X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Öbür Sanem'i tanımadan duramadım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Öbür Sanem'i tanımadan duramadım

  • Giriş Tarihi: 4.10.2014

Sanem Çelik, Derviş Zaim'in Balık filmiyle sinemaya geri döndü. Film, Adana sonrası Antalya'da boy gösterecek. Sonra da vizyona girecek. Çelik film için Amerika'dan Türkiye'ye geldi. Orada kendiyle başbaşa kalışı, içindeki 'yıldız olmayan Sanem'i keşfetmesini sağlamış

Yıllar önce Aliye'nin setinde konuştuğumuzda mütevazı, içi dışı aynı ve kibar bir Sanem Çelik vardı karşımda. Yüzünde tatlı bir tebessümle cevaplamıştı sorularımı. Aradan yıllar geçti. Kimi tatsız olaylar sonrasında ani bir kararla Amerika'ya yerleşti. Adana Altın Koza Film Festivali'nde görüştüğümüzde yine mütevazı yine kibar bir Sanem Çelik vardı karşımda. Heyecanlıydı. Ne de olsa, yıldızını parlatan Filler ve Çimen filminin yönetmeni Derviş Zaim ile yıllar sonra Balık filminde yeniden bir araya gelmiş, filminin prömiyerine katılmış, seyircisiyle yeniden buluşmuştu. Ama temkinliydi de. Belki de yaşadıklarından dolayı böyle temkinli yaklaşıyordu bilinmez. Lakin aradan geçen yılların onu daha olgun hale getirdiği de kesin. Sinemada Balık'tan önce Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm'de izlediğimiz Sanem Çelik, halen Amerika'da yaşıyor. Ama film nedeniyle bir süre Türkiye'de olacak. Çünkü Balık Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde yarışacak ve 17 Ekim'de de vizyona girecek. Hazır Türkiye'deyken aradan geçen yılları ve sinemayı konuştuk.

- Ortalıklarda yoktunuz. En son Behzat Ç. filminde izledik sizi. Sonra Balık'ta... Yeniden sinemada boy göstermek iyi geldi mi size?
- Doyamıyorum, dolayısıyla sinemaya, setlere özlemim de hiç bitmiyor. Sinema benim oyunculuk yaşantımda ilk göz ağrım, yeri daima başkadır.

- Filler ve Çimen'den sonrası Balık'la tekrar Derviş Zaim ile çalıştınız. Nasıl gelişti süreç?
- Süreç, eğitici, öğretici, geliştirici, arayışçı, yenilikçiydi. Ne de olsa bir Derviş Zaim setiydi. Nice setlerde nice derinleşmelere...

- Aradan geçen bunca zaman sonrasında sizin ve Zaim'in cephesinde değişen ve değişmeyen bir şeyler var mıydı?
- Derviş Zaim'in en sevdiğim özellikleri yenilikçi, bilgiyi paylaşan, meraklı, açık kalpli dolayısıyla açık zihinli bir insan olması. Bu özellikleri değişmemiş aksine yıllar geçtikçe de pekişmiş. Filler ve Çimen'den beri ben de büyümüşüm haliyle. Bu yaratım sürecinde, ekip olarak, bilgi alışverişiyle ve sevgiyle geliştik. Ortaya çıkan film, ne istediğini bilen bir yönetmenin tüm ekibi sevgi ve saygıyla yönetmesiyle çıkabilirdi ancak.

- Filminiz Adana'da gösterildi. Uzun bir zaman sonra sahnede seyirci karşısına çıktınız. Balık, Altın Portakal'da da seyirciyle buluşacak ve sonra vizyona girecek. Yıllar sonra seyirci karşısına çıkınca neler hissettiniz?
- Tamamlanmışlık, sevinç, şükürler olsun ilk sıralarda.

KENDİMİ HEP DOĞADA GÜVENDE HİSSETTİM
- Balık, insanın doğaya tahakküm kurmasının sonuçlarını anlatıyor. Sizin doğayla aranız nasıl?
- Karıncayı incitmemenin doğa sevgisini gösteren bir imaj olmadığını, bunun ötesinde karıncayla aynı dünyayı paylaşmanın bir saygı, sevgi paylaşımı çerçevesinde olması gerektiğini anladığımda 20'li yaşlarımın başındaydım. Kendimi doğada güvende hissettim hep. Ona zarar vermediğimde, ona doğru besini verdiğimde bana hep gülerek karşılık verdiğini görebilmem çok zor olmadı. Doğaya kalbimi açtım, o bana kucağını. Bana yapılmasını istediğimi insanlığa yaparken doğayı da kendimden hiç ayırmadım. İnsanoğlu doğayla konuşmaktan, onu dinlemekten vazgeçtiğinden beri, yani her şeyi, herbirimizi cansız madde gibi görmeye başladığından beri, yok etmekten kaçınmaması şaşırılacak bir şey değil. Ancak insan kendini sevmeyi öğrendiğinde her şeyi de sevebilecek yüksek benliğe ulaşabiliyor. Bu da maalesef her şeyi kontrol etmeyi sevenlerin kurmaya çalıştığı düzende, listedeki en son şık.

