X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ben Orhan'ın dergahında piştim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ben Orhan'ın dergahında piştim

  • Giriş Tarihi: 2.8.2014

Bir albüm çıkarma hazırlığında olan Sevim Emre bu kararıyla herkesi şaşırttı. Orhan Gencebay'ın 40 yıllık hayat arkadaşının amacı sahnelere geri dönmek değil, sevenlerine bir anı bırakmak

Sevim Emre, Orhan Gencebay'ın 40 yıllık yol arkadaşı. Aşkı uğruna henüz çıkmakta olduğu şöhret basamaklarını gözü kapalı terk etmiş, tabir uygunsa evinin hanımı olmuş. Her daim Orhan Gencebay'ın yanında, hep el eleler... Bugüne kadar Orhan Gencebay'ın sanatını konuştuk. Sevim Emre ise en çok Orhan Babamızın büyük sevdasıydı... Ama şimdilerde Sevim Hanım başka türlü bir tatlı telaş yaşıyor. Kısa bir süre sonra onun da bir albümü olacak. Herkesi şaşırttı bu karar. Sevim Emre bu çalışmayı, sevenlerine, torunlarına kalacak bir 'anı' albümü olarak tarif ediyor. Yoksa amacı yıllar önce bıraktığı sahnelere geri dönmek değil. Emre albümünü ve 40 yıllık sevdasını anlattı...

- Nereden çıktı bu albüm işi, herkes şaşkın?
- Benim yıllara dayanan bir müzik eğitimim var. Orhan Bey'le tanıştığımız zaman da eğitim alıyordum. Çok küçük yaşlarda başladım müzik eğitimine. Güzel sanatlar akademisinde okudum. Türk Sanat Müziği eğitimi gördüm. Büyük üstatlardan ders aldım. Sonra Orhan Bey bana "Bir evde iki sanatçı olmaz" deyince vazgeçtim bu işlerden.

- Kimlerden ders aldınız?
- Cevdet Kozanoğlu, Saffet Gündeğer, Metin Bükey... Çok hocadan ders aldım. Bugüne kadar hiçbir şey yapmadım. Bir anı albümü yapmak istedim. Çocuklarımıza, torunlarımıza... Ses kaybolmuyor, kalıcı bir şey.

ALLAH ORHAN BEY'İ BANA NASİP ETTİ
- İçinizde ukde mi kaldı?
- Yok ukde kalmadı. Sordum Orhan Bey'e, "Olur" dedi. Yıllar önce de bana çok teklif yapılmıştı. Ama Orhan'ın böyle bir yandan, durgun bir bakışı vardır, onu gördüm gözlerinde ve "Hayır" dedim. O bakış o imzaları attırmadı bana. Fakat bu projeye "Tamam" dedi. Onun rızası olunca da yapmaya karar verdim. Altı parça olacak. Birinde Orhan Bey bir şiir okuyacak. Üç parça hiç duyulmamış bir hanımdan. O geldi, beni buldu. İkisi Orhan Bey'den, bir tane de ya Sezen Hanım'dan (Aksu) ya da Serdar'dan (Ortaç) olacak.

- Yaklaşık 40 yıldır birliktesiniz. Orhan Bey'le tanışmanızı anlatsanıza biraz?
- Orhan Bey'i tanıdığım zaman 16 yaşımdaydım. "Orhan Abi" diyordum ve çok seviyordum onu. Ama zamanın farklı bir akışı var, insanı çok değiştiriyor. Zaman içinde sevgiler şekil ve yön değiştirebiliyor.

- Ne zaman değişti o şekil?
- Tanıştıktan birkaç sene sonra... Şöyle söyleyeyim: İnsanları, onun bakış açısıyla gördüğüm zaman daha çok sevdim. Çünkü çocuk ruhum vardı, şekillenmemiş duygularım vardı. Ben onun dergahında büyüdüm diyorum. Çünkü gerçekten olgunlaşmak başka türlü bir şey. Bir hiçlik mertebesi var insanlar için. Maalesef insanımız bir fani olduğunun farkında değil. Ben bir insanı tanımadan da seviyorum. Çünkü o da Tanrı'dan bir parça, hepimiz gibi. Yaradılanı seviyorum yaradandan ötürü. Zaten sevgiyle, gönül gözüyle baktığınız zaman farklı bakıyorsunuz insana, hayvana, çiçeğe... Ben çiçeği koparırken korkarım canı yanar, onun da kalbi var diye. Biraz bedenin, ruhun olgunlaşması gerekiyor. Ruhumuzu arındırmalı; hırslardan, bencilliklerden uzaklaştığımızda gerçek kişiliğimiz ortaya çıkıyor. Allah hiç kimseyi kötü yaratmaz ki. Ve ne mutlu bana ki Allah Orhan Bey'i bana nasip etti. Eşim olduğu için söylemiyorum ama Orhan Gencebay çok farklı biri. O Türkiye'nin Orhan Gencebay'ı. Bir gün bir tek hayranına "Öf" dediğini bilmem.