakınlarının yaşadıkları, Hasankeyf'in sular altında kalmasıyla yaşanacak dramlar bu rüyasızlıkla açıklanmaya çalışılıyor. Burada Yusuf'un rüya tabirlerine yapılan vurgular anahtar işlev görüyor. Açıkçası Soysal, Kaplanoğlu gibi filmine şiiri damardan zerk edemiyor. Daha doğrusu şiiri bir anlatım unsuru haline getiremiyor. Böylece yönetmenin tema olarak dert ettiği meseleler ve hikaye bir bütüne dönüşmüyor. Eklektik bir yapı ortaya çıkıyor. Soysal'ın ilk filminde disiplinler arası bir denemeye girişmesi cesurca nitelendirilebilir. Lakin Üç Yol'un, Kaplanoğlu'nun Yusuf üçlemesinin çok gerisinde kalması da gösteriyor ki, bu tür denemeler yapmak için deneyim gerekiyor galiba. Soysal belki daha sade bir içerikle bu tür bir denemeye girişmiş olsaydı Kaplanoğlu'nun sinemamızda açtığı yoldan ilerlemiş olabilirdi. Ama Üç Yol bu yolun kapısında duruyor şimdilik.

SİNEMA NOTLARI
Bağımsız filmlerin sinemalarda gösterim olanağı bulamaması can sıkıcı bir durumdu. Şimdi Başka Sinema adıyla yeni bir dağıtım ağı kuruluyor. İstanbul ve Ankara'daki bazı sinemalarda artık daimi olarak bağımsız filmler gösterilecek.
Tayfun Pirselimoğlu'nun son filmi Ben O Değilim merakla beklediğimiz yapımlardan biri. Film 8 Kasım'da başlayacak Roma Film Festivali'nde dünya prömiyerini yapacak, ana yarışmada büyük ödül için yarışacak.
Reha Erdem'in yönettiği Jîn Avustralya'nın en önemli ve en çok seyirci toplayan sinema etkinliği Adelaide Film Festivali'nde en iyi film seçildi.
ARKADAŞINA GÖNDER
Bosna ile Hasankeyf Üç Yol'da buluştu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz