X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bütün sevgililerim hâlâ bende, hiç unutmadım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bütün sevgililerim hâlâ bende, hiç unutmadım

  • Giriş Tarihi: 7.12.2013

Gazino sahnelerinde fırtına gibi esen, her kadronun vazgeçilmezi olan Nazan Şoray, yeniden İstanbul gecelerinde... Programı büyük ilgi görüyor. Sırrı ise sahnenin şifrelerini çok iyi çözmüş olması. Şoray'la gazino kültürünü ve büyük aşklarını konuştuk

Nazan Şoray, "Türkan Sultan'ın kardeşi olarak 5-0 yenik başladım bu işlere" diyor. Hak vermemek mümkün mü? Biri Sultan, öbürü 'Küçük Şoray'. Yanlış anlaşılmasın, kıskanmıyor Türkan Sultan'ı, ablasına hayran, bahsederken gözleri parlıyor. Arşivlere baktığınızda hep sevgilileriyle çıkıyor karşımıza, tekstilci, müteahhit, genç sevgililerinden, yıktığı yuvalardan bahsediyor haberler. İnkar etmiyor, ama "O hikayeler çok eksik, bir anlatsam ooo" diye özetliyor durumu. Nazan Şoray'la röportaj yapacağımı duyunca bir arkadaşım anlatıyor, erkeklerin ona olan hayranlığını. Yıllar önce, Şoray televizyona çıkacağı zaman erkekler maç seyreder gibi toplanır, beklermiş ekrana çıkmasını. Fiziksel olarak çok benziyor ablasına, ama belli ki ruhu farklı. Sultan ne kadar ürkekse, Nazan Şoray o kadar cesur. Sultan ne kadar ahu gözlüyse, o kadar şehla, o kadar dik kafalı. Ve hakikaten çok çarpıcı bir kadın, baktırıyor.

- 'Google'a mı baktınız? Onlar yanlış bilgiler' dediniz, yazılanlar doğru değil dediniz...
- Bazı yanlış, komik bilgiler var. Tam bilgi yok, zaten tam bilgi olsa, ooo hikaye çok. Bazıları Barış Manço'nun Halhal'ı benim için yazdığını bile bilmiyor. Bana yapıldı o şarkı.

- Ablanız sinemada başarılıyken sizin müziği seçmeniz, onun gölgesi altında kalmamak için mi?
- Ben popülerdim, yürüdüğüm zaman herkes cama yapışıyordu resmen. Sahne teklifi geldi, kabul ettim. İlk zamanlar kendimi hiç beğenmiyordum. Sıkışınca da 'Ben zaten sinema artistiyim' gibi aptal laflar ediyordum. Sonra bu bana dokunmaya başladı. Şerif Yüzbaşıoğlu'nun yakasına yapıştım bana ders vermesi için. En iyi o diye duymuştum. O 'Ben kimseye ders vermiyorum' dedi ama ben yalvardım. Kabul etti, sabah saat 11.00 derse gelmem şartıyla. Menajerime 'Bu kadar çalışıyorum ama benim kendime ait bir şarkım olmalı' dedim. Şarkıcı saymıyorlardı beni. Kendime de bir yer arıyorum, uğraşıyorum. Basında sürekli fotoğraflarım çıkıyor ama şarkı yok! Menajerim 'Selami Şahin'den alalım bir şarkı' dedi. Buluştuk. Selami Şahin geldi, tokalaşırken, 'Seninle tanışmamız bir tesadüf değil mi, beni sana bağlayan o gözlerin değil mi?' dedi ve şarkıyı o anda yazdı. Bana yazıldı o şarkı...

- Sahnede çok iyi olduğunuz konuşuluyor hep.
- Cenk'in yerinde de öyle diyorlar. Kendime ait şarkılarım az olduğu için, o açığı kapatmak için sahnemi çok geliştirdim. Repertuvar yapmasını, sahnede nasıl giyinilmesi gerektiğini çok iyi bilirim. Nasıl yürüyeceğimi de çok iyi bilirim. Sahnede çok konuşmam, o benim çekingenliğimden...

- Kendinizi çekingen mi buluyorsunuz?
- Evet, öyle bulurum. Sahnede iyi olduğumu bana ilk kez Mehmet Teoman söyledi 'Sen sahnede ne yapıyorsun, muhteşemsin. İnsanın gözünün içine baka baka, üzerine üzerine gidiyorsun' dedi. Bazı sırlarımı da söylemeyeceğim tabii... İyi bir aşçı tarifi eksik söyler. Şimdi Cenk Eren'in yerinde çalışıyorum, beni pamuklara sarıyor.

