X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Eşime Türkiye'de evlenme teklif ettim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Eşime Türkiye'de evlenme teklif ettim

  • Giriş Tarihi: 25.1.2014

21-22 Şubat'ta İstanbul'da düzenlenecek alldesign fuarına katılacak olan Karim Rashid'in yolu sık sık Türkiye'ye düşüyor. Rashid "Ülkenizin kalbimde ayrı bir yeri var, eşime evlilik teklifini bile Antalya'da yaptım" diyor

Mısır asıllı İngiliz tasarımcı Karim Rashid, sık sık tasarımla ilgili olarak ülkemizde düzenlenen konferans ve etkinliklere katılıyor. Birçok Türk firması için de tasarımlar hazırlayan Rashid, 21-22 Şubat'ta İstanbul'da düzenlenecek olan alldesign 2014 Tasarım Konferansları ve Fuarı için İstanbul'a geliyor. Daha önce Gaia&Gino, Yapı Kredi, Şölen, Monna Studio ve Step Halı gibi Türk markaları için tasarımlar yapan Rashid, tam bir Türkiye âşığı... Türkiye'nin kalbinde çok farklı bir yeri olduğunu söyleyen ve burada bir otel projesi üzerinde çalışan Rashid ile tasarım dünyasını ve Türkiye aşkını konuştuk:

- Sık sık Türkiye'ye iş ve tatil amaçlı geliyorsunuz. Türkiye'yi çok seviyor olmalısınız?
- Sanırım yılda üç kez falan Türkiye'ye geliyorum. Ülkeniz benim için çok özel bir yere sahip. Eşime Antalya'daki Hillside Su Hotel'de evlenme teklif ettiğim için Türkiye kalbimde her zaman farklı bir yere sahip olacak.

- İkinci eşiniz Ivana Puric'e Türkiye'de mi evlenme teklif ettiniz?
- Ivana ile Belgrad'da tanıştım. Bir sergi için oradaydım. Akşam düzenlenen partide onu gördüm ve ilk görüşte aşktı. 2008 yılında New York'ta evlendik. Ve ona Antalya'da evlenme teklif ettim. Sık sık Türkiye'ye, özellikle Antalya'ya geliyoruz.

- O da tasarım üzerine mi çalışıyor?
- Hayır, o kimya mühendisi. Mart ayında ilk çocuğumuz dünyaya geldi. Manhattan'da yaşıyoruz ama çok sık seyahat ediyoruz.

KENDİ REFERANSLARINI YARATMALI
- Türkiye ile ilgili en çok sevdiğiniz şey nedir?
- Klasik olacak ama Türkiye'deki Doğu ve Batı sentezini çok seviyorum. Gece hayatını, masalarda dans eden insanları seviyorum. Tabii bir tasarımcı olarak yürürken çevrede gördüğüm binaları, genç sanatçılarınıza ve tasarımcılarınıza ait eserleri, yani ülkenizle ilgili pek çok şeyi seviyorum. Ülkenizin öyle bir enerjisi var ki insana ilham veriyor.

- Sık sık ülkemize gelen ve birçok etkinlikte yer alan biri olarak Türkiye'nin tasarım dünyasındaki geleceği hakkında neler düşünüyorsunuz?
- Türkiye'nin geleceği konusunda çok olumlu düşündüğümü söylemek isterim. Ülkenizde ciddi yeteneklerin, gerçek motivasyon, iyimserlik, istek ve küresel kültüre katılma arzusu olduğunu görüyorum. Ancak Türkiye'de sektör Batı'yı kopyalamak yerine, kendi yeni ve orijinal dilini yaratmaya yönelmeli. Modern, yeni referanslar yaratmalısınız. Etrafta çok fazla bakır ve bronz hediyelik eşyalar, nazar boncukları ve başka zevksiz kalıntılar var.

- Kimlerin tasarımlarını beğeniyorsunuz?
- Aziz Sarıyer'in çalışmalarını beğeniyorum. Çok modern ve heykelsi.

- Oteller de tasarlıyorsunuz, Türkiye'de de bir otel tasarlamak ister misiniz?
- İstanbul'da bir sanat galerisi ve otel tasarlamak istiyorum.
45 yeni projem var

- alldesigne'a ilk kez katılıyorsunuz. Katılımcılar sizden nasıl yararlanabilecek?
- Konferansta tasarım dünyasının geleceği hakkında konuşacağım. Var olan her şey baştan, hiç düşünülmemiş bir şekilde tasarlanabilir. Sanat, doğa ve hayat arasında bağlantı kurmaya ara vermeden devam etmek gerekiyor.

- Otelden çizmeye, çikolata kabından şemsiyeye kadar farklı alanlarda tasarımlarınız var... Türkiye'nin size ilham verdiğini söylüyorsunuz, başka neler ilham veriyor size?
- Fiziksel dünyamızı daha iyi bir hale getirecek fırsatları birçok farklı yerde görebiliyorum. Sanırım her şey bana ilham kaynağı oluyor.

