X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Oyunculukta hedefim devler ligi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Oyunculukta hedefim devler ligi

  • Giriş Tarihi: 17.5.2014

Kara Para Aşk'ta kendisini kaçıran kişiye âşık olan Nilüfer'i canlandıran Bestemsu Özdemir, bu zor rolün altından başarıyla kalkıp dikkatleri üzerine çekti

ATV'nin başarılı dizisi Kara Para Aşk'ta Denizer ailesinin en küçük kızı Nilüfer Denizer, dizi başladığı günden beri gün yüzü görmedi. Babasının yasını tutamadan kaçırıldı. Darp edildi, tacize uğradı. Her bölüm gözyaşı döktü. Ailesine kavuşabilme hayali kurarken, kendisini kaçıran kişiye aşık oldu... 'Stockholm Sendromu' yani rehinenin kendisini rehin alan kişiye duygusal yakınlık hissetmesi durumunu yaşayan Nilüfer'i canlandıran Bestemsu Özdemir, bu zor rolün altından başarıyla kalkınca haliyle büyük merak uyandırdı. 22 yaşındaki oyuncuyla Bebek'te dizinin çekildiği evin hemen yanındaki Bebek Koru Kahvesi'nde bir araya geldik. Bundan altı yıl önce bir jean markasının fotomodelliğini yaparken Kıvanç Tatlıtuğ'un menajer ağabeyi Cem Tatlıtuğ ile tanışınca kendisini dizi setlerinde bulan 1992 doğumlu oyuncu, şu sıralar hayal ettiklerini hayata geçirmekle meşgul. "En büyük şansım o. Eğer o olmasaydı çok yanlış projelerde yer alabilirdim" dediği ve banka hesaplarını bile emanet ettiği Cem Tatlıtuğ sayesinde İstanbul Hatırası, Araf Zamanı ve Sakarya Fırat dizilerinde rol alıp kendi tabiriyle 'pişen' Özdemir, şimdilerde yeteneğini Kara Para Aşk'ta gösteriyor. Kara Para Aşk senaryosuyla olduğu kadar oyuncu kadrosuyla da güçlü bir dizi. Tuba Büyüküstün, Nebahat Çehre ve Erkan Can gibi isimlerle kamera karşısına geçme şansı bulan Özdemir, ekiple ilk tanıştığı günü şöyle anlatıyor: "Tuba ile ilk buluşmamız öncesinde çok gerildim. En büyük ablamızı oynayan Hazal Türesan da benim gibiydi. Sonuçta benim bu büyüklükteki ilk işim. Nasıl biri diye düşünürken, içeri girişiyle tüm gerginliğimiz son buldu. İnanılmaz sıcakkanlı biri. Türkiye'nin sayılı oyuncularından Nebahat Çehre de öyle. Sonra Engin Akyürek ve Erkan Can geldi. Devler liginin ortasına düşmüş gibi hissettim kendimi. Bu kadar iyi ve usta oyuncularla karşılıklı oynamak ilk haftalarda bende rüya etkisi yarattı." "Oyunculukta gözüm yükseklerde. Benim de hedefim devler ligi" diyen güzel oyuncuyla sohbetimiz sırasında kafedekilerin meraklı bakışlarının da hedefi olduk. Çünkü Özdemir, hem güzelliğiyle dikkat çekiyor hem de artık tanınan bir oyuncu. Ancak o bu duruma henüz alışamamış: "Güzelliğimin farkındayım ama bunun altının doldurulması gerektiğinin de farkındayım. Dışarıda Nilüfer diye seslendiklerinde kıpkırmızı oluyorum. Çok utanıyorum. Yanıma gelip fotoğraf çektirenler teşekkür ediyor. 'Esas ben çok teşekkür ederim diziyi izlediğiniz için' diyorum."

