X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kalçalarınızı benim gibi sallayabilir misiniz?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kalçalarınızı benim gibi sallayabilir misiniz?

  • Giriş Tarihi: 6.9.2014

70'ler sonu New York'unun efsane grubu Blondie, müzik kariyerinin 40. yılında İstanbul'da. Black Box'ta bu akşam gerçekleşecek konserde müzik tarihinin göz kamaştırıcı kadın solistlerinden Debbie Harry'yi izleyeceğiz

1970'lerin başı. Chris Stein, New York'ta bir gece kulübünden içeri girdi. Uzun saçlı, kalın çerçeveli gözlüklü bu genç adam fotoğraf çekmeye meraklıydı. Brooklynli politik aktivist bir çiftin çocuğuydu ama onun ilgisi politikadan çok sanataydı. Bu yüzden eğitimine sanat okulunda devam ediyordu. Sahnede ise grup üyeleri kızlardan oluşan Stilettos vardı. Pek de başarılı bir grup oldukları söylenemezdi. Ama solistleri Debbie Harry'nin, diğerlerine göre farklı bir havası vardı. Stein ve Harry önce arkadaş sonra sevgili oldular. 1974 yılında da The Angel and the Snake adıyla ilk gruplarını kurdular. Grubun ismi daha sonra Blondie olarak değişti. Çünkü o sıralar yolda görenler Debbie'ye "Blondie" (Hey sarışın) diye laf atıyordu. İlk zamanlarında üç-beş kişiden oluşan kalabalık denmeyecek topluluklara konser verdi Blondie. 1976'da CBGB'de sahneye çıktıklarında salonda sadece 14 kişi vardı. Bu durum aslında gruba deneysel takılabilmeleri için fırsat sağlıyordu. Debbie, bir gün deri pantolonla, ertesi gün gelinlikle, bir sonraki gün ise aslında bir yastık kılıfı olan zebra desenli elbiseyle sahneye çıkıyordu. Yaptıkları müzik 'öteki'ni temsil ediyordu. Kabullenilmeyen, reddedilen bir müzikti. İçinde tehlike de vardı, yaramazlık da. 1976'da grupla aynı adı taşıyan ilk albümünü çıkaran Blondie, iki yıl sonra Plastic Letters'ı piyasaya sürdü. Ama onlara dünya çapında başarıyı getiren Parallel Lines oldu. Albüm One Way or Another, Heart of Glass gibi hitleri barındırıyordu.

BLONDIE DEMEK DEBBIE HARRY DEMEK
Blondie'nin başarısında müziğin yanı sıra Debbie Harry'nin karizmasının, gücünün etkisi de yadsınamayacak bir gerçek. Harry hayatının hiçbir döneminde öyle kolay vazgeçen bir kız olmadı. The Tide is High şarkısında söylediği gibi "O tipte bir kız değildi." New Jersey'den kalkıp New York'a yerleştiği o ilk dönemlerde artık bu gücün kendisinde olduğunu biliyordu. 18 yaşında nasıl bir kız olacağını seçmişti. Kendi sözleriyle "Nehrin öbür yakasından gelme cahil bir kızdı. Ama tek bir düşünce içine sıkışıp kalmayacağı bir yere ulaşmanın, büyük fikirlerin peşindeydi. Sıra dışı, tekinsiz bir ortamın parçası olmalıydı." "Sanatçı olmak istiyordum" diyordu İngiliz gazetesi Independent'a verdiği söyleşide "Oysa sanatla uzaktan yakından alakası olmayan bir ortamdan geliyordum. Bu yüzden New York bir okul gibiydi, belirsizlikler denizinde yüzmek gibi." Debbie Harry, zaman zaman -1982'de grubun dağılması ve Stein'ın ender görülen bir hastalığa yakalanması gibi- zor dönemlerden geçse de kariyeri boyunca hep bildiği yoldan ilerledi. Blondie, 70'li yılların sonundan bugüne kadar rock'tan new wave'e pop'tan disco ve reggae'ye kadar farklı tarzları aynı potada eriten toplam 10 albüm yayınladı, 40 milyonu aşan satış rakamları yakaladı. 1997'de tekrar bir araya geldikten sonra 70'ler, 80'ler ve 90'larda liste başı olmayı başaran ilk müzik grubu oldu. Debbie Harry ile aynı dönem müziğe başlayanların çoğu çoktan evlerine çekilmişken o ve grubu bugün hâlâ "Biz buradayız" diyorlar. Pozitif Live organizasyonuyla bu akşam Black Box'ta gerçekleşecek buluşmada 69 yaşında hâlâ punk, hâlâ çok ateşli bir sarışının size kafa tutmasına tanık olabilirsiniz. Debbie Harry soruyor: "Kalçalarınızı benim gibi sallayabilir misiniz?"

70'LERİN İKİ MÜZİK İKONU
Debbie Harry'nin hikayesi bir anlamda müzisyen Patti Smith'inkiyle de paralellikler taşıyor. İkisi de New York'a sanatçı olmak için gelmişti. Ama sanıldığının aksine Harry, Andy Warhol çevresiyle çok yakın bir ilişkiye girmedi. Hayat biçimleri ilgisini çekiyordu ama onları uzaktan takip ediyordu. Oysa tam da Warhol'un tanımladığı gibi bir süperstar ışığına sahipti: Etkileyici, gösterişli ve stil sahibiydi. Bitmez tükenmez bir karizmaya sahipti. Patti Smith o dönem kadınsı olmadığı için birçok problemle karşılaşmıştı, Debbie Harry ise kadınsı yönleri fazlaca öne çıktığı için... Harry 'hoppa' bulunuyordu: "Benim bir sevgilim vardı. Chris Stein'ın varlığı bir dereceye kadar aşağılanmamı önlüyordu. Fiziksel olarak koruma altındaydım diyebilirim. Ama beni de yeterince yerden yere vurdular."
MELTEM FIRATLI