X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sizin hiç diziniz kanadı mı?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sizin hiç diziniz kanadı mı?

  • Giriş Tarihi: 22.3.2014

15 yazar çocukluklarını yazdılar. Ortaya 80 öncesinin, bol kitap okumalı, diz kanamalı, teyzesi amcası bol olan mahallelerin bulunduğu bir Türkiye panoraması çıktı

"Gizlice ezberlenmiş bir şiirdir çocukluk. Kimseye belli etmeden. Sonra hayat, kendi bildiği gibi gelir, bütün ezberlerini bozmaya kalkışır. Neyse ki çocukluk, her zaman şiirine sahip çıkar. Çünkü ne kadar büyürsek büyüyelim, dünyaya her zaman çocukluğumuzdan baktığımız pencerelerden bakmak isteriz." 15 yazarın çocukluklarını anlattığı Altın Ülke Çocukluk kitabının önsözünde böyle yazmış yazar ve kitabın editörü Filiz Özdem. Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan kitapta 15 yazar, kimi Tunceli'de kimi Erzincan'da kimi İstanbul'da kimi de Kars'ta yaşadıkları çocukluklarına, yeniden dönüyor ve o pencerelerden baktıklarında neler gördüklerini anlatıyor. Hangi yazarlar derseniz, sayalım; Ayşegül Çelik, Doğan Yarıcı, Emine Sevgi Özdamar, Güven Turan, İnan Çetin, Nursel Duruel, Gürsel Korat, Faruk Duman, Semra Topal, Haydar Ergülen, Mine Söğüt, Berat Alanyalı, Murat Yalçın, Yekta Kopan ve Filiz Özdem. Ağırlıklı olarak 70'lerde geçiyor yazarların çocuklukları. Bir kısmı da 50'leri ve 60'ları görmüş. Tabii o yıllarda ne bilgisayar, ne cep telefonu var. Televizyon bile o kadar revaçta değil. Yani geniş zamanların çocukları bu yazarlar. Özdem de buna vurgu yapıyor yazısında: "Zaman alabildiğine yavaş geçerdi. Bu yavaşlığın, bu alabildiğine uzayan zamanın içinde bir sürü şey yapmak mümkün olurdu. Ders de çalışırdın, sokakta oyun da oynardın, kitap da okurdun. İnsanların birbiriyle uzun uzun konuştuğu, sözün önem ve değer taşıdığı zamanlardı." Sokakların, bahçelerin çocukların doğal oyun alanları olduğu yıllar. Şimdiki gibi beton bir dünyanın içinden kurulmuyordu hayaller. Kimi şehirde, kimi köyde çocukluğunu yaşasa da okumaya düşkünlükleri çocukken başlamış. Bunun en büyük sebebi de evlerinde bulunan kitaplıklar... Çünkü okumanın kıymetini bilen babaları var işte. İlkokul mezunu da olsa, işçi de olsa kitaplık kurulmuş eve... Ya yaramazlık? Hepsi haylazlıklarını anlatıyor. Ayağını kıran da var, dizini kanatan da. Zaten o yıllar, öğle yemeği niyetine salçalı ekmeğin yendiği yıllar değil mi? Ağırlıklı olarak herkes bir mahalle kültüründen bahsediyor. Hani o teyzelerin amcaların çok olduğu, takım kurup maç yapacak kadar mahalle arkadaşlarının bol olduğu... Kimi çocukken Rum ve Ermeni komşularını anlatıyor kimi işçi mahallesinin haletiruhiyesini. 70'lerdeki siyasi kutuplaşmaya şahit olan da var o çocuk masumiyetiyle. Neticede 15 yazardan kendi çocukluklarıyla ilgili yazıları, 80 öncesi Türkiye'nin çocuk gözünden bir panoraması adeta.

Denizin tuzlu oluşuna şaşmaz mı insan?

Gürsel Korat Kayseri'de okulda büyüyenlerden. Çünkü babası okulda çalıştığı için aile okulun iki odalı bir bölümüne yerleştirilmiş. Babasının kitaplığında çok zaman geçirmiş. İlk kez İstanbul'da gördüğü denizin tuzlu oluşu onu çok şaşırtmış.

Çoksesli bir dünyada büyüdüm

Doğan Yarıcı'nın çocukluğu Beykoz'da işçi ailelerinin yaşadığı Paşabahçe'de geçmiş. Rum komşuları varmış. "Katina Anne" diyecek kadar yakınlarmış. En yakın arkadaşları Ermeni ve Musevi'ymiş. Bunun için çoksesli bir dünyada büyüdüğünü anlatıyor.

Yazlık sinema ne büyük bir oyuncak

Emine Sevgi Özdamar çok kültürlülüğü yaşayanlardan. Yeniköy'deki annesinin iki arkadaşının Ermeni olduğunu yazıyor. Beşiktaş'a taşınınca evlerinin yanındaki yazlık sinema en büyük oyuncağı olmuş. Abisi Ali de film parçalarından oyun yaratırmış.

Bir Verne macerası

Faruk Duman babasının Devlet Demiryolları'nda çalışmasından dolayı çocukluğunu farklı şehirlerde geçmiş. Kars'ın soğuğunu, onu okula götüren annesinin kızaran ellerini unutamıyor. İlk kitabı Balıkesir'de görüyor. Kitap yarısından çoğu yanmış Jules Verne'nin İki Yıl Okul Tatili.

Kömürün lafı mı olur!

Yekta Kopan iki buçuk liralık harçlığı ile hafta sonunu getirememesini unutamıyor. Kokulu silgi mi alsın, simit gazoz ziyafeti mi çeksin... Ya Doğan Kardeş dergisi... Ziraat Okulu mezunu dedesi ve anneannesinde geçen günleri unutulmaz onun için. Lakin mahallenin abilerinden biri dövülerek öldürülünce sanki neşesi kaçmış. O küçük yaşında eyleme katılıp cop yiyince de hayatın Kemalettin Tuğcu'nun anlattıklarından çok farklı olduğunu öğrenmiş. Ama ilkokul öğretmeni Sabahat Yılmaz'ı hiç unutmamış. Hep ziyaret etmiş. Kimi zamanlar öğretmeni bodrumdan iki kova kömür taşımasını rica edince de hiç kırmamış onu.

El yapımı kitaplık

Haydar Ergülen kitap bulunan ve okumaya saygı duyulan bir evde büyümüş. Babası da dört-beş gazete alırmış her gün. Ergülen de hep okurmuş. Bir de çizgi roman okurmuş bol bol. Dayısının nişanlısına yazdığı Divan şairlerinden alıntı yaptığı mektupları unutamıyor. İlkokulu bitirince zaten hediye olarak kütüphane yapmış babası elleriyle.