X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bir yanda Tarkovski bir yanda Barton'ın bileziği
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bir yanda Tarkovski bir yanda Barton'ın bileziği

  • Giriş Tarihi: 20.9.2014

Türk sinemasının 100. yılı coşkusu Adana Altın Koza Film Festivali'nin programına da yansıdı. İlk dört gün gösterilen filmler arasında Neden Tarkovski Olamıyorum öne çıkıyordu

Adana'da sıcak önceki yıllardaki gibi insanı boğmuyor. Bunun için Adana Altın Koza Film Festivali de daha şen şakrak. Nitelikli ve dolu dolu bir program nedeniyle de filmden filme koşturarak geçiyor hayat. Türk sinemasının 100. yılı coşkusunun programa yansıdığını görmek insanı mutlu ediyor. Program zengin olsa da yine de en gözde bölüm Ulusal Yarışma. Bu yıl Ulusal Yarışma'da genç yönetmenlerin daha bir ağırlığı var. Derviş Zaim'in Balık'ı ve Ozan Açıktan'ın Silsile'si dışındaki yapımlar ya ilk ya da ikinci film. Bu aslında beklenen bir gelişmeydi. Antalya Film Festivali prömiyer şartını kaldırınca genç yönetmenlerin festival tercihini Altın Koza'dan yana kullanacağı öngörülüyordu. Yazıyı yazdığımız perşembe gününe kadar Nergis Hanım, Beni Sen Anlat, Deniz Seviyesi, Gittiler Sair ve Meçhul, Neden Tarkovski Olamıyorum gösterildi. Yarışmada ara toplam almak istersek, izlediğimiz filmler arasında Neden Tarkovski Olamıyorum öne çıktı. Türkiye'de bir yönetmenin film yapma macerasında yaşadıklarını ve sinema dünyasında özellikle de yönetmenler üzerindeki Tarkovski tutkusunu alegorik bir şekilde anlatan filmi, ödül listesinde görmek şaşırtıcı olmayacak. Filmde bir yönetmeni canlandıran Tansu Biçer ise dört dörtlük oyunuyla öne çıkıyor. Diğer filmlerse vasatı aşamıyordu. Deniz Seviyesi sinematografik yetkinliğini senaryoda gösteremiyordu. 12 Eylül ile ilgili olan Beni Sen Anlat darbeyle ilgili yapılan filmler düşünüldüğünde yeni bir söz söylemiyor, onlar arasında da sinematografik olarak zayıf kalıyordu. Ama filmin en iyi yanı Aytaç Arman'ın vicdanlara dokunan performansıydı. Bir de, Nazlıcan Tuncalı sinemamızda yeni bir yüz olarak arz-ı endam etti. Gittiler Sair ve Meçhul, iki ayrı hikayeyle hem Türkiye'de hem de yurtdışında yaşayan Süryaniler'in dramını anlatan, ilgiye değer bir çalışmaydı. Ama iki ayrı hikayenin sinematografik olarak birbirinden ayrı olması iki film izlemiş duygusu veriyordu. Nergis Hanım, bakıma muhtaç bir yaşlı kadın ile ona bakan oğlu arasındaki gerilimli ilişkiye odaklandığı için özellikle yaşlı seyircilerden alkışı aldı. Ama tek mekanda geçen film taşıdığı yükün altında kalıyordu.

SEYİRCİ KATILIMCIYDI
Festivalde seyircilerin bu yıl daha katılımcı olduğu söylenebilir. Direkt, içten, kulp takmadan film gösterimleri sonrasındaki söyleşilerde sordukları sorularla yönetmenleri terlettiler. Yönetmenler de bu zorlu sorulara içtenlikle cevap vererek takdirlerini kazandı. Bu yüzden filmler vasat olsa da seyirci-sinemacı etkileşimi vasatın üzerindeydi denilebilir. Altın Koza seyircisi Nuri Bilge Ceylan'ın seviyor. Önceki filmi Bir Zamanlar Anadolu'da yine bu festivalde Türkiye prömiyerini yapmış ve izdiham olmuştu. Yönetmenin Altın Palmiyeli Kış Uykusu uzun zamandır vizyonda olmasına rağmen özel gösterimle festival programındaydı. Yine izdiham oldu. Festival yönetimi, çareyi ek gösterim yapmakta buldu. Bu manzara yıllarca Altın Koza'da ekilen tohumların büyümeye başladığının göstergesiydi. Ulusal Yarışma filmlerinin yoğun gösteriminden fırsat bulup izlediğimiz filmler arasında Dardenne kardeşlerin yönettiği, Marion Cotillard'ın başrolde oynadığı İki Gün, Bir Gece filmi vardı. Film, "İkramiye için birlikte çalıştığınız arkadaşınızın işten atılmasına göz yumar mısınız?" diye soruyordu. Sınıfsal çelişkileri ve işçi sınıfı arasındaki 'rekabeti' insani duyarlılıkları ön plana çıkarak anlatan film, yönetmenlerin son yıllardaki en iyi filmlerinden biri olarak öne çıkıyordu. Festivalin en merak edilen konukları arasında Mischa Barton da vardı. Türk Sinemasının 100. Yılı gecesine katılmak için gelmişti. Çok da tanımadığı bir ülkeye gelmiş olmanın tedirginliği vardı üzerinde. Sıcak karşılandı Adana'da. Belediye Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü'nün kendisine hediye ettiği nazar boncuklu altın bileziğin hoşuna gittiği de aşikardı. Şalvar almak istedi. Lakin uzun yol yorgunluğu vurunca Adana'yı dolaşmaya ve alışverişe pek vakti olmadı. Festivalin açılış töreninde belediye başkanı Sözlü'den bir öneri geldi, "Adana Altın Koza Film Festivali adını gelecek yıl Adana Film Festivali yapsak olur mu?" diye sinemacılara sordu. Neden böyle bir öneride bulunduğu pek anlaşılamadı. Çünkü festivalin adından zaten hangi kentte düzenlendiği apaçık anlaşılıyordu. Yılların Altın Koza'sını birden festivalin isminden çıkartmanın da bir manası yoktu. Bu yüzden sinema dünyası başkanın önerisine soğuk baktı. Ama sinema dünyası Sözlü'yü takdir de ediyor. 30 Mart'tan sonra başkan olan Sözlü'nün, festivale genel çizgisini bozmadan yoluna devam etme olanağı sağlaması herkesi memnun etmişe benziyor.