X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 15 yaşına kadar kıyafet çizmedim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

15 yaşına kadar kıyafet çizmedim

  • Giriş Tarihi: 24.5.2014

Lonra Moda Haftası'nın ve efsane okul Central Saint Martins'in yıldızlaştırdığı yeni nesil tasarımcılardan Mary Katrantzou geçtiğimiz hafta İstanbul'daydı. Genç Yunan tasarımcıya moda dünyasında başarı yolunda yapılacakları sorduk

Dünya genelinde 64 ülkeye kendi adını taşıyan markasını satan 31 yaşındaki Yunan tasarımcı Mary Katrantzou geride bıraktığımız hafta gerçekleşen Great Festivali için İstanbul'daydı. İşte Atina'dan çıkıp, global dünyada başarı sağlayan Katrantzou'nun modada yükselmek için verdiği tüyolar ve daha fazlası:

- Eğitiminize mimarlık okuyarak başlayıp, yarı yolda tasarımcılığa yöneldiniz. Kıyafet çizmek çocukluk hayaliniz değil miydi?
- Atina'dan ilk olarak Amerika'daki Rhode Island School of Design'da mimarlık okumaya gittim. O yaz erkek arkadaşımla tanıştım, Londra'da okuyordu. Bana onun yanına gitmemi teklif etti. Fakat 'Ben bir erkek için hayatımı değiştirmem' diyordum. Amerika'ya dönünce özlemden fikrimi değiştirdim. Central Saint Martins'e yatay geçiş yaptım.

- Bu kadar ilgisiz olduğunuz bir endüstriye girmek konusunda çekinceleriniz olmadı mı?
- Olmaz mı. 15 yaşıma kadar da ne elbise, ne de kadın figürü çizmedim. Aslına bakarsanız hâlâ çok kötü çiziyorum. Okula kabul edildiğimi öğrendiğim yaz hiç durmadan çalıştım. Elime geçen her şeyi okudum, tasarımın, tekstilin nasıl işlediğini anlatan kitaplardan, moda dergilerine kadar tüm materyalleri ezberledim.

FİKİRLERİMİN BİTMESİNDEN KORKTUM
- Central Saint Martins mezuniyet koleksiyonunuzla Londra Moda Haftası'na transfer oldunuz. Yunanlı bir genç için global dünyada başarı çok zor oldu mu?
- Benim kendi ülkemde hiç şansım yoktu. Yunanistan'da moda endüstrisi yok denecek kadar küçük. Bu yüzden tasarımcı olarak Atina'da kendini göstermek diye bir şey mümkün değil. Türkiye'de genç tasarımcıların kendilerini göstermek için çok güzel bir platformları var. Türk tasarımcılar kariyerlerini İstanbul'da başlatabilir. Londra'da olmak tabii ki genç bir tasarımcı için büyük avantaj, orada nereli olduğunuz, nereden geldiğiniz de çok önem taşımıyor.

- Yeteneğinizi hala sorguluyor musunuz? Bir gün üretemem korkusu var mı?
- Bu sezon 11'inci koleksiyonumu hazırladım ve uzunca bir süre 'Ya fikirlerim biterse' diye korktum. Sonra ilhamın her şeyden gelebileceğini anladım. Aklıma gelen bir fikrin beni çok güzel yollara sokabileceğini biliyorum artık.

- Kariyerinizde büyük hatalar yaptınız mı?
- Çok büyük olmasa da hatalarım hep var. Çok zor ve talepkâr bir işte çalışıyoruz. Bana bunları yaşayacağımı söyleseler, büyük ihtimalle bu işi kurmazdım. Fakat geçtiğimiz beş senede yaptığım hatalardan çok şey öğrendim.

- Moda dünyasında isminizi duyurdunuz. Fakat biliyoruz ki ün ve para aynı anda gelmiyor. Markanız kârlı bir iş haline dönüştü mü?
- Bu konuda çok şanslıyım, çünkü hızlı bir büyüme içindeyiz. Bir sene içinde takımımız 18 kişiden 42'ye çıktı. Artık markam para kazanıyor.

- Markanızın tasarımcısı mısınız yoksa işin diğer alanlarıyla da ilgileniyor musunuz?
- Tasarım işin çok küçük bir bölümü. Tüm yeni kurulan işlerde olduğu gibi ben de her şeyi kendim üstleniyordum. Eskiden satışı, medya ilişkilerini, muhasebeyi, üretimi bile kendim yapardım. Şimdi yavaş yavaş iş bölümü yapmak için bütçemiz oluştu.

- Sektöre yeni girecek tasarımcılara anahtar önerileriniz ne olur?
- Çok çalışmaya ve sadece yaptıkları işe odaklanmaya hazır olmaları. Bir de kariyerlerinin en başında sadece onlara ait olan bir imza sahibi olmayı hedeflemeleri.

UYUMADAN ÇALIŞIYORUM
- Kaç saat çalışıyorsunuz?
- Bence soru 'Kaç saat çalışıyorsun?' değil 'Kaç saat uyuyorsun?' olmalı. Ofiste işim bittikten sonra eve gidip en kötü ihtimalle sabah 4'e kadar çizim yapıyorum. Bazen bu iş sabah 6'ya kadar da uzayabiliyor.

- Neden ofisinizde yapmıyorsunuz çizimlerinizi?
- Ofiste toplantıları yapmak, kararları vermek için bulunduğumuzu düşünüyorum. Mary Katrantzou markasını yönettikten sonra bir de onun tasarımcılığını yapmam gerekiyor. Bu da ancak geceleri oluyor.

- Böyle çalışmanın da başarı için şart olduğunu düşünüyor musunuz?
- Bu kadar hızlı değişen bir endüstride çalışmayı bırakırsanız kaybedersiniz. Ben hiçbir zaman tembel biri olmadım, ama konulara olan ilgimi kaybettiğim zamanlar olmuştur. Şimdi tutkuyla yaptığım işim için çalışmaktan başka bir şey düşünemiyorum.

KENDİ KÜLTÜRÜMÜ İŞİME KATMIYORUM
- Yunansınız, kendi topraklarınızdan ilham alan koleksiyonlar hazırlamayı hiç düşünmediniz mi?
- Pek çok tasarımcı bunu yapıyor ve çok da başarılı oluyorlar. Fakat ben çabuk sıkılan biriyim, o yüzden tek bir kültüre bağlanmak istemiyorum. Kendi kültürümden esinlenerek yaratıcılığımı doğru şekilde ortaya koyamayabilir, yeni bir şeyler üretemeyebilirim. Fakat Yunan estetiği ve çizgilerinin belli belirsiz her tasarımımda olduğunu da düşünüyorum.

- Atina'da satışlarınız nasıl, halkınız sizinle gurur duyuyor mu?
- Atina'da altı noktada satılıyoruz ve Yunanlılar beni desteklemek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ekonomi çok kötü durumda olmasına rağmen hâlâ lüks tüketim yapan kadınlar bizi seçiyor. Bir kere tanındıktan sonra problem yaşamıyorsunuz fakat genç tasarımcılar ve yaratıcı işlerle uğraşan insanlar için Yunanistan zor bir ülke.

EN BÜYÜK FOBİM KOPYALAMAK
- Size sezon boyunca ilham kaynağı olan modacılar var mı?
- Bu işe başladığımdan beri aynı kadından Miuccia Prada'dan etkileniyorum.

- Kendinizi kopyalarken bulmaktan korkuyor musunuz?
- Bu konu benim en büyük fobim. Hazırladığım ürünler insanlara başka tasarımcıları hatırlattığında, onları hiç tereddüt etmeden koleksiyondan çıkartıyorum.