X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yanlış sularda yüzmüşüm dengim Hakan’mış
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yanlış sularda yüzmüşüm dengim Hakan’mış

  • Giriş Tarihi: 22.2.2014

İki çocuk annesi Yeşim Salkım, 43 yaşında, şarkıcılık kariyerinde 25. yılı... Onunki inişli çıkışlı, hikayeli bir hayat: "Yeri geldi zorla şarkı söyletmek istediler, eli silahlı adamlar ön masaya oturup beni dinledi. Cesurdum o zamanlar. Bir amacım vardı ve o yoldan şaşmadım."

Yeşim Salkım 16 yaşında başladığı şarkıcılık kariyerinde bu ay 25. yılını dolduruyor. Üstelik uzun zaman ara verdiği müzik piyasasına birçok projeyle dönerek... 43 yaşındaki sanatçı kariyeri boyunca çeşitli nedenlerle sık sık gündeme oturdu. Özellikle Hakan Uzan, İlker İnanoğlu ve Arben İçli ile yaptığı evlilikler, tiyatro dönemi, sinemada tartışmalı Altın Portakal ödülüyle çok konuşuldu, hakkında çok yorum yapıldı. Uzun süredir oyuncu Hakan Eratik ile evli olan Salkım'ın, 23 yaşında Gizem, beş yaşında Ada isimli iki kızı var. 20 yaşında anne olan Salkım bugünlerde ayrı bir heyecan yaşıyor. Çünkü Salkım kayınvalide olmaya hazırlanıyor. Yeşim Salkım'la, en başından itibaren şarkıcılık anılarını, inişli çıkışlı hayatını, evliliğini ve hayattan aldığı dersleri konuştuk

- Uzun zamandır yoktunuz müzik piyasasında. Neden uzaklaştınız?
- Bizim gibi şarkı söyleyen insanlar zaman zaman piyasaya küsüyor. İstediğiniz gibi müzik yapamadığınızı fark edip arayış içine giriyorsunuz, bir şeyleri deniyorsunuz ve istediğiniz yere gelmediğini görüyorsunuz. Türkiye'nin müzik anlayışı değişmeye başladı, Amerikan toplumuna benzemeye başladık. Çabuk tüketiyoruz. Ben de bir dönem, 'Bu şarkıları okumak istemiyorum,' noktasına geldim.

ZORLA ŞARKI SÖYLETMEK İSTEDİLER
- Ve dayanamayıp geri döndünüz...
- Evet. Hüsnü Şenlendirici ile Müslüm Gürses albümüne bir şarkı okuduk. Şu sıralar, Zeki Müren şarkılarından oluşan bir albüm hazırlıyorum. Bu ay şarkı söylemeye başlamamın 25. yılını kutluyorum. Tüm bu yıllar, sahne, müzikaller, tiyatro, sinema doluydu. 25. yıl anısına, kendimi anlatabilmek için Şarkıcı ismini verdiğim, müzikli bir gösteri hazırladım. Sloganı; Bir kadın ve bir hayat... İlk konser Garaj İstanbul'da gerçekleşti. Bu konserle Türkiye'yi gezeceğim.

- 25 yıl önceye dönersek? Küçük yaşta neden sahneye çıktınız?
- Ekmek parası (gülüyor). Konservatuara 16 yaşımda girdim, aynı dönem çalışmaya başladım çünkü annem ve babam ayrılmışlardı. Bu ayrılık kararıyla benim hayatımda da değişiklikler yaşandı. Bu ayrılık döneminde, annemin ailesi Ankara'da olduğu için İstanbul'dan Ankara'ya taşındık. Orada şarkı söylemeye başladım.

- İlk çıktığınız yer neresiydi Ankara'da?
- Merit Altınel Otel'in roof'unda caz söylemeye başladım. Üstüme bir kıyafet almıştım, ilk sahneye çıkacağım gece. Ama o kadar heyecanlıydım ki, kıyafetimi takside unuttum. Sahneye bir kot ve bir tişörtle çıktım. Ve üç yıl boyunca sahneye bir kot ve bir tişörtle çıktım. O benim tarzım oldu.

- İstanbul'a ne zaman geldiniz?
- Bir yıl sonra, Körfez Savaşı'nın çıktığı gün. Benim de savaşım başladı İstanbul'da. Çok meşakkatli iki yıl geçirdim. Savaşın getirdiği etkiler, işsizlik nedeniyle çok zorlandım. Gizem dünyaya gelmişti ama babasıyla ayrıydık...

- Bir yandan da sizin getireceğiniz paraya ihtiyacı olan bir aileniz vardı...
- 16 yaşımdan beri çalışıyordum, 20 yaşındayken, küçük bir bebek, bir anne ve bir erkek kardeşin sorumluluğu üzerimdeydi. Biz yapayalnız kaldık, hayata böyle başladım.

- O dönemleri bir müzisyen olarak nasıl hatırlıyorsunuz?
- Çok güzeldi. O dönem sahneye çıkıp duygularını ifade edenler de, onları dinlemeye gelenler de çok özeldi, bambaşkaydı. Ben 70'leri ve 90'ları çok severim. En güzel dönemler onlardı.

- İstanbul'da nasıl zorluklar yaşadınız?
- Paramı alamadığım günler oldu. Zorla şarkı söyletmek isteyen ya da elinde silahıyla en ön masaya oturup, adımı çiçeklerle yazdırmaya çalışanlar oldu... Zaman zaman epey zor saatler geçirdiğim süreçler yaşadım. Gençken insan çok cesur oluyor ve o cesaretle çok şey başarabiliyor. Benim bir amacım vardı. Ondan hiç şaşmadan yürümem gerekiyordu. O yüzden karşımdakini engel olarak görmedim. Haftada altı gece sahneye çıkardım, saat sabah 04.30 gibi sahne biterdi. Hiç para almadan, evime gelirdim, banyomu yapar, kızımın yanına yatardım. Ertesi gün paramı almaya giderdim. Uzun süre böyle yaşadım ben.

- Kızınız çok zorluk yaşadı mı?
- Yaşamıştır. Anneanneyle büyüdü ve annem ona şahane baktı. Zaten annem, erkek kardeşim ve kızım hep beraber oturuyorduk. Annem hepimize iyi baktı. Benim bir gün dahi gözüm arkada kalmadı. Amacım belliydi, ailenin erkeği pozisyonundaydım ve aileye bakmam gerekiyordu. Annem kızıma ve erkek kardeşime bakıyordu.

- Şaziye'de sizi dinlemeye gelen kitle üst segmentti... Nasıl sağladınız bunu?
- O dönem gezen insanlar öyleydi. Şimdi o insanlar gezmiyor. Daha çok aileleriyle, kendi gruplarıyla, evlerinin içinde ya da kendi organize ettikleri partilerde eğlenmeyi tercih ediyorlar. O kitle eğlenmeyi bilen, sahnedeki insana saygı duyan, para harcarken neden harcadığını biliyordu. 90'lardaki gençliğin dinlediklerine bakın, şimdikilere bakın... Onlar artık dışarıya çıkmıyor.