- Türkiye'de zirvedeyken Amerika'ya gittiniz. Orada daha sıradan bir hayat sürdünüz büyük ihtimalle. Bu geçiş nasıl geldi size?
- 2000'li yılların başında Amerika'ya gitme hayalini kurmaya başlamıştım. Fırsatını bulur bulmaz gideceğim diyordum, yakınlarım bilir. Aliye bana bu fırsatı tanıdı, birikimimi yaptım ve planladığım gibi gittim. Dünyanın öbür ucunda neler olduğunu, adımı söylemediğim zaman, beni kimsenin bilmediği bir ortamda bana neler olduğunu ve İngilizce'yi öğrenmezsem olmazdı. Çok genç yaşta şöhret, doğal olanımı elimden aldı desem zerre yalan söylemiş olmam. Şikayetçi olmadım hiç, dedikodulara aldanmayın lütfen. Ama öbür Sanem'i de tanımadan duramadım, ne yapayım. Bunun için öbür Sanem'i tanımak, keşfetmek şahane oldu.

- Amerika'ya giderken bir kırgınlığınız var mıydı ve zaman bazı şeylerin üzerini örtüyor mu?
- Bir kalıbın içinden çıkmak, olana uzaktan bakmak, anlamlandıramadıklarımı anlamamı, bazı şeylerin değişmeyeceğini kabullenmemi sağladı. Ülkece çok yolumuz var ve biz yola çıkamadık daha. Soru soruyu doğurdu: İnsan ne yaptığını bilene mi kırılır yoksa bilmeyene mi? düşünelim.

- Amerika'da kendinize vakit ayırdınız büyük bir ihtimalle. Belki de kendinizle baş başa kaldınız? İç sesiniz neler söyledi size? Neler yaptınız?
- Kendimle, sıkılana kadar baş başaydım. Bu durum beni kendimle dost yaptı zaten. Bu bedenden başka gidecek bir yer yok. En iyisi barışmak, ki herkesi yürekten anlamamı sağlayan da kendimi tanıma yolculuğuna çıkma şansına erişmemdir. Eğer bu kutumu açmasaydım, bu derinliği, bu içselliği görme olasılığım uzak bir ihtimaldi. Belki de yoktu. Düşünmesi bile korkunç.

DENEYECEĞİM VE YANILACAĞIM
- Nasıl planlarınız var geleceğe dair?
- Yaratmaya ve üretmeye devam edeceğim, bu kaçınılmaz. Deneyeceğim, yanılacağım. Deneyeceğim başaracağım ama ipin ucunu hiç bırakmayacağım.

- Hayat, yaşanmışlıklar, değişimler ve farklı coğrafyalarda kültürlerle tanışmak, oyunculuğa bakışınıza etki ediyor mu?
- Ben öğrendikçe, anladıkça, büyüdükçe yaşadıklarımın bana etkisinin oyunculuğuma yansımaması imkansız. Dilerim sizlere, seyircilere keyif verecek biçimde kendimi geliştirebiliyorumdur. Beni seyredenlerle bir bütün olabiliyorsam, bir eksiklik bırakmıyorsam daha ne

BİRBİRİMİZİ TANIYAMAZ HALE GELDİK
- Yönetmen Derviş Zaim, doğanın hoyratça kullanılmasının insanlığın en öncelikli meselesi olduğu söylüyor, siz de bu tespite katılıyor musunuz?
- İnsanlık olarak biz kendimizi artık dünyada varolmuş olan ve olacak olan hiçbir şeyden ayırmasak artık. Dünya biziz, hepimiz 'bir' toprağın çocuklarıyız. Oysa biz yanyana dursak da birbirimizi tanımaz hale geldik. İnsan insan için alarm sistemi kurar mı? Biz kurduk. Yanlış şeyler oluyor. Yaşıyor gibiyiz ama sanki bilincimiz uyuyor.

- Çevre meselesinin Türkiye'de yeterince algılandığını düşünüyor musunuz?
- Çevre meselesi insan değerlerinin kalitesiyle zaten kendiliğinden bir düzene giriyor. Bize önce insanın hakları gerek. Hakkını bilen, etrafına güvenen hiçbir insanoğlu doğasındaki, kalbindeki, varoluşundaki ahlak kurallarını es geçemez.

SEYİRCİ SENDE KENDİNİ GÖRENDİR
- Gösterişsiz, sade olmayı seviyorsunuz. Kariyerinizin başında bu sadelik tercihiniz eleştirilmişti. Ama artık sade olmak, seyircinin gözünde daha makbul. Samimiyete işaret ettiği düşünülüyor. 'Ben demiştim' diye içinizden geçiriyor musunuz şimdilerde?
- "Ben demiştim" demeyi sevmem. Egodur onu söyleten. Ben içimden geldiği gibi davrandım. Evet üstüme gelindi ama bu objektiften uzaklaşmama sebep oldu. Çünkü ben, ben olmayacaksam kim olmam gerektiğini bir türlü anlayamadım. Ama şimdi anlıyorum. Bu benim sorunum değil. Üstüme alınmam da gerekmiyormuş. Yıllarca sorunu kendimde aradım, bulamayınca da dışarıdaki hayat gözüme çarptı. Vakit kaybetmek yerine, gelişmek için kendime emek harcamak, oyalanmaktan daha iyi. Bazen şartlar, (görebilin ne olur) insana müthiş kapılar açıyor.

- Özellikle oynadığınız diziler sayesinde yıldız bir oyuncu olmuştunuz. O günleri düşününce yıldız hayatı yaşamak ne kadar kısıtlayıcı oluyor acaba?
- Bilmiyoruz yıldız hayatı ne? Doktoru da yok. Seçmiyorsun kanında varsa oluyorsun. Herkesin doktor, öğretmen olamayacağı gibi. Zaten insan hakkı da yoksa saldır gitsin. Dayanırsa daha da saldır, sönsün, ölsün. Seni yıldız eden seyirci değildir, seni sevendir, seyirci sende kendini görendir.