X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Güneşli bir pazar günü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Güneşli bir pazar günü

  • Giriş Tarihi: 30.11.2013

Atina'da kışın en güzel günleri güneşin açtığı günler. Peki bu günlerde Atinalılar neler yapar, bir bakalım

Atina'nın en büyük özelliklerinden biri, özellikle kış aylarında tüm ülkede havanın bulutlu, yağmurlu, soğuk, hatta karlı olmasına rağmen, bu sert denilebilecek kış ikliminin neredeyse şehri teğet geçmesi. Kış aylarında hafif soğuğun ve gün aşırı açan güneşin tadını çıkaran Atinalılar'dan başka; bu nimetten en çok Orta Avrupa ve Kuzey ülkelerinden gelen yabancı turistler yararlanıyor... Nadiren yağan kar ise Atinalılar'ın belki de en mutlu günlerini oluşturuyor... Gelelim güneşli bir pazar gününde Atinalılar'ın ne yaptığına... Bu kış günlerinde hava açtığında, İstanbullular Boğaz'daki sabah kahvaltılarında gazete, dergi okuyup, çay içerek demlenirken; Atinalılar, başkentin en eski semtlerinden biri olan Akropol yamaçlarındaki Monastiraki'de turlamaktan zevk alıyor... Monastiraki'nin en büyük özelliği olan bitpazarı, yalnız hafta sonlarında açılıyor. Yakın bir geçmişe kadar eskicilik yapanlar şimdilerde antikacı olmuş. Sağdan soldan toplanan eski eşyalar onarılarak satılıyor.

BİT PAZARINDA YOK YOK
Bitpazarında adeta yok yok... Eski fotoğraf makineleri, daktilolar, çalışan ve çalışmayan çakmaklar, eski ve yeni gözlükler, eski ve yeni saatler, 2. Dünya Savaşı'ndan kalma Alman, İngiliz, İtalyan miğferleri, kullanılmış askeri üniformalar, süngüler, tablolar, çanak-çömlek, düğme, eski kitaplar, plaklar, dergiler, ansiklopediler... Yani akla ne gelirse bu bitpazarında bulmak mümkün. Atinalılar bu güneşli günlerde bitpazarında tur atmaktan ve alışveriş yapmaktan zevk alıyor... Bitpazarından biraz ilerideki meydana çıkan dar yolun iki tarafındaki Mahmutpaşa'yı anımsatan mağazalarda ise tişört, jean, spor ayakkabı, çizme, antik eşya ve eski paralar, pullar ve turistik eşyalar satılıyor. Bunlara da göz gezdirdikten sonra insanlar kendilerini irili ufaklı kafelere atıyor. Bu kafelerden biri, Monastiraki sokaklarından birinde, 1950'lerden kalma, etrafı evlerle çevrili bir avlunun içinde bulunuyor. 50'li ve 60'lı yılların sinema filmi sahnelerinin çekildiği bu mekanda kahveler yudumlanıyor. DJ'in çaldığı klasik müzik eşliğinde alışveriş çantası içindeki eski eşyalara bakarken insan, kendisini yarım asır öncesinde gibi hissediyor...