Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bütün şefler toplandı

Giriş Tarihi: 18.10.2014
Bütün şefler toplandı

Yeni mekan tanıtımında parayla ünlü getirmek out, iyi restoranların şeflerine yemek pişirtmek in oldu. Artık gastronomi meraklıları 'piyasaya' değil lezzete bakıyor

İstanbul'da o kadar fazla mekan var ki yeni açılan bir yerin tutması bazen çok da kolay olmayabiliyor. İyi yemekler kadar tanıtım ve destek de gerekiyor. Bunun için işletmeciler farklı yollara başvuruyor. Kimi ücretini veriyor ve ünlüleri açılışa çağırıp magazin sayfalarında yer almayı tercih ediyor. Çünkü ünlü simaların gittiği yerler iyi ve popülerdir gibi bir algı var. Örneğin Fenix ve Mona geçtiğimiz yıl böyleydi... Bu tarz mekanlara girebilmek için günler öncesinden rezervasyon yaptırmak gerekiyordu. Görünmek ve görmek isteyenler de soluğu haliyle buralarda alıyordu. Ama son günlerde yeni mekanların açılışlarında şeflerin dayanışmasını görmeye başladık. Aslında bu trendi Mutfak Gerillaları başlatmıştı. Şefler Koral Elçi ve Olaf Deharde'nin kurduğu 'Kitchen Guerilla' şeflerin her an bir mutfağı ele geçirmesiyle gerçekleşiyor. Değişik yerlerde yemek pişiriyorlar. Örneğin bir inşaat şantiyesinde ya da bir balıkçı teknesinde. Gerillalar zaman zaman restoranların mutfaklarını da ele geçiriyor. Böylece o akşam restoranda farklı bir sinerji de yaratılmış oluyor. Birçok fanı var bu gerillaların. Gittikleri restoranları sıkı sıkı takip edip yeni yerler keşfeden