- Zor bir çocukluk geçirmişsiniz?
- Zor demedim hiç. Ben mutluydum. Belki ablamın da küçük yaşta artist olmasından dolayı aile ona odaklandı, gayet normal... Mutluydum ben, bir de annemle babam ayrıldığı için maddi anlamda zor bir çocukluk oldu. Mesela hiç bebeğim olmadı benim.

- Türkan Hanım çok küçük yaşlarda tanınıyor ve para kazanmaya başlıyor. Bu, ailenin hayatını değiştirdi değil mi?
- Mutlaka değiştirdi, çünkü eve daha çok para girmeye başladı. Tabii bunun bana etkisi çok olmadı, öyle hemen bana bebekler falan alınmadı yani... Ablam çalışıyordu, filmlere gidiyordu, annem de genç bir kızı yalnız bırakmamak için onunla birlikte gidiyordu. Ben de evde yaramazlık yapıyordum.

- Yaramaz mıydınız?
- Çok meraklıydım. Hatta bir keresinde kirpiklerimi kestim. Ablam takma kirpik takıyordu. O keserek düzeltip, gözüne uygun hale getiriyordu takma kirpikleri. Annemle hazırlanıp çıktılar. Onlar çıkar çıkmaz ben makası elime aldım ve kirpiklerimi kestim. Akşam eve geldiler, annem, gördü ve beni hırpaladı.

- Acaba dikkat çekmeye mi çalışıyordunuz?
- Olabilir, çocukluk. Ablama çok düşkündüm, onunla yatmak isterdim hep. Bir de ben büyük yaşlarıma kadar yatağı ıslatıyordum. Altı yaşına kadar böyleydi. Bir gün bir uyandık, yatak göl gibi, ablam işe gidecek, film çekimine... O kadar utandım ki... Hiçbir şey söylemedi ablam. Bir daha ablamla yatayım falan demedim.

- Ablanız sinemaya girmeseydi, ailenin hayatı nasıl olurdu?
- Ben mimar olmak, evlenmek falan istiyordum. Bana sorduklarında artist olmak istemediğimi söylüyordum, 'Çünkü sokaklarda rahat yürüyüp, simit yemek istiyorum' derdim. Bir rahatsızlık görüyordum onların hayatında, bir huzursuzlanma...

- Abla-kardeş birbirinizi çok sevdiğinizi biliyorum ama ona öfkelendiğiniz, kıskandığınız zamanlar oldu mu?
- Hayır! Hayatta olmadı öyle bir şey. Söz konusu olamaz böyle bir şey. Ben her zaman ablamla gurur duydum. Çok güzel bir kadın. Güzelliğinin yanı sıra rolünü çok iyi yapan bir kadın. Her şeyi düşünmüş ve gerçekleştirmiş bir kadın.

- Türkan Şoray olunca akan sular duruyor memlekette, Nazan Şoray olarak hayata 1-0 önde mi yoksa geriden mi başladınız?
- İşin doğrusunu isterseniz 5-0 geride başladım. Ama benim hedeflerim farklıydı; o benim ablamdı, Türkan Şoray değil. Onun için canım veririm. Hedefim işimi iyi yapmak, iyi bir yorumcu olabilmekti. Ablamın çok taklidi vardır. Siz hiç Nazan Şoray'ın onu taklit ettiğini duydunuz mu?

- Belki de bilinçli olarak yaptınız bunu?
- Hiç alakası yok! Biraz iri kahverengi gözlü olan Türkan Şoray'a benziyorum diye ortalıkta dolaşıyor!

- Gazino olayının bitmesi sizi etkiledi.

- Ne iş beni bıraktı, ne ben işi bıraktım. Fakat her yerde çalışamazdım. İnsanlar barlarda çıkmaya başladı, ben yapamazdım. Ne yerdeyim ne gökteyim şu anda. Çünkü yanlış biliyorlar, zannediyorlar ki ben 10 senedir hiçbir yerde çıkmadım. Halbuki ekstralara hep gidiyorum. Albüm yapıyorum, duyurulamıyor, artık eskisi gibi değil. Bir de güzelliğim şarkıcılığımın önüne geçti. İlk günden itibaren çok çalıştım, şan dersleri aldım ve hâlâ ders alıyorum. Tiyatro da yapıyorum, 10 parmağımda 10 marifet var benim.

- Gazino hayatıyla nasıl baş ettiniz?
- Çok iyi baş ederdim. En iyi baş eden ben olduğumu başkaları da söylüyor. Ben aşk, gönül kadınıyım. Bana sökmez pırlanta falan.

