X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Lütfen o şezlongdan kalkar mısınız?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Lütfen o şezlongdan kalkar mısınız?

  • Giriş Tarihi: 19.7.2014

Güneşlenme hastalığı tanoreksiya son yıllarda iyiden iyiye trend haline geldi. Ancak psikolojik bir bağımlılık olan fazla güneşlenme takıntısı, erken yaşlanmadan kansere birçok olumsuz sonuç doğuruyor

Güneşlenmek son 10 yıldır saplantı halini aldı. Plajlarda şezlongla bütünleşmiş halde yatan ve yemek yemek için dahi yerinden kıpırdamayanlara rastlıyorsunuzdur. Ne kadar bronz olursa o kadar güzel göründüğünü düşünenlerin sayısı küçümsenmeyecek kadar çok. Üstelik bunun için farklı taktikler bile geliştiriliyor. Kakao yağını bebe yağı ile karıştıranlar, vücuduna vazelin sürenler, kola dökenler hatta güneş altında havuç suyu içenler bile var. Dünyada bronz tenin öncüleri arasında Christina Aguilera, Paris Hilton gibi isimler sayılabilir. Ülkemizde bronzluk denince akıllara hemen Eda Taşpınar geliyor. Oysa Uzakdoğu'da, yazın beyaz tenini korumak için şemsiyeyle dolaşanlar olduğunu biliyoruz. Bunun nedenini Estetik ve Plastik Cerrah Op. Dr. Osman Şenel tek bir cümleyle açıklıyor: "Bu bir hastalık." Hastalığın ismi tanoreksiya. Osman Şenel, bronzlaşma takıntısının altında yatan iki neden olduğunu söylüyor: Bu nedenlerden birincisi beden dismorfofobisi denilen insanın kendi beden algısındaki değişiklik, bir başkasına benzeme çabası, aynaya baktığında kendini olduğundan farklı görme isteği. Bu kişiler koyu tenli olunca sağlıklı ve güzel göründüklerini düşünüyor. Bronzlaşmayı takıntı haline gelmesinde ikinci etken ise güneş ışınlarının insanda mutluluk hormonu üretimini harekete geçiriyor olması. Araştırmalara göre beyninde mutluluk hormonu az olan bazı insanlar, aşırı şekilde güneşlenerek bu açıklarını kapamaya çalışıyor. Bu da bir çeşit bağımlılık.

Nasıl bir hasar yaratıyor?

Aşırı güneşe maruz kalmak cildin tamir mekanizmasındaki enzimlerin yapısını ve çalışmasını etkiliyor. Cildin temel taşı olan kollajen zarar gördüğü için hasarın tamirinde zorluklar gelişiyor. Eğer ki kollajen yapısında zaten yaşla gelişen bir azalma varsa buna güneşin yıpratıcı etkisi de eklendiğinde ciltte erken yaşlanma, kırışıklık ve sarkmalar oluşuyor.

Doktorlar reçeteye yazıyor

Güneş iki farklı hasar veriyor. Biri kozmetik, erken yaşlanmamıza neden oluyor. İkincisi de ilerde cilt kanserine yakalanma ihtimalini arttırıyor. Aniden yoğun güneşe maruz kalırsak ve vücudumuz da güneşe hazır değilse o zaman vücut birinci derece yanık reaksiyonu veriyor. Cilt su topluyor, soyuluyor. Ozon tabakasındaki incelmeden dolayı güneşin ultraviyole A, B ve hatta C ışınları yeteri kadar süzülmüyor. Özellikle güneşin çok etkili olduğu Avustralya ve Amerika'nın bazı bölgelerinde güneş hasarı toplumsal bir sorun olarak ele alınıyor ve doktorlar reçeteyle güneş koruyucu yazıyor. Özellikle beyaz tenli kişiler güneşten daha fazla zarar görüyor çünkü onlarda güneş hasarını engelleyecek melanin denilen pigment sayısı daha az.

Beyaz tenliler ne yapacak?

Yandıktan sonra cilt kendini korumak için melanin sentezliyor. Beyaz tenliler eğer yavaş yavaş güneşe çıkarsa yanmadan da melanin sentezini arttırıp bronzluğa ulaşabiliyor. Bu nedenle esmerlerin güneşten dolayı kollajen yapılarının bozulması ve cilt kanserine yakalanma ihtimalleri beyaz tenlilerden daha düşük. Çünkü onlardaki koruyucu renk tabakası daha fazla.

Psikiyatrik tedavi şart

Tanoreksiyaya yakalanan biri uyuşturucu bağımlısı gibi güneşten uzak kalamıyor, kaldığında kendini çok kötü hissediyor, tüm kötü yönlerini bilmesine rağmen gene de güneşleniyor. Osman Şenel bu insanların bütün bağımlılıklarda olduğu gibi mutlaka bir psikiyatri uzmanına görünmeleri gerektiğini söylüyor. Uzman Klinik Psikolog Seliyha Dolaşır da bronzluğun, derinin alt ve üst tabakasındaki hücrelerin DNA'sına zarar vermesine rağmen son yıllarda daha zayıf ve genç görünmek, yüz bölgesindeki ya da vücuttaki yara ya da kırışıklıkları gizlemek, hatta özellikle açık renkteki giysileri daha rahat giyinmek için saplantı haline geldiği konusunda hemfikir. Dolaşır, mevsimden bağımsız bir şekilde yazın güneşle, kışın da düzenli solaryum seanslarıyla bronz bir tene kavuşan kişilerin sayısının artmaya başladığını söylüyor: "Onca hastalık yüküne rağmen bronzluğunu hiçbir zaman yeterli bulmayan, hep daha çok kararmak istediği için güneşin altında saatlerce kalan, kışın ise sürekli solaryuma girenlere "bronzlaşma takıntısı" teşhisi konuluyor. Bu hastalığa yakalananlar ten renginde az da olsa bir renk açılması olmasını tolere edemiyor, kendinden rahatsız oluyor. Hatta depresif hissediyor. Daha da fenası, tıpkı alkol ve madde bağımlıları gibi, tanoreksik kişiler de bunun ciddi ve tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlık olduğunu kabul etmiyor."

Ciltteki hasarlar giderilebilir mi?

Güneşten cilt çok zarar gördüyse ve ciltte kansere dönüşebilecek lezyonlar varsa öncelikle bunların alınması lazım. Yanıklar, lekeler, sarkma ve gevşeme yüz bölgesindeyse çeşitli ilaçlar, kremler ve teknolojiler kullanarak cildi canlandırmak mümkün. Eskisi kadar sağlıklı olmasa da cildin daha canlı olması için çeşitli tedavi yöntemleri planlanabiliyor.

Kola ve bebek yağı sürenler

Halk arasında daha hızlı bronzlaşmak adına bir takım yöntemler geliştiriliyor. Beyaz tenli biri kola ya da bebek yağı sürüp uzun süre güneş altında kalırsa akşamına hastaneye gitmek zorunda kalacağı muhakkak. İkinci derece yanık olması, cildinin su toplaması, çok acı çekmesi kaçınılmaz. Bu yanıkların iyileşmesi üç-beş gün sürebiliyor. Ancak tatilin 10-15. gününden itibaren bronz bir tene kavuşulduktan sonra derinin koruma mekanizmaları da gelişmiş oluyor.

Güneşin yararı da var

Osman Şenel günde 20 dakikalık bir güneş banyosunun insanın kendini iyi hissetmesini sağladığını ve D vitamini sentezini arttırdığını söylüyor: "D vitamini sentezi için öğle saatleri daha uygun. Ama güneşe karşı hassasiyet varsa sabah ya da akşam saatlerinde çıkılabilir. Güneşe biraz alışıldıktan sonra öğle saatlerine geçilebilir. D vitamini sentezi için güneşe maruz kalan bölgeleri sabunla yıkamamak gerek. Aşırı yıkamak orada üretilmiş D vitaminlerinin deriden uzaklaşmasına neden olabilir."