- Üzerinde çalıştığınız son projelerden de bahsedebilir misiniz?
- Şu an New York'ta ve dünyanın birçok yerinde gıda, alkol ve kozmetik paketleri tasarlıyorum. Bir araba tasarımı üzerinde çalışıyorum. Birkaç sanat şovu için hazırlıklarım var. Sanırım ofiste 45 projem var.

GEÇMİŞLE DEĞİL GELECEKLE İLGİLENİYORUM
- Farklı alanlarda birçok tasarımınız var. En çok beğendiğiniz tasarımlarınız hangileri?
- Cidden zor bir soru. Her yaratıcı gibi benim de aklım hep en son yarattığımda kalıyor. Hep en son yarattığım daha güzel olduğunu düşünüyorum. Ama mesela Umbra için 1993 yılında tasarladığım ve Garbo ismini verdiğim çöp tenekesini çok seviyorum. 2007 yılında Cisal için tasarladığım musluklar da çok güzeldi. Kaj markası için tasarladığım Alessi isimli saatleri de çok seviyorum. 12 farklı renkte tasarladım ve günlük hayatımda onları kullanıyorum.

- Anneniz İngiliz, babanız Mısırlı. Kahire'de doğdunuz, endüstriyel tasarım eğitiminizi Kanada'da tamamladınız. İtalya'da lisansüstü eğitimlerini tamamladıktan sonra, 1993 yılında New York'ta kendi stüdyonuzu açtınız. Bu kadar farklı kültürle iç içe olmak size tasarım alanında ne tür faydalar sağlıyor?
- Aslına bakarsanız pek eskiyle ve geçmişle ilgilenmiyorum. Hep geleceğe bakıyorum. Onun dışında tabii ki her öğretmenimden, her çalıştığım işten, bulunduğum her ülkeden ilham almışımdır.

- Tasarımcı olarak sizin kendinizle en çok gurur duyduğunuz an hangisiydi?
- İki onursal doktoram var. Interior Design dergisinin Hall of Fame'inde ismim geçiyor. Bunlar cidden gurur verici. Ama bence bir tasarımcıyı en mutlu eden şey, tasarladıklarının herhangi birinin evinde yer alması ve kullanılması. Tasarım insanlar içindir, müzeler için değil.

- Çalışmak istediğiniz markalar var mı?
- Tabii ki var! Adidas, LG, Bose, Boeing, Bang & Olufsen, Ferrero Italy, H&M, Tefal, Numark, Conair, Bionnare, Johnson & Johnson, Kartell, Herman Miller, Braun, IKEA, Vitra, Fiat, Hugo Boss, Levi's, Fornarina... Sanırım bunlar ilk aklıma gelenler... Daha da pekçok marka için tasarım yapmak istiyorum.

- Yanınızdan asla eksik etmediğiniz eşyalar neler?
- Laptop, defter ve kalemler. Sürekli bir şeyler araştırıp, bir şeyler çizebilirim.

BANA PLASTİK PRENSİ DİYORLAR
- Sizi sürekli pembe renkli kıyafetlerle görüyoruz. Pembe cidden en çok sevdiğiniz renk mi?
- Pembeyi ve enerji veren tüm renkleri seviyorum. Milyonlarca renk varken, insanın hayatta 'en çok sevdiği' tek bir şey olması fikri bana komik geliyor. Aslında sadece renklerle ilgili değil, en sevdiğim kitap, şarkı ya da herhangi bir konuda en sevdiğim tek bir şey yok. Bence hayatın en güzel yanı birçok farklı alternatifinizin olması. Ama bir erkek olarak renkleri seviyorum ve renkli giyinmekten de çekinmiyorum.

- Peki bir takma adınız var mı?
- Plastik malzemeyi çok kullandığım için bana 'plastik prensi' diyorlar.

15 ŞUBAT'TA ALBÜMÜ PİYASADA
- Belki herkes bilmiyordur ama siz başarılı bir DJ'siniz... Change the World albümünüz de iyi eleştiriler aldı.
- Elektro-pop ağırlıklı bir EP. Yani bir single'dan daha fazlası ama bir albüm için yeterli materyal yok. Toplam beş parça var içinde... Ancak 15 Şubat'ta albümüm piyasaya çıkacak. 11 parçadan oluşacak. Heyecan verici bir deneyim oldu. Yaratmanın her alanı çok güzel. İki parçam için video da çekeceğim.

- İlk kitabınız da I Want to Change the World ismini taşıyordu...
- Aslında bir müzisyen için aynı isimleri kullanmak biraz hayal kırıklığı yaratıyor öyle değil mi? Bu albümde herkese yaşamın tadını çıkarmasını öneriyorum. Herkese enerji ve mutluluk lazım.

MODA BENCE ÇOK SIKICI
- Birçok büyük modaevi için çalıştınız. Parfüm şişeleri, hediye paketleri, saat hatta yağmur botları tasarladınız. Moda tasarımı hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Modanın ağırlıklı olarak trendlere bağlı olduğunu düşünüyorum. Aynı formların tekrar etmesi bence çok sıkıcı. Bu yüzyılla ve gelişen teknolojiyle bağlantılı tasarımlar göremiyorum.