X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Polisin kirli yüzü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Polisin kirli yüzü

  • Giriş Tarihi: 3.5.2014

Arnold Schwarzenegger'ın başrolde oynadığı Sabotaj, polisiyeyle flört eden çetrefilli bir intikam ve suç öyküsü. Filmin ilgi çeken yönüyse polis teşkilatının kirli yüzünü göstermesi

Valilik koltuğunu bıraktıktan sonra kürkçü dükkanı sinemaya geri dönen Arnold Schwarzenegger hatırlanırsa önce Kim Jee-Woon'un Geçit Yok / The Last Stand filminde başrol oynamıştı. Kasaba şerifi olarak ihtiyarlara hâlâ yer var demeye çalışıyordu bu filmde. Bir sonraki adım, kadim rakibi Sylvester Stallone ile birlikte rol aldığı Kaçış Planı / Escape Plan filmiydi. Anladık ki ikisi de tek başına bir filmi götüremiyordu. Açıkçası 67 yaşında bir insan için aksiyon filmlerinde oynamak hem kişisel bir macera gibi duruyor hem de günümüz sinemasında eski kalıyordu. Lakin Sabotaj'ın bu tür ezberleri bozan yönleri var. Bir kere filmin tek kozu Arnold değil. Ayrıca film de onun aksiyonel becerileri üzerine kurulmamış. Bu tercihlerin sebebiyse elbet yönetmen ve filmi de Skip Woods ile birlikte yazan David Ayer. Amerikan polis teşkilatına içerden bakan filmlerin senaristi ve yönetmeni olarak tanınan Ayer, Sabotaj'da, polisiyeyle flört eden çetrefilli bir intikam ve suç öyküsü anlatıyor. Narkotik teşkilatının kirli operasyonlarını yürüten bir timin başında bulunan Breacher'ın (Arnold) karısının kaçırılmasıyla başlayan filmde biz, timin yaptığı bir operasyon sonrası kaybolan 10 milyon dolar etrafında dönen olaylar zincirini izliyoruz. Sabotaj, sinema tarihinde örneklerine bolca rastladığımız sıradan suç filmlerinden biri. Ama çetrefilli senaryosunun da hakkını veriyor. Ama filmin ilgi çeken yanı Ayer'in, çoğu filminde yaptığı gibi polis teşkilatının işleyişi, yapısındaki çarpıklıkları vurgulaması ve bize polis teşkilatının kirli yüzünü göstermesi. ABD başkanlarıyla fotoğraflarını gördüğümüz Breacher misal teşkilatının 'derin' yüzlerinden biri. Ayer, uyuşturucu mücadelesinde polislerin kanunun sınırlarını nasıl aştığını bütün çıplaklığıyla anlatıyor. Tabii cinayetçilerle narkotikçiler arasındaki rekabeti de vurgulanıyor. Ayrıca soruşturma geçiren polislerin durumlarıyla ilgili de net bir manzara sunuyor. Anlıyoruz ki soruşturmaların bir işlevi yok. Bütün bunlar bize polisin, ABD'de bile güven unsuru olmaktan çok uzak olduğunu gösteriyor. Yer yer kanlı sahneleri fazla abartması ve iyi sakladığı gizemini bir noktada açık etmesi filmin yumuşak karnı. Lakin şu bir gerçek ki Sabotaj Arnold'ın değil, filmde çok iyi çizilen bir karaktere can veren Mireille Enos ile cinayetçi polisi canlandıran Olivia Williams'ın performanslarıyla ayakta duruyor. Daha doğrusu bu filmde artı puanı yönetmen Ayer ile oyuncular Enos ve Williams alıyor.