Saate değer katan hikayesidir

Türkiye'de saat deyince işi bilenlerin aklına Hayrettin Akpınar gelir. Bir kısmı 200 yaşını bulan yaklaşık 3 bin 300 saatten oluşan koleksiyonuyla Akpınar müzeleri bile kıskandırıyor

Dünyanın en ünlü saat koleksiyonerlerinden biri olan Hayrettin Akpınar'ın, yaklaşık 40 yılda oluşturduğu koleksiyon 29 Mayıs Perşembe gününe kadar Pırlant Kanyon mağazasında sergilenmeye devam edecek. Ünlü koleksiyonerin özenle bir araya getirdiği, çok değerli ve nadide parçalardan oluşan bu özel cep saatleri koleksiyonu ağırlıklı olarak 1800 ve 1900'lü yıllara ait. Koleksiyon genelde İngiliz, İsviçre ve Fransız yapımı saatlerden oluşuyor. Her yeni saat Akpınar tarafından kontrolden geçirildikten ve bütünüyle eksikleri giderildikten sonra koleksiyonda yerini alıyor. Hayrettin Akpınar saatlerin her biriyle tek tek ilgileniyor ve bakımlarını bizzat kendisi yapıyor. Bu yüzden saatlerin tümü her zaman çalışır vaziyette bulunuyor. Altın, gümüş, çelik başta olmak üzere değerli metallerden üretilen saatlerin yanı sıra koleksiyonda bazılarında altın, gümüş köstekler pek çok aksesuvar da var. Akpınar büyük tutkusunu anlattı...

- Türkiye ve Türk halkının saatle arası nasıl?
- Avrupa saat kullanmaya 1. Dünya Harbi'den sonra başladı. Saatle ilgili en eski belge bizde, Türklerde var. 1208 yılına ait olan Cezeri'nin mekanik saat ve robotlarıyla ilgili kitabı bugün Topkapı Sarayı'nda mevcut ve dünyada tek. Mekanik saatlerle ilgili 1200'lü yıllara ait Avrupa'da başka bir kaynak yok. Avrupa'da o döneme ait zamanla ilgili yazılı bir kitap yine yok. Osmanlı namaz vakitlerinden dolayı saate önem veriyordu. Bu yüzden bizim saatle tanışmamız çok eskiye dayanıyor. Bir başka şey bizdeki zaman ölçümü... Avrupalılardan daha önem veriliyor o dönem bu konuya. İnsanoğlunun ilk mühendislik olayı saattir. 1. Dünya Harbi'nden sonra Amerika'daki saatçiler silah sanayine geçtiler. Bugün Amerika'nın silah sanayinde güçlü olmasının nedeni 1900'lü yıllarda önemli sayıda saat fabrikasına sahip olması.

- Sizin kaç parça antika saatiniz var?
- Bugüne kadar tek saymadığım şey odur. Her gün yeni bir saat alıyoruz. Sayısını ben de bilmiyorum yaklaşık 3 bin 300. Dünyada eşi benzeri yok koleksiyonumun. En büyük koleksiyonlarda bile bu kadar saat yok. Mesela Cenevre'de bulunan, Uluslararası Saat Müzesi'nde bin saat var.

- Koleksiyonunuzu nerede saklıyorsunuz?
- Kendi özel kasamda. Amacım, Türk saatçilik müzesi kurmak. Geçmişte bizim ustalarımızın yaptığı özel aletler var. Bunlardan biri benim ustamın yaptığı saat yıkama makinesidir. Avrupa'yla yarışabilecek evde kullanılan aletler var.

- Sizin bir yazınızda okudum. Saatleri üçe ayırıyormuşsunuz?
- Ana kategori olarak ayırdığımızda ilk grup İsviçre'de üretilen marka ve statü sembolü saatler, ikinci grup ise ticari olarak üretilen modacıların tasarladığı saatler ve diğeri de sıradan 50-100 liraya satılanlar...

- Saat müzesi nasıl olmalı ve çalışmalarınız hangi yönde?
- Tarihi bir mekan olmalı. İstanbul'da 28 muvakkithane var. Bu da zamana ne kadar önem verdiğimizin göstergesidir. Avrupa'da böyle bir şey yok. Onlar kiliseye göre saatlerini ayar ediyorlardı. Muvakkit denilen bir görevli vardı. Saatevi gibi bir yerde çalışırdı bu görevli. Bu müzenin içinde böyle bir muvakkithane olması gerekir. Etkileyici bir yer olmalı. Mesela İsviçre, İngiliz, Fransız saatleriyle ilgili etkinlikler yapacağız. O dönemin teknolojikleriyle ilgili konferanslar olacak.

- Saat toplamaya nasıl başladınız?
- Çok düşünerek başlamadım. 40 yıl önce, gümüş de altın da kıymetli, bir kişi geliyor "Bunu kullanmıyorum alır mısın?" diyor, o dönem saatçiler "Kasasını çıkartayım, sen git hurdacıya sat" diyordu. Adam da gidip hurdacıya satıyordu. Hurda altın için biz binlerce cep saatimizi bozduk, çok yazık oldu. Biz de kıyamadıklarımıza verdik parasını, satın aldık. Bu saatler hurdaya gitmemeli diye düşündüm. Vedalaşmayı başaramadığımız için yaptık yani.
aldığım ilk saat hâlâ koleksiyonumda

- İlk aldığınız saati hatırlıyor musunuz?
- Evet bir cep saatiydi. Hurda edilmek için geldi. Parasını verip aldık ve şu anda koleksiyonumuzda. Bir Longines marka saattir, ilk günkü gibi hatırlıyorum.

- Elinize imzalı, değerli, özel birine ait bir saat var mı?
- Patek Philippe marka bir saat var. Onlar iki ortaktı. Patek zamanında ürettilmiş bir saat elimdeki. İçine müşterisinin resmini yapmış. O duruyor. Paha biçilmez bir saat. Mücevherle isim işlenmişler var. O günlerin meşhurları bunlar. Ancak bilemiyorum kime ait olduğunu...

- Bu saatlerin değeri nedir sizce?
- Yaklaşık 100 milyon lira. Saatlerin yaklaşık değerleri var, çok değişken. Bir anda 10 misli değişebiliyor fiyat. Ancak hikayeleri çok önemli. Hikayeleri saatleri paha biçilmez yapıyor. Örneğin bir saatimiz var. Çok ucuza aldım. Bu saat Oris'in ilk saatlerinden ve fabrikanın elinde yok. Markanın İsviçre'de 100. yılı kutlamasına gittim. Cebime bu saati astım. Adamlar çıldırdılar görünce. Onlar için çok değer ifade ediyor. Eşi benzeri onlarda yok. Osmanlı devleti için yapılmış. Osmanlı turası var üzerinde. Gecenin en ilgi çeken adamıydım.

"FERİT ŞAHENK MR. PORSCHE'YE ÖYLE BİR JEST YAPTI Kİ..."
"Doğuş Otomotiv'in başındaki Ajlan Acar beni aradı. Görüşmek istedi. 'Porsche'nin patronu Ferit Bey'i Almanya'ya davet etti. 45 dakikalık bir görüşmemiz var, Türkiye'den bir hediye götürmek istiyoruz' dedi. Şöyle devam etti: 'Bu adam ekonomik anlamda her şeye sahip, hediye çok özel olmalı.' Adamın bir eski sattlerden, bir de yeni saatlerden oluşan bir koleksiyonu varmış. 'Herhangi bir saati götürmek ayıp olur. Antika saat götürsek uygun olur mu?' diye sordu. 'Büyük bir jest olur' dedim. Ben de onlara bir jest yaptım, kendi saatlerimden götürdüm Ajlan Bey'e. 1800'lü yıllardan kalma, İngilizlerin Osmanlı için ürettiği saatlerden verdim. 'Koleksiyonunda kesin yoktur' dedim. Deniz kaplumbağasından yapılmış, üzerinde gümüş işçilik var. Ve üzerinde komple gümüş kabı var. Kadranları da Türk rakamından oluşuyor. İçinde de ay yıldız var. Ajlan Bey'e yolladım. Ferit Bey toplantıda veriyor bu saati. Adam görünce kopup gidiyor. 200 yıllık bir saatin çalışıyor olması da adamı şoke etmiş. 45 dakikalık toplantı iki saat uzamış. Bir antika saat öyle bir şey ki, o kadar zengini bile etkileyebiliyorsunuz."

HAYRETTİN AKPINAR KİMDİR?
Yunanistan'ın Gümülcine şehrinde doğup, büyüyen Hayrettin Akpınar ilkokulu bitirdikten sonra babasının yönlendirmesiyle Gümülcine'nin en değerli saat ustası Hafız Hüseyin Efendi'nin yanında saatçilik mesleğini öğrendi. Geceleri ortaokula gidip, gündüzleri ustasının yanında çalışan Hayrettin Akpınar, gerçek bir usta-çırak ilişkisiyle saatçiliğin tüm inceliklerini çocukluk yıllarında edindi. Akpınar endüstri meslek lisesinden mezun olduktan sonra askerliğini tamamlayıp, 1976 yılında Türkiye'ye geldi. Bursa Ulucami civarında ilk saat dükkanını açtı. Akpınar bugün 20'nin üzerinde markanın Türkiye'deki tek distribütörü.
ARKADAŞINA GÖNDER
Saate değer katan hikayesidir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz