X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mutlu olmak için bu hormonlara dikkat
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mutlu olmak için bu hormonlara dikkat

  • Giriş Tarihi: 14.12.2013

Serotonin ve dopamin seviyenizi yükseltmek yaşam kalitenizi artırır. Keyfinizi artırmanın en güzel yollarından biri dikkatli beslenmek

Serotonin birçok zihinsel ve fiziksel fonksiyon için kritik öneme sahip olan bir beyin kimyasalıdır. Serotonin huzur verir. Bu huzur veren madde sakinleştirir, rahatlatır ve cesaretlendirir. Yüksek serotonin seviyesi iyimser ve umutlu hissetmemizi sağlarken, düşük serotonin seviyesi endişeli, kötümser olmamıza ve sürekli korku duymamıza neden olur. Kendine zarar verme ve intihar gibi kendine dönük şiddet de düşük serotoninle ilişkilendirilir. Yani endişeli, mutsuz ve umutsuz hissetmenizin -özellikle karnınız açken- tek sebebi irade zayıflığı değildir. Bu duygular vücudunuzun ciddi olarak serotonine ihtiyacı olduğunu gösterir. Bu durumu çözmek için, kendinize kızmak, kısıtlamak veya sorgulamak yerine kendinizi beslemelisiniz. Kendinizi duygusal anlamda beslediğiniz zaman göreceksiniz ki; açlık yerine tokluk, memnuniyet duyacaksınız ve huzurlu fiziğiniz ile zihniniz olacak. Kendinizi endişeli ve tedirgin hissediyorsanız serotonin açlığı çekiyorsunuzdur. Üzgün, yalnız veya keyifsiz hissettiğinizde ise dopamine ihtiyacınız var demektir. Dopamin heyecan ve mücadelelerle ilişkili beyin kimyasalıdır. Adrenalini yüksek spor yaparken (kayak, tüple dalmak gibi), âşık olduğumuzda, yağlı yiyecekler, kırmızı et yediğinizde ve risk aldığınızda vücudumuzda dopamin salgılanır. Sağlıklı bir dopamin seviyesine sahip olduğumuzda hayat bize eğlenceli gelir. Düşük olduğunda ise sıkıcı, keyifsiz ve mutsuz oluruz. Düşük dopamin seviyesi bizi aceleci yapabilir, 'kestirme' yiyecek ve davranışlara yöneltebilir. Çünkü ihtiyacımız olan zihinsel ve biyokimyasal kaynaklara sahip değilizdir ve çok yağlı bir abur cuburun bizi moral çöküntüsünden kısa süreli de olsa kurtaracağını bilir ve rahatlama yaşarız. Yüksek oranda yağ içeren yiyecekler beynimizin dopamin salgılamasına neden olur, bu da heyecan ve zevk patlaması yaşamamıza yol açar. Ancak bu durum çoğu zaman yeme bağımlılığının temelini oluşturur. Çünkü; düşük dopamin seviyeleri keyifsizlik hisleri, daha fazla yağ tüketimi, dopamin nöronlarının zarar görmesi ve beynin daha az dopamin üretmesi demek. Daha düşük dopamin seviyeleri de, daha fazla keyifsizlik hissi, daha da yağlı yemek...
Serotonin açlığını nasıl anlarız?
Sakinlik, huzur ve sessizlik yaşayamadığımı hissediyorum.
Üzgün hissettiğimde, rahatlamak için birine saldırmak, terapiste gitmek, meditasyon, yürüyüş, huzur verici bir müzik dinlemek gibi eylemlerim olur.
Canım çay, sigara, şarap istiyor.
Kendimi kötü hissettiğimde canım şeker, karbonhidrat, dondurma gibi yatıştırıcı yapısı olan veya ılık/sıcak çorba gibi insanı gevşeten yiyecekler istiyor.
İnsanların geç kalmasından hoşlanmıyorum. Kendimi sürekli sorguluyorum. Hedeflerime ulaşabilecek kadar iyi miyim merak ediyorum.
Kendimi sakinleştirmek için yemek yiyorum.
Yalnız hissediyorum.
Baş ağrılarım oluyor.
Kıpırdamadan durmayı sevmiyorum. Ya sürekli ayağımı sallıyor, ya ağzıma bir şeyler atıyor ya da şeker yiyorum. Fiziksel bir belirti olduğunda acaba hangi ölümcül hastalığa yakalandım diye endişeleniyorum.
Çok kolay irkiliyor ve korkuyorum.
Yemek pişirerek diğer insanları mutlu etmeyi seviyorum.
Dopamin açlığını nasıl anlarız?
Özellikle kendimi kötü hissettiğimde, canım yağlı yiyecekler, baharatlı tatlar, cips istiyor.
Uykuya dalmakta güçlük çekiyorum.
Bir şey olsun istediğimde hemen olsun istiyorum.
Huzursuz, mutsuz, sıkılgan hissediyorum.
Konsantre olmakta güçlük çekiyorum.
Sürekli canım kahve, gazlı içecek, seks, sigara, puro, alkol istiyor.
Hiçbir şeyi tamamlayamıyorum.
Çoğu zaman oyalanıp geç kalıyorum.
Hep risk aldığım, rekabetçi olmayı gerektiren işlere yöneliyorum.
Başkalarını dinlemekte güçlük çekiyorum.
Enerjim düşük. Belirtileri okurken "Aa bu bende var!" diye kendinizde fark ettiğiniz noktaları yakalayabilirsiniz. Tam tanı koymak için mutlaka uzmandan yardım alınmalı. Ancak yukarıda bahsettiğim maddelerden çoğu sizde varsa mutlaka bunun üzerine gitmeli ve bir çözüm aramalısınız. Bunu çözmek hayatınızı kurtarabilir.

BESLENME DÜZENİNİZDE KÜÇÜK AMA ETKİLİ DEĞİŞİKLİKLER YAPIN
Beslenme şeklinizde yapacağınız minik değişiklikler vücudunuzdaki serotonin ve dopamin salınımını artırır. Bunun için; Az yağlı süt ürünleri, tam tahıllar ve tohumları, kızartılmamış kırmızı veya beyaz eti, deniz mahsüllerini, fasulye türlerini, kabuklu yemiş ve çekirdekleri (özellikle ay çekirdeği, kaju, pekan cevizi, badem), sebzeleri (özellikle şalgam yaprağı, brokoli, kıvırcık lahana, lahana, hardal yaprağı), meyveleri (özellikle kızılcık, acai çileği, kivi, kiraz, yaban mersini, zeytin, kuru erik, ahududu) tercih etmelisiniz.
Aynı zamanda; Affetmek, anılarınızı yazmak, banyo yapmak/soğuk duş yapmak, ayağınıza çorap giymek, balık tutmak, sarılmak, el ele tutuşmak, hayvanları sevmek ve onlarla oynamak, gülümsemek, güneş banyosu yapmak, masaj yapmak/yaptırmak, masayı kurup yemek yemek, karanlıkta yemek yemek ve her lokmanın tadına varmak, televizyonsuz, telefonsuz veya bilgisayarsız bir akşam geçirmek, yürüyüşe çıkmak, acı yemek, hiç denemediğiniz bir tadı denemek, mobilyalarınızın yerini değiştirmek, yüksek sesle müzik dinlemek de serotonin ve dopamin salgılanmasına yardımcı olarak daha huzurlu ve mutlu hissetmenizi sağlayacaktır.