X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hormonların domino etkisi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hormonların domino etkisi

  • Giriş Tarihi: 22.2.2014

Hormon üreten sistemler birbiriyle bağlantılı ve birbirlerini etkileyebilecek bir uyum içindedir. Hücreler arasındaki mesaj trafiğini sağlarken sistemde oluşan bir aksama, sıkça duyduğumuz hastalıkların oluşmasına sebep olur

Hormonlar, hücreler arasındaki mesaj trafiğini sağlamakla görevli proteinlerdir. Genel olarak insan vücudunun iç ortamını düzenlemek üzere programlanmış ve kodlanmış bir sinyal grubu olarak tanımlanırlar. Bu sinyallerin her biri farklı organ ve dokulardaki hücreleri uyarır. Vücudun büyümesi, üremenin düzenlenmesi, vücuttaki iç denge, sinir sistemindeki koordinasyon ve daha birçok işlem hormonların ulaştırdıkları mesajlar sonucunda gerçekleşir. Organizmada bütün hormon salgılayan sistemler, birbiriyle bağlantılı ve birbirinin çalışmasını etkileyebilecek bir uyum içindedir. Hipofiz bezinin liderliğinde müthiş bir performans gösteren yüzlerce hormon, kadın vücudunda erkeğinkine oranla daha karmaşık bir yapı gösterir. Hormonal sistemin faaliyete geçişi genel olarak insan henüz anne karnındayken başlar ve yaşam boyu devam eder. Bu sistemde oluşan bir mesaj yetersizliği ya da aksama günlük hayatta sıkça duyduğumuz hastalıkların oluşmasına sebep olur.

HİPOTROİDİ OLANDA ŞEKER HASTALIĞI RİSKİ
Kilo verme ve sağlıklı beslenme üzerine çalışan bir beslenme uzmanı olarak her iki danışanımdan birinin hormon sistemine bağlı bir hastalık yaşadığını görmekteyim. Haşimoto, hipotiroit, insülin direnci, hipoglisemi, polikistik over sendromu gibi hormon hastalıkları kişilerde kilo alımının önemli sebepleridir. Çoğunlukla tiroit bezi yetmezliği, insülin yüksekliği ya da polikistik over sendromu (yumurtalıkta kist oluşması) olanlarda insülin direnci ile karşılaşırız. Henüz tanı konulmamışsa da bir beslenme uzmanı olarak, aldığım iyi derece biyokimya ve anatomi bilgisi ile hep tetikte olurum. Çünkü hormon sistemi birbirine bağlı çalışır, sistemde oluşan bir aksama ve gelişen hastalık devam eden süreçte diğer organı etkiler ve ikinci bir hastalığı oluşur. Örneğin, hipotiroidiniz varsa normal kan şekeriniz olsa bile hipoglisemi belirtileri (yorgunluk, başağrısı, açlık, huzursuzluk gibi) görülebilir. Birçok araştırma Haşimoto tiroidi ile glüten intoleransı arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermiştir. D vitamini eksikliği çeşitli otoimmün hastalıkların ve Haşimato tiroidin oluşumuna katkıda bulunur. Adet düzensizliğinin görüldüğü PCOS vakalarına sıklıkla insülin direnci veya hipoglisemi eşlik eder. Böbrek üstü bezinin aşırı çalışması sonucu fazla miktarda kortizol hormonu üretilir. Kortizol fazlalığı olan kişilerde sıklıkla insülin yüksekliği görülür. Stres, tiroit hormon direncine sebep olabilir. Hipoglisemi, kronik enfeksiyonlar, Haşimoto, gıda intoleransı stresi artırarak stres hormonlarının seviyesini yükseltir. Bu da hipofiz sinyalini tembelleştirir.