SÜPER BABA BENİ HEP AĞLATIR
Kolay değil, ilk bölümü saymazsak yedi bölümdür ağlıyor Özdemir. Ölen babasının elmaslarının peşine düşen adamlar tarafından kaçırılıp şiddete uğradı. Özellikle taciz sahnesinde çok zorlandığını itiraf eden Özdemir; ağlayabilmek için önceleri göz yaşartıcı damla desteği alıyormuş ama daha sonra yönetmen Ahmet Katıksız'ın 'ağlamak oyunculuk göstergesi değil' şeklindeki yaklaşımıyla rahatlayarak artık her istediğinde ağlayabilen bir kıza dönüşmüş. Normalde cıvıl cıvıl çevresine neşe saçan biri olan Özdemir, rol icabı tam tersi bir moda girmek için neler yaptığını da şöyle anlattı: "O sahnelere hazırlanmamda set ekibi çok yardımcı oldu. Yönetmenimiz 'kimse Beste'yle konuşmayacak' diye uyarıyordu herkesi ve benim yavaş yavaş modum düşüyordu. Ağlamam gereken sahnelerde önceleri altı sene önce kaybettiğimiz babamı düşünüyordum. Bir de bazı müziklerim vardır. Örneğin, Süper Baba'nın şarkısını her dinlediğimde ağlarım." Dizinin ilk bölümlerinde izleyicilerin sempatisini üzerinde toplayan Özdemir, kendisini kaçıran kişiye yani Saygın Soysal'ın oynadığı Metin karakterine aşık olunca, işin rengi değişti. En başından beri Nilüfer'e üzülen seyirci, Metin'e olan ilgisi karşısında şaşkına döndü. Hatta sosyal medyada Nilüfer'in Metin'e aşık olmasına anlam veremeyip genç kızı aptallıkla suçlayanlar bile oldu. Aslında olayın bu şekilde gelişmesi Özdemir'i de şaşırtmış. Senaristler, Özdemir'in Saygın Soysal'la sahneleri oldukça beğenildiği için hikayeye böyle bir yön vermişler. Özdemir, Nilüfer 'e hak veriyor ve onun aptallık yapmadığını söylüyor. Nilüfer'in Stockholm Sendromu yaşamasını şöyle değerlendiriyor güzel oyuncu: "Bana çok normal geldi. Aptallık değil yaptığı. Kızın babası yeni ölmüş, babasının yerine de o adamı koyuyor aslında. Ailede de çok fazla sevgi görmemiş bir kız ve ilk defa birisinin kendisine değer verdiğini görünce farklı şeyler hissetmeye başlıyor. Kaçırılmış olmasına rağmen Nilüfer için iyi şeyler yapan, onu düşünen biri var. Her gün beraberler, gördüğü tek insan o. Tacize uğrarken de onu kurtardığı için aslında kahraman gözüyle bakıyor Metin'e."

AŞKI VE AŞIK OLMAYI SEVİYOR
Özdemir'e "Peki, Metin'in gerçek yüzünü görünce Nilüfer ne yapar? Nasıl bir yol izleyecek bundan sonra" diye soruyorum. "Aşkta mantık aranmaz. Mantığını yitirdiğin bir yerdir aşık olmak. Tamamen her şeyden koptuğun ve sevdiğin kişiye odaklandığın bir şeydir. Öğrenirse ne yapar bilmiyorum. Nilüfer'in kafası biraz karışık. Gerçeği bilmiyor, o yüzden ablasına çok kızıyor. O psikolojiyle Metin'e inanıyor" yanıtını veriyor. Gerçek hayatta aşkı ve âşık olmayı çok sevdiğini söyleyen Özdemir, dedikoduların önüne geçmek için de "Saygın'ı çok seviyorum, partnerim olduğu için çok mutluyum. O benim iş arkadaşım. Prensip gereği aynı işte çalıştığım biriyle aşk yaşamam" açıklamasını yapıyor. Özdemir, aynı zamanda özel bir üniversitede moda tasarım bölümünde okuyor ve Nilüfer karakterinin kostümlerini de kendisi tasarlıyor.