X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Propagandaya ne gerek var?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Propagandaya ne gerek var?

  • Giriş Tarihi: 9.11.2013

Slow Food'un İtalyan başkanı Carlo Petrini, İtalya'da olduğu kadar Türkiye'de de tanınan, sevilen ve bu sempatiyi hak eden bir isim. Son olarak İstanbul'da lüfer günlerine katıldı. 23 Ekim tarihli La Repubblica gazetesindeki 'viaggi-seyahat' sayfasında da İstanbul gezisine yer verdi. Slow Fish İstanbul toplantısından, Boğaz'daki hidroksit kaynakların azalması ve kirlenmeye dikkat çeken Petrini, bu yıl düzenlenen lüfer kermesinden de uzun uzun bahsetti.

TÜRKİYE'DEN KIBRIS'A
Türkiye'ye her giden yabancının eliyle dokunup gördüğü ekonomik gelişme, halkın modernite arzusu, gelenekle çağdaşın birlikteliği bu yazı da yer aldı. Gastronomik açıdan da Karaköy Lokantası, Lokanta Maya, Ahırkapı Giritli, Akdeniz Hatay Sofrası, Mikla, Kantin gibi lokanta ve restoranlar da ünlü gurmeden tam not aldı. Tabii Petrini'yi sadece gurme olarak tanımlamak hatalı olur, gerçek anlamıyla slow yaşam felsefesinin, tarzının kurucularından. Aradan bir hafta kadar zaman geçtikten sonra bu kez de yine aynı sayfada Güney Kıbrıs üzerine otantik Kıbrıs diye bir yazı okuyorum. Yazı La Repubblica'da gazeteci-yazar olarak çalışan eşimin de dikkatini çekmiş. Hatta yazı işlerine de bir mail atarak konuyu sorduğunu da biliyorum. Bayağı taraflı bir yazı, KKTC yok sayılıyor. Tabii, Güney Kıbrıslı Rumlar'ın nasıl bir propaganda makinasına sahip olduğunu çok iyi biliyorum. İtalya'da da etkinler, Türkiye'yi çok sıkı takip ederler. Her şeye cevap verir, her faaliyete engel olmaya çalışırlar. Petrini'nin Türkiye'nin ardından Güney Kıbrıs'a gitmesi rastlantısal mı bunu bilmek zor. Hoş Güney Kıbrıs'a da 'slow adalar' faaliyetleri kapsamında gitmiş. Ancak, burada çuvaldızı da kendimize batırmak gerekiyor. Petrini gibi isimleri KKTC'ye davet etmek kimsenin aklına gelmediyse, adamı suçlamamak gerek. Gelelim Petrini'nin yazısına, 'Ada'da 40 yıldır varolan Türk mevcudiyetinden bahsetmiş. Biraz tarihini okusaymış keşke gitmeden önce. Batılılar gibi onun için de adanın tarihi 1974'te başlıyor. Öncesi yok. Bırakın uzak tarihi, Osmanlı'yı, 50'ler, 60'larda yaşananlardan haberi yok. Bu algıyı başarılı bir biçimde yaratan da Güney Kıbrıs propaganda makinası.