BOZUK HORMON SİSTEMİNİN ETKİLERİ
Bozulan hormon sistemi doğrudan diğer hormonları bozmasa da yanlış beslenme ve yaşam şekilleri sonucunda hormon hastalıkları genellikle domino etkisi yaratır. Hipotiroit ve Haşimoto gibi tiroid bezi hastalıklarında sıklıkla kişiler ödem, kansızlık, halsizlik, unutkanlık, uykusuzluk, kolay yorulma, enerji azlığından şikayet eder. Su içmeye direnmeye bağlı olarak vücutta ödem oranları da artmaktadır. Bu hastalığı yaşayan kişiler genelde zor kilo verdiklerini ifade eder. Çoğunlukla zor kilo verildiği düşüncesi kişilerde açlık orucu şeklinde sağlıksız diyet programlarının uygulanmasına neden olur. Sonuçta aç kalan beden ve ruh, devamında ise tükenmişlik sendromu ve yeme krizleri ile karın yağlarında artış hipoglisemiyi tetikler. Açlık, baş ağrısı, yorgunluk, sinirlilik, aç kalamama ve açlık durumunda el titremesi gibi sıkıntılarınız varsa hipogliseminiz olabilir. Bugün birçok hipoglisemi hastası panik atak veya migren tedavisi görüyor. Çünkü yaşanan şiddetli başağrısı ve kaygı bazen diğer hastalıklarla karıştırılabiliniyor. Eğer hipogliseminiz varsa ve doğru beslenme şeklini uygulamıyorsanız, bu hastalık sizi glüten bağımlısı biri haline getirebilir. Çoğunlukla hamurlu gıdalarda bulunan glüten/glütenli gıda hipoglisemi anında kişinin düşen şekerinin yükselmesine hızla yardımcı olur. Aşırı tüketim kişilerde glüten intoleransına neden olur ve devamında Haşimato oluşabilir.Yani sistem birbiri ile bağlantılıdır. Bu sebeple herhangi bir hormon sistemi hastalığınız var ise mutlaka diğer hormon hastalıkları konuşunda doktorunuza başvurun.

HORMON SİSTEMİNE DOĞAL TEDAVİ
Hormonlarınızla başınız dertte, şikayetlerinizin biri bitse diğeri mi başlıyor? Şikayetlerinizi doğal çözümlerle, ilaçsız azaltabilirsiniz. 4 Şiş gözler için papatya çayı: 1 bardak kaynar suya bir tutam papatya çiçeği koyun, 5 dakika beklettikten sonra süzün. Bardakta kalan posayı gazlı bez arasına koyup gözlerinize sürün. Şişliklerin inmesini beklemek için yeterli zamanınız yoksa bir parça buzu göz çevresinde gezdirin. 4 Kötü nefes için aloe vera: Aloe vera, nefes kokusunun yaygın bir nedeni olan mide yanmasını rahatlatan B-Sitoserol isimli anti inflamatuar maddeyi içerir. Yarım bardak suya 1/4 bardak aloe vera jeli karıştırın ve için. 4 Baş ağrısı için nane yağı: Şakaklarınıza, kaşlarınızın arasından alnınıza doğru ve burun deliklerinin üzerinden göz kenarlarına doğru cildinizi gererek nane yağı ile masaj yapın. Muz, brokoli ve balık yağı da baş ağrısına iyi gelir. Ya da acı kahveye bir iki damla limon suyu karıştırarak içebilirsiniz. 4 Mat saçlar için yeşil çay: Yeşil çay koruyucu antioksidan içeriği ile kuru ve mat saçlara iyi gelir. 1 litre kaynar suda 20 dakika demlenen 1 avuç doğal yeşil çay, ılıdıktan sonra saçlara sürülür ve 1 saat beklendikten sonra saçlar durulanır. 4 Sivilce için marul: Marulu sıkıp, suyuyla sivilceler üzerine baskı uygulayabilirsiniz. Aynı zamanda sabunotu kökünü kaynatın ve karışım ılındıktan sonra suyu ile cildinizi yıkayın. 4 Gaz ve karın şişliği için kimyon: 1 çay kaşığı kimyon tohumunu 1 bardak sıcak suda demleyin ve her akşam için.

YÜKSEK İNSÜLİN DİYETİ
İnsülinin asıl görevi besinlerle alınan şekeri işleme, yakıt olarak kullanma veya yağ olarak depolamaktır. Yüksek insülinin birincil nedeni şeker ya da aşırı karbonhidrat alımıdır. Şekerli ve gazlı içecekler, paketlenmiş düşük yağlı gıdalar, yetersiz protein alımı, yetersiz yağ alımı ve eksik lif tüketimi insülin yüksekliğini tetikler. İnsülin direnci de özellikle karın çevresinde egzersiz eksikliği, yüksek doz alkol tüketimi, stres, ailede diyabet öyküsü, yüksek tansiyon ve aşırı vücut yağı olan kişilerde görülür.

NE YAPMALI?

Günde 2 litre su içilmeli.
Sıfır yağ tüketimi asla doğru değildir. Yağda eriyen vitaminlerin eksikliği insülin direncini tetikler. Bu sebeple az yağlı beslenmek sağlıklıdır.
Özellikle insülin direncini kırmak için spor yapılmalı.
Proteinden zengin beslenmek kan şekerini dengeli tutar .
Süt, yoğurt ve bitki çaylarına tarçın tozu veya çubuk tarçın eklemek kan şekeri dengesine yardımcı olacaktır.
Hamur ve şekerli gıdalardan mutlaka kaçınılmalı. Meyve, tahıllar, baklagiller de kan şekerini yükselten besinlerdir ve mutlaka yoğurt ile birlikte tüketilmeli.
Tatlı minimumda tüketilmeli ve tatlının yanında süt veya ayran içilmeli.
Aç kalınmamalı. Kan şekerini çok yükseltmeyen süt, yoğurt, ayran, peynir, badem, fındık, ceviz gibi besinlerle ara öğün olarak yenmeli.

YÜKSEK KORTİZOL DİYETİ
Stres hormonu, sürekli yüksek kortizol seviyeleri, sağlık ve vücut kompozisyonu için çok zararlıdır. Eğer anksiyete, depresyon, posttravmatik stres bozukluğu, bitkinlik ya da irritabl bağırsak sendromu gibi sindirim sorunlarınız varsa mutlaka kortizol ölçümlerinizi yaptırın. Yüksek kortizol kişide sürekli acıkma, eriyen kaslar, bedene dokununca yumuşak bir doku, şişmanlık, cinsel istek azlığı ve yorgunluğa sebep olur. Kortizol yüksekliği karın yağlarının artmasına neden olur. Yale Üniversitesi araştırmacıları, yüksek kortizolun ince kadınlarda daha fazla karın yağlarının birikmesine sebep olduğunu belirtmiştir.
Ne yapm alı?
Doğru zamanlarda yemek yenmeli, geç saatte yemek huyundan vazgeçilmeli.
Yeterli uyku çok önemlidir. Mutlaka 7-8 saat uyumaya özen göstermeli. Yetersiz uyku, kortizol seviyesini ve iştahın artmasına neden olur.
Dengesiz kan şekeri kortizol seviyesini artıracağından sık aralıklarla aç kalmadan beslenmeli.
Yüksek karbonhidrattan kaçınılmalı.
Rezene, melisa, anason, zerdaçal, papatya gibi sakinleştirici bitki çaylarını tüketmekte fayda vardır.
Sakin, açık hava yürüyüşleri yapılmalı.
Alkol alımından kaçınılmalı.
İkindi saatlerinden sonra ise kafeinli içecekler içmekten kaçınılmalı.

ENDOKRİN SİSTEMİ BOZULURSA
Endokrin sistemin bozulması sonucu karşılaşılan hastalıklar: Şeker hastalığı, guatr, hiper/hipotiroit, tiroit kanseri, obezite, hipotalamus ve hipofiz hastalıkları, osteoporoz gibi kemik hastalıkları, hipertansiyon, kolesterol tipi hastalıklar, kıllanma, polikistik over sendromu.