X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Derin Kapalıçarşı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Derin Kapalıçarşı

  • Giriş Tarihi: 23.11.2013

550 yıllık Kapalıçarşı'da eşşiz bir deneyim... Arzum Onan'ın heykel sergisinin uyandırdığı duygular ve Sabah Ekler'de neler oluyor?

Üniversite yıllarında hayatım Kapalıçarşı, Süleymaniye, Sahaflar Çarşısı'nın içinde geçti. Ama ne yazık ki insan gençlikte sadece bakıyor, görmüyor. Görmek için, farketmek için içinizin durması-oturması gerekiyor. Benim için de böyle oldu. Bunun farkına vardıktan sonra yaratabildiğim her boşlukta kendimi oralarda buldum. Yeni tatlar, yeni heyecanlar, keşifler peşinde koşup her defasında sürprizlerle döndüm. Geçen hafta, hem de çok yoğun bir gündemin ortasında, Berna Sağlam, "Salı günü Kapalıçarşı'da paha biçilemez bir gezi yapacağız" dediğinde hemen "Tamam, geliyorum" dedim.
Çünkü bu kez bir rehber eşliğinde gezecektik Kapalıçarşı'yı... İstanbul'u çok iyi bilen ve her şeyi masal tadında anlatan, sizi anlattığı hikayenin içine sokan Saffet Emre Tonguç'la yaptığımız bu gezi, benim için yine, yeniden bir keşif hikayesi oldu...
Mastercard'ın 2012 yılında hayata geçirdiği "Paha Biçilemez İstanbul" adıyla hayata geçirdiği projenin "Kapalıçarşı" durağı bir kez daha bakmanın değil, bir şeyi deneyimlemenin önemini gösterdi...
Önünden defalarca geçtiğim o küçük dükkanların içindeki dünyalarda inanılmaz hikayelerle karşılaştık. İstanbul'un son gramofon ustasının tek kişilik dünyasına konuk olurken, kulağımıza taş plaktan Müzeyyen Senar şarkısı çalındı... O anda dünya durdu... Kavgalar, çekişmeler, koşuşturmacalar anlamını yitirdi. Sanki bir biz vardık, bir de gramofoncu Mehmet Usta...
Nick's Caligraphy'de dünyanın en incelikli sanatı ile tanıştık. Nick Usta, kurutulmuş yapraklar üzerinde hat sanatının incelikleriyle neler neler yaratıyor, görmelisiniz... Yıllarca o caddeden geçip giderdim ama Nuruosmaniye girişindeki Aslan restoranla ilk kez tanıştım. Belki bir esnaf lokantası ama nasıl farklı, nasıl güzel. Ve de Nuruosmaniye Camii... Vakit darlığından hep koşarak geçerdim önünden. Çünkü işlerimi halledip, bir an önce işe dönme telaşında olurdum... Bu kez hep birlikte durduk ve gördük. Sonra, meşhur Bond filminin çekildiği çatılara çıktık... Kapalıçarşı'nın içi başka bir yüz, dışı başka bir yüz... Oradan İstanbul'a bakmak bir başkaydı. Halıcılar, kumaşçılar, bakırcılar, altın atölyeleri, dericiler ve daha neler neler. Bunca yıldır görmediğim, farkına varmadığım onca şey. Geçen hafta kafayı dinlendirmek için Paris'teydim... Başımıza bin türlü şey geldi, tatsız tuzsuz döndük. Oysa kafayı dinlemek için oralara kadar gitmeye de gerek yokmuş... Şehri turist gibi yaşamak da eşsiz bir deneyimmiş ve iyi yaşanmış bir gün, bayağı dinlendiriciymiş. (Mastercard'ın projesini pahabiçilemezistanbul. com sitesinden takip edebilirsiniz.)