X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kendine gol atacaksın yoksa hayatın tadı çıkmıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kendine gol atacaksın yoksa hayatın tadı çıkmıyor

  • Giriş Tarihi: 8.3.2014

Şebnem Bozoklu ve Ezgi Mola, iki neşeli, komik ve güzel kadın. Onlar Adile Naşit ve Ayşen Gruda familyasından. Soğuk filminde iki kardeş olarak izleyeceğimiz ikili aslen iki eski dost. Hamurlarında ise birbirlerinin de tanıdığı aile fertlerindeki kadınlar var

Akatlar'da Maria'nın Bahçe'sinde Şebnem Bozoklu ve Ezgi Mola ile buluştuk. Anında kendi aralarında fıkır fıkır bir muhabbete tutuştular. Gülüşmeler aldı başını gitti. Ne yalan söyleyeyim bu manzarayı biraz yadırgadım. Çok çok uzun zamana dayanan dostluklarını bilmediğim içindi bu yadırgama. Yoksa durum netti. Hani çok yakın arkadaşınızı görünce hemen ortamdan koparsınız ya, onların ki de böylesi bir durumdu. İki neşeli, komik ve güzel kadın. Hazır cevaplar, gülmeyi, espri yapmayı seviyorlar. Bir araya gelince kaynatma nedir anlıyorsunuz. Şöyle söyleyeyim kadını bol geniş ailede büyüyenlerin aşina olacağı bir enerji hissediyorsunuz. Karşılıklı espriler, şakalar, ufak laf atmalar... Kendileriyle barışık bu iki kadın aslında Adile Naşit ve Ayşen Gruda familyasından. Yani verdikleri enerji böyle. Onları Canım Ailem'de kız kardeş olarak izlemiştik. Yakın zamanda da yine iki kız kardeş olarak (21 Mart'ta film vizyona girecek) Uğur Yücel'in yönettiği Soğuk'ta karşımıza çıkacaklar. Ama bu sefer ağır bir dramın kadınları olarak... Hem kadın, hem komik hem enerjik olmak zor ya da şöyle söyleyelim, bunu ortaya koymak zor... Bozoklu ve Mola bu zoru başarıyor. Yeri geliyor ayrı ayrı yeri geliyor bir arada. Ama 14 yıllık arkadaşlıklarını öğrenince, birbirlerine bu zoru aşmak için epey destek olduklarını da düşünmüyor değil insan. Soğuk filmini vesile edip bir araya geldik ve bu dostluk ilişkisinin detaylarında dolaştık ve kadınlar dünyasından bakmaya çalıştık.

- Nedir sizin bu kendinizle barışık olma halinizin sırrı?
- Şebnem Bozoklu:
Kendinizi ciddiye almamakla ilgili bir şey. Biz hayatı önemsiyoruz, kendimizi de alınması gerektiği kadar ciddiye alıyoruz. Ama Ezgi'nin de benim de etrafımız, kendini aşırı derecede önemseyen insanlarla dolu. Benim için kıymetli olan kendine gol atabilen insandır. Etrafımda da böyle insanlar olsun istiyorum.
- Ezgi Mola: Gol atacaksın, gol atmadan olmuyor. Geldik, gidiyoruz. Nefes alıyorsan zaten önemlisin. Sen de önemlisin, ben de. Ama bunu gözümüze sokmaya gerek var mı arkadaşım? Çok önemli işler yapıyorsun tamam, bunu görüyoruz ama bunun altını sürekli çizip durma! Kağıt yırtılıyor, o kadar çok çizilince...
- Yani biraz hayatı akışına bırakmak gerekiyor?
- E. M:
Zaten gülen, çevresini seven insanlar hayatın tadını daha iyi çıkarıyor. Haa biz sürekli gülen insanlar da değiliz. Yeri geliyor zırıl zırıl ağlıyoruz da. Yeri geliyor saçma bir şeye kafayı takıp üzülüyoruz. Melankolik hallerimiz de oluyor. Galiba coşkulu yaşamaktan hoşlanıyoruz.
- Ş. B: Hayattır, olur. Hani bize öğretilen doğrular vardır ya, mesela ben kendimi hiç doğru davranmak zorunda hissetmedim. Bu konuda kendime karşı esneğim. Bazen başarısız bir karar verirsiniz, bazen hata yapabilirsiniz. Böyle düşününce rahatlıyorsunuz da...
- Uzun yıllara dayanan bir dostluğunuz varmış.
- Ş. B:
2000 yılından beri arkadaşız. Biz çok uzun yıllar birbirimizin dizinin dibindeydik.
- E. M: Vay be 14 yıl geçmiş. Valla biz birbirimizde kalırdık, odaya geçerdik sınava çalışacağız diye, kakara kiriri yapardık. Hatırlasana Şebnem, bir de o sınavlardan 100 alırdık ya... Hayatımızın en güzel dönemleriydi.
- 14 yıl sizin gözünüzde nasıl geçti?
- Ş. B:
Son yıllarda farklı projelerde yer almaya başladıkça daha az görüşür olduk. Ama o dipteki damar hep kaynar. Görüşmeye başlayınca hemen kendi dilimizle konuşmaya başlarız. Biraz önce öyle oldu zaten. Bir anda ortamdan koptuk.
- E. M: Görüşemeyince zaten tatlı sitem mesajları atıyoruz birbirime. Özlüyoruz çünkü...