X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sofra adabını bilmeyen çocuktan 'adam' olmaz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sofra adabını bilmeyen çocuktan 'adam' olmaz

  • Giriş Tarihi: 23.8.2014

Kuralları reddetmek, modern ve özgür olmak, sofra adabını gözardı edeceğimiz anlamına gelmiyor. Özellikle günümüz çocuklarını, ciddi görgü sınavları bekliyor

Protestanlığın kurucusu Martin Luther'in, sofrasında ağırladığı konuklarına yemekten sonra, "Geğirdiğinizi, yellendiğinizi duymadım?
Yediklerinizi beğenmediniz mi?" dediği söylenir. 15. yüzyılda yaşayan Luther'in döneminde, yemekten duyulan memnuniyet Avrupa'da böyle ifade ediliyormuş. Buraya kadar tamam da, sofra kültürünün inceliklerini biliyor muyuz? Çocuklarımızın kibar sofralarda kendini ve bizi mahcup etmeyecek kadar görgülü olduğuna inanıyor muyuz?

SOFRA ADABI ÖNEM KAZANIYOR
Biz istediğimiz kadar kuralları reddedip, özgürlüklerden yana olalım, günümüz çocuklarını gelecekte yazılı olmayan ciddi görgü sınavları bekliyor. Uygar bir kişiden beklendiği gibi yemek yemeyi bilmeyen birinin doğru dürüst bir iş bulması, bulduğunu varsayalım, yükselmesi, eğer ünlü bir şarkıcı, sinema oyuncusu, ya da mirasyedi değilse, hayal ettiği biriyle evlenmesi kolay değil.
Gel gelelim anne babası sofra kültüründen yoksun yetişen bir ailede çocukları kim eğitecek? Benzer sorunları yaşayan Batı ülkelerinde bu bir ölçüde çözülmüş. Çocuklarının durumundan hoşnut olmayan ama kendileri katkıda bulunmaktan aciz anne babalara yardımcı olacak kurslar düzenleniyor, bazı restoranlar çocuklara uygulamalı programlar hazırlıyor. Çünkü 'rahatlık', 'özgürlük', 'modernlik' adına hoyratlaşan, görgüsüzleşen toplumlarda bu gidişe tepki olarak sofra adabı tekrar önem kazanıyor.
Kurslarda çocuklar oyun ortamında, sofrada nasıl davranmaları gerektiğini öğreniyorlar. Bu tür bilgiler bir başöğretmen edasıyla verilmediği için, çocuklar hemen havaya giriyor, kolayca öğreniyor ve öğrendiklerini benimseyip, uygulamaya başlıyorlar.
Yedi yaşından büyük çocuklar için Almanya'da düzenlenen bir sofra adabı kursu hakkında bir yazı okudum. Üç çeşit yemekten oluşan bir menü servis ediliyormuş bu kursta. Önce domates çorbasıyla başlıyorlar. Çocukların çorba soğusun diye kaşığa üflemeleri yasak. Kaşığı dudaklarına dik olarak yaklaştırmaları da gerekiyor. Genellikle çorba aşamasını çocuklar sorunsuz atlatıyorlarmış. Asıl sorun bundan sonra, düz tabakta spagetti servis edildiğinde ortaya çıkıyormuş. Önce kendi kendilerine ne kadar başarabileceklerini görmek için çocuklara müdahale edilmiyormuş. Ama ortalık karışmaya başlayınca, eğitmen, her birine teker teker nasıl yemeleri gerektiğini öğretiyormuş.

12 YAŞINA KADAR ÖĞRENMELİ
Birkaç yıl önce bir özel ilköğretim okulunda seçmeli olarak verilen bir sofra kültürü dersine davet edilmiştim. Öğle yemeği ayrı bir odada, şık bir sofrada servis ediliyordu. İlk aşama sofrada oturma düzeniydi. Öğretmen sofranın başında yerini aldı, yemeğin tek konuğu olan ben onun sağına oturtuldum, diğer sekiz öğrenci kız erkek yan yana olmak üzere yerleştiler. Yemek bitip sofradan kalktığımda, küçük öğrencilerin en resmi sofralarda bile rahatça yemek yiyebilecek düzeyde sofra kültürünü benimsemiş olduklarını gördüm.
Uzmanlara göre, çocuklar 12 yaşına kadar temel sofra kültürü almadıkları takdirde, daha sonra kolay kolay istenen düzeyi tutturamıyorlarmış.
12 yaşında bir çocuktan beklenen sofrada kusursuz biçimde davranması değil. Ama belirli kuralları çocukların ilkokul çağında öğrenmiş, içlerine sindirmiş olmaları şart. Bunlar, çatal bıçağı doğru tutmak, geğirmemek, ağzını şapırdatmamak ve bıçağı yalamamak gibi temel kurallar. Biraz daha büyükler için de sofrada cep telefonuyla konuşmamak, kavga etmemek ve dış görünüşünü düzelttikten sonra sofraya oturmak gibi ayrıntılar devreye giriyor.
Şimdilik çoğumuz "ağaç yaşken eğilir" atasözünü çocukların sofra eğitimiyle hiç bağdaştırmıyoruz. Kolej ya da üniversite sınavlarına hazırlamakla onları gelecek için donanımlı kıldığımızı sanıyoruz. Bu yanlış değil; ama eksik... Kadınlar biraz daha şanslı. Eskiden beri şansı yaver gidip şarkıcı, sinema oyuncusu olarak ünlenebilen, yemek kültürü temeli olmayan hanım kızlarımız cüzdanı dolgun, görgülü bir koca bulduklarında yurtdışındaki 'leydilik kurslarında' hızlandırılmış eğitim görüp, fazla açık vermeden durumu idare edebiliyor. Erkeklerin durumu ise epey zor, Çünkü sofra adabından yoksun bir kişi bakan bile olsa, 'adam' olamıyor..