- Hiç pırlanta gönderen oldu mu?
- Oldu birkaç kere ama hep geri gönderdim. Bir de arkadaşlarım bana kızardı, çünkü garsonla geri gönderirdim. Ya adam cebine atsa! Kendime ait kurallarım vardı. Mesela adam çiçek yollamış, asla onun oturduğu yere bakmazdım, belki de sinir etmek için yapardım bunu, bilmiyorum. Benim de kimi kurallarım vardı kendimi korumak için...

- Türkan Sultan kuralları gibi mi?
- Hayır, ben öyle şeylere çok takılmam.

- Pişmanlık duyduğunuz, eksik bıraktığınız bir şeyler var mı?
- Evet, işimle ilgili pişmanlıklarım var. Daha çok şarkım olmalıydı, çok üzülüyorum. Hırslı biriyim ve hırsı olmayanı sevmem, sıkılırım ondan.

GENÇ SEVGİLİ BENİ ÇEKMEZ
- Siz cesur yaşamışsınız.
- Evli adamlarla birlikte olduğumu mu söylemeye çalışıyorsunuz? Evet, oldum! Ama hep aşk vardı! Aşk olmadan benim için olmaz.

- Çok ilişki yaşamışsınız, hepsine âşık mı oldunuz?
- Evet, ben aşka inanırım.

- İlk aşkınızı sorsam?
- Kim olduğunu söylemem.

- Tanınan biri herhalde?
- Evet, benden büyüktü ama onun yeri bende ayrı, çok şey öğretmiştir bana. Zaten hiçbir sevgilimi unutmam. Anılarım kıymetli benim... Şairin dediği gibi, 'Ne kadınlar sevdim zaten yoktular'; ben hiç öyle olmadım. Bütün sevgililerim hâlâ bende... Onlarda durum ne bilemem elbette. Hepsinden çok düzgün bir şekilde ayrıldım.

- Bazı kadınların canını yakmışsınız...
- Bilerek kimsenin canını yakmadım, yakmam. Belki de onlar benim canımı yakmıştır?

- Bazı kadınlar korkmuştur sizden.
- Öyle diyorlar ama beni tanıyanlar öyle düşünmez.

- Arşivlere baktığımızda tekstilci sevgili, müteahhit sevgili, hayali ihracatçı sevgili, genç sevgili...
- Evet, bunlar oldu. Ama genç sevgili yok. Olsa söylerim. Genç bir adam aklıyla, bilgisiyle benim ilgimi çekebiliyorsa, hayır demem. Ama zor bir şey. Ama öyle gençlere düşkünlüğüm falan yok.

- 'Belalı' adamlarla da olmuşsunuz, mesela bir sevgiliniz hayali ihracatçı diye geçiyor...
- Mesleğinden bana ne! Hem hayali ihracat ne demek? Hâlâ anlamış değilim. Onu ben neden düşüneyim, devlet düşünsün! Hem adam bana neden zarar versin, mafya değil ya!

BARIŞ MANÇO BENDEN BIKIP ŞARKIYI VERDİ
"Duydum ki Barış Manço artık başkalarına şarkı verecekmiş, hemen evine gittim. Zannediyorum ki böyle dizi dizi şarkı var, ben seçeceğim. Yok öyle bir şey. Her gün arıyorum, 'Şarkı ne oldu?' diye. Adam yakasından düşeyim diye verdi galiba şarkıyı. Hemen adını sordum. 'Halhal' dedi, sustum, cevap veremiyorum. 'Halhal ne demek?' diye soracağım, çekiniyorum. İçimden de 'Demek ki bilinen bir şey' diye geçiyor. Dayanamadım sordum. 'Ayağa takılan bilezik, Doğulu kızlar takar, yürürken ses çıkarır' deyince gözlerim parladı, o halim gözümün önüne geldi. Sözlerini merak ettiğimi söyleyince hemen söyledi. 'Nazo gelin ayağına takar' kısmını duyunca tabii şaşırdım, adım geçiyor. Nazan'ı Nazo yapmış! Şarkı patladı. Fakat aradık taradık, memlekette halhal yok. Bir arkadaşımla birlikte kolyeden halhal yaptık, ayağıma iple bağladık, oldu halhal! Allah rahmet eylesin Barış Manço'nun bana bu anlamda katkısı çok büyüktür. Ama halhal üzerime yapıştı."

ÇOCUĞUM YOK DİYE ÜZÜLMÜYORUM
- Çocuksuz olmak sizi üzüyor mu?
- Hayır, üzülmüyorum. Çünkü çocuk yapacak zamanım yoktu. Bir de çocuk yapmayı karşınızdaki adam düşündürür, o adam için çocuk yaparsınız. Ben öyle bir şey yaşamadım. Kimi böyle bir şey hissettirdi ama koşullar uymadı. Hep çok çalıştım, bir gecede üç işe gittim.