X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Baba senin mutluluk formülün ne?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Baba senin mutluluk formülün ne?

  • Giriş Tarihi: 13.9.2014

Babama 50. yılında bir hediye vermek istedim. 5 ay çalıştım. Herkesi organize ettim. Hepimiz, 24 Eylül gecesi muhteşem bir konserde birlikte olacağız. Tüm dostları, müzisyenler ve ailesi... Ona konser gecesi için en güzel smokini seçtim ve karşıma oturtup 50 yılın sorularını sordum. Ve sonunda onu ağlattım

Babalar kızlarının ilk aşkıdır, hele benimki gibi özel bir babanız varsa, o şarkılarla, o büyülü sahnelerde, o kulislerde büyümüşseniz bambaşkadır. Efsanedir. 50 yıl olmuş babam Neco müziğe başlayalı. Öyle güzel kareler, anılar, başarılar, önemli ödüller var ki... Ben de bu 50. yılında babacığıma bir hediye vermek istedim. Aylar öncesinden kolları sıvadım, BKM'nin kapısını çaldım. Ardından orkestra şefimiz babamın 40 yıldan fazladır dostu olan Garo Mafyan'a gittim, şarkıları seçtik, konukları ayarladık ve sıra Bodrum'da sakin bir hayat süren babamı aramaya geldi. Dedim "Baba 24. Eylül'ü boş tut çünkü 50. sanat yılını kutluyoruz!" Çok şaşırdı babam, sevindi, duygularını bana söyleyemedi, ben de ona söyleyemedim. Göz göze gelemedik, geldik mi ağlayacaktık çünkü. Ardından ben iki buçuk yaşımdayken Eurovision'a katıldığı Olcayto Ahmet Tuğsuz şarkısı Hani'yi Ersay Üner ile tekrar düzenledik. Bu sefer ben söyledim, babam da bana eşlik etti. Bitmedi. Bir de klip çektik, klipte babamla birlikte küçük kardeşim Leyla da oynadı. Sette babamın yüzünü görmenizi isterdim. Şaşkınlık, sevinç, gurur... Duydum ki gizli gizli ağlamış. Ben henüz harıl harıl çalışmaktan ağlamadım. Kendimi hiç böylesine tutmadım. Sonra aldım babamı, konser gecesi için en güzel smokini seçtim. Nasıl da yakışıklı oldu. Şimdi kocaman bir ekip son hazırlıkları yapıyoruz. Ajda Pekkan, Emre Altuğ, Kenan Doğulu, Nükhet Duru ve Yalın o gece babamla birlikte sahnede olacak. Ve tabii ki ben ve ablam. Hayatımda hiçbir şey için bu kadar heyecanlanmamıştım ve hiçbir röportajın girişini yazarken böyle duygusallaşmamıştım. Meğer onun hayatında bilmediğim neler varmış. Hadi buyrun baba-kızın röportajına. Aslan babama. Özel babama. Güzel babama. Ve sonra lütfen buyrun 24 Eylül akşamı Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'na.

DÖRT ÇOCUĞUM, ONLARA AŞIĞIM

- Senin mutluluk formülün ne?
- Dört çocuğum. Onlar benim hayatım. Çocuklarıma aşığım ve hayranım, benim için dünyanın en güzel varlıkları. Dolayısıyla işimin değil de yaşamımın en büyük mutluluğu onlardır.
- Başa dönelim. Küçük Nejat olarak ilk aklına gelen kare ne?
- Aaa çok güzel soru bu. Mesela bir tanesi Taksim Parkı'nda tunç bir boğa heykeli vardır. Sonra o boğa İstanbul'un çeşitli yerlerini gezdi. O boğanın üstünde fotoğraf çektirdiğimi hatırlıyorum. Babam çekmişti. Bir de babamın verdiği harçlıkları biriktirirdim. Çocuk yaşımda paralarımla sinemaya giderdim. Paralarımı nereye saklardım biliyor musun?
- Kumbara falan herhalde...
- Saraçhane başında oturuyorduk, evimize çok yakın bir mezarlık vardı, o mezarlıkta saklardım.
- Pardon niye?
- Saklama, sahip olma ihtiyacından herhalde. O parayla da sinemaya giderdim.
- Baban yani benim Davut Dedem nasıl bir adamdı?
- Çok tatlı ama biraz kendine düşkün bir adamdı. Hiç unutmam çok güzel şapkaları vardı ve çok güzel giyinirdi. Kendisi orduya alınan sivil memurlardan biriydi.
- Anne?
- Annem kutsal bir insandı. Üç erkek çocuk ve babama hayatını adadı, mükemmel şekilde baktı. Bambaşka bir kadındı.
- Benim bildiğim sen filmlere çok meraklıymışsın, futbol oynarmışsın ve denizci olmak en büyük hayalinmiş. Müzik nereden çıktı?
- Bostancı'da Günaydın Restoran'ın olduğu yer o zamanlar Yumurcak Plajı'ydı, biz o plaja giderdik. Yazın da orada eğlencesine müzik yapardık.