X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Güçlü kadınlara hayranım, ben de öyle olmaya çalışıyorum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Güçlü kadınlara hayranım, ben de öyle olmaya çalışıyorum

  • Giriş Tarihi: 25.1.2014

Kim Korkar Hain Kurttan oyununda eşiyle arasında aşk-nefret ilişkisi yaşayan bir kadını canlandıran Zerrin Tekindor, "Hiçbir kadın silik ve kendini gösteremeyen bir erkekten hoşlanmaz" dedi

Önce Aşkı Memnu dizisinde 'Matmazel', sonra da Kuzey Güney'de 'kuaför Gülten' olarak karşımıza çıkan Zerrin Tekindor, aslında 30 yıllık kariyer hayatında pek çok önemli oyunda rol alan bir tiyatro sanatçısı... Tekindor şimdi de oğlu Hira Tekindor'un yönettiği ve Oyun Atölyesi'nde sahnelenen Kim Korkar Hain Kurttan adlı oyunla tiyatro severlerin karşısında. Oyunda sanatçıya, Tardu Flordun, Şükrü Özyıldız ve Nilperi Şahinkaya eşlik ediyor. George ile Martha adında orta yaşlı bir çiftin evlerine davet ettikleri yeni evli çift üzerinden aşklarını sorgulayan oyunda Tekindor; kocasını aşağılayıp ona acı çektirmekten zevk alan, ne yapacağı belli olmayan ancak güçlü duruşuyla saygı uyandıran Martha'yı oynuyor. "Martha gibi kuvvetli kadınlara hayranım" diyen oyuncuyu güçlü olmaya iten sebeplerden biri de iki yıldır Haluk Bilginer'le yaşadıkları ilişki nedeniyle özel hayatının sürekli gündeme taşınması. Tekindor bu konuda bugüne kadar hiç konuşmadı. İlişkilerini inkar da etmedi ancak söyleşimiz sırasında haklarında çıkan haberlere isyan etti. En son Bilginer'in Londra'daki evine gidip 50 bin liralık eşya baktıkları haberi onun sabrını taşırmış. "Evet beraberiz ama bundan kime ne?" diyen Tekindor, basına malzeme olmaktan çok şikayetçi...

- Pek çok tiyatro oyununda farklı karakterleri canlandırdınız. Kim Korkar Hain Kurttan oyunundaki Martha, diğerlerine göre zor bir karakter mi?
- Evet. Oynamak istediğim harika bir rol ama bir o kadar da zor. Çünkü Martha, inişleri çıkışları olan, bir sonraki adımı belli olmayan, aynı anda aklından bin türlü şey geçen bir kadın. Başka bir zekası var ve kendisi gibi zeki bir adamla her dakika karşı karşıya. Sürekli antrenmanlı ve zekasını diri tutmak zorunda.

KADINLAR EZİK ERKEKLERİ TERCİH ETMEZ
- Martha gülerken birden ağlayabiliyor. Onun bu iniş çıkışlarını aktarmak için nelere dikkat ettiniz?
- En çok sahiciliğine dikkat ettim. Çünkü çok absürt cümleleri var. Oyunun sürprizini bozmamak için çok açık konuşamıyorum ama Martha ile kocası George'un hayatlarında inanılmaz bir kurgu var. Bunu doğru yansıtabilmeye çok özen gösterdik. Zorlandık da açıkçası.

- Neden?
- Çünkü her biri kendi içinde müthiş hikayeler barındıran karakterler var ve üç perdelik çok tempolu bir oyun. Provalara başladıktan sonra oyunun kağıt üzerindekinden çok daha zor olduğunu gördük.

- Martha'nın eşi George'a kafayı takmasının sebebi ne? Neden sürekli didişiyorlar?
- Martha her şeyi rahatça ifade edebilen, çok güçlü ve zeki bir kadın. Müthiş bir duygusallığı ve kırılganlığı da var ama onları kamufle edebiliyor. Martha kocasının silik, ezik ve kendini bir türlü gösterememesinden şikayetçi. Ona 'Yok gibisin' diyor.

- Martha da kendisi gibi güçlü bir erkek istiyor doğal olarak.
- Evet, her kadın güçlü erkek ister. Ezik, cümle kuramayan, kendini ifade edemeyen bir erkeği tercih edeceklerini sanmıyorum. Öyle birliktelikleri varsa bile bunu mutlaka dile getiriyorlardır sanırım, getirmiyorlarsa da ne acı.

- Neden bırakıp gitmektense hâlâ evliliklerine devam ediyorlar?
- Seviyorsa bırakıp gitmek olmaz. Martha, George'un kapasitesinin farkında, içindeki zenginliğe âşık zaten. Onları bir arada tutan da o aralarındaki zeka savaşı. Birbirlerinin canını acıtmaktan, aşağılamaktan hoşlanıyorlar. Hatta eğleniyorlar. Birbirlerine karşı acımasızlar ama aşkları hâlâ devam ediyor. Birbirlerini tamamlıyorlar.

- Martha kadınların çoğunluğunu temsil ediyor mu sizce?
- Bunu söyleyemeyiz ama Martha gibi olanlar var. Olsunlar da zaten. Kuvvetli kadınlara hayranım. Ben de öyle olmaya çalışan bir kadınım. Çaresiz kalacağım haller yaşamam inşallah ama hemen pes etmek, vazgeçmek bana göre değil. Akıl ve mantık çerçevesinde bildiğim ve inandığım şeyin üstüne giderim.

- Bu aslında var olma mücadelesi değil mi?
- Elbette. Zaten yaşamın anlamı bu. Hayat her zaman bayram değil, inişleri çıkışları da var. Onları da göğüslemek lazım.

HALUK'UN LONDRA'DAKİ EVİNE 50 BİN LİRALIK EŞYA ALDIĞIMIZ YALAN!
- Genç oyuncuların hepsi Haluk Bilginer'le çalışmak istiyor. Onun farkı ne?
-
Oyunculuğa doğallık ve sahicilik tarafından bakan biri. Onun karşısında bütün numaralarınızdan uzaklaşmaya çalışırsınız, çünkü hiçbirini yemez. Sahnede karşısındaki oyuncunun daha iyi olması için elinden ne geliyorsa yapar, onu daha iyi olmaya iter.

- Antonius ile Kleopatra'da birlikte rol aldınız. Bunun için kendinizi şanslı hissediyor musunuz?
-
Tabii. Haluk Bilginer Türkiye'deki en iyi aktörlerden biri ve onunla oynamak müthiş bir zevk. İlk Oyun Atölyesi'nde tanıştık. İnşallah onunla başka bir oyunda karşılıklı oynama şansını bir kez daha yakalarım.

- İlişkinizle ilgili haberlere ne diyorsunuz?
-
Çoğu yalan yanlış. En son Londra'daki evine gitmişiz, 50 bin liralık eşya almışız gibi hayal ürünü şeyler yazıyorlar. Bizi otomobilde çekmişler 'Makyajsızım, çekmeyin' demişim. Kapalı otomobilin içinde ne dediğimi nasıl duyacaksın?

- Birlikteliğiniz yok mu?
-
Var ama kime ne? Çektikleri her fotoğrafın altına saçma sapan şeyler yazmaları canımı sıkıyor.

SAKİN BİRİYİM AMA NE İSTERSEM SÖYLERİM
- Gündelik hayatta nasıl birisiniz? Sakin mi, deli dolu mu?
- Ben oyundaki Martha gibi deli dolu, ne yapacağı belli olmayan biri değilim. Daha sakin biriyim. Kimseye sesimi yükseltmem ama neyi söylemek istiyorsam söylerim. İçime atmam. Herkes kendi hayatındaki mücadelesini vermeli. 'Ben bunu yapamam, beceremem' demek bana göre değil.

- Oyunun kadrosunda daha önce birlikte çalıştığınız isimler var mı?
- Tabii ben zaten Tardu'yu (Flordun) yıllardır tanırım. Ankara'daki konservatuar yıllarını bilirim. Çetin'in (Tekindor) öğrencilerindendi. Tardu'yu hayranlıkla izlerdim o zamanlar. Oyuncu seçmeleriyle aramıza katılan Nilperi (Şahinkaya) ve Şükrü'yle (Özyıldız) de çok iyi anlaştık, çok yetenekliler.

HİRA PROVALARDA BANA 'ANNE' DEMEDİ
- Oyunun yönetmeni oğlunuz Hira'yla çalışmak nasıl bir tecrübe oldu?
- Harika oldu. Gerçekten oğlumla gurur duydum. Son derece sakin, ne istediğini bilen, dersine çalışmış gelmiş biri vardı karşımda.

- Provalarda aranızda nasıl bir iletişim vardı? Size nasıl hitap etti?
- Bana 'Anne' demedi, hep 'Zerrin' diye hitap etti. Aramızda yönetmen-oyuncu mesafesi oluştu. Ama bu mesafeyi eve hiç taşımadı. Evde yine 'anne-oğul'duk.

- Onun bu başarısı sizi şaşırttı mı?
- Hira beni hep şaşırtır. İnanılmaz bir bilgi birikimi ve müthiş bir gözü var. Çok küçük yaşlarından beri Hira'nın yaptığım işler hakkında ne düşündüğünü korkarak merak etmişimdir. Çok objektiftir. Etrafımda onun kadar tiyatro oyunu seyreden birini tanımadım. Dilini bilmediği ülkelerde bile ilk işi tiyatroya gitmektir.

- Oyunu Hira'nın yöneteceği nasıl belli oldu ve siz ilk nasıl tepki verdiniz?
- Haluk'a (Bilginer) bu oyunu ne kadar sevdiğimden bahsetmiştim. Oyun Atölyesi'nin yeni sezonu için oyun düşünülürken Haluk da 'Kim Korkar Hain Kurttan'ı oyna, Hira da yönetsin' dedi. Çok şaşırdım. 'Biz onlara fırsat vermezsek, bu gençler ilk işlerini nerede yapacak?' dedi. Böyle zor bir oyunu yeni mezun birine emanet etmek büyük bir risk ama Haluk'un inanılmaz bir öngörüsü ve cesareti var bu konuda.

İYİ FİLM TEKLİFİ GELİRSE YAPARIM
- Haluk Bilginer'le ilişkinizle ilgili bu tür haberler tanınır olmakla gelişen bir şey değil mi?
-
Ben tanınmak için uğraşmadım ki, kendiliğinden gelişti bu. Sadece tiyatro sahnelerinde oyuncu olmak istedim. Hiç talep ettiğim bir şey değil bu. Benim yaptığım iş görülsün isterim. Kendimi ifade edebilme derdim yok. Çok sevdiğim için resim yapıyorum, sahnede olmayı çok sevdiğim için oyun oynuyorum. Mesleği oyunculuk ve resim yapmak olan biriyim. Sadece iyi resimler yapmak, iyi oyunlarda iyi oynamak istiyorum. Benim tek derdim bu.

- Yeniden bir sergi açmayı düşünüyor musunuz?
-
Tabii düşünüyorum. Resim hayatımın her döneminde oldu, olmaya da devam edecek.

- Yaklaşık 30 yıllık bir kariyeriniz var. Ama sinema filmi deneyiminiz yok. Bunun sebebi nedir?
-
Film teklifleri geldi ama ya ben beğenmedim ya beğendiklerimle zamanı uydurmadık. Denk gelirse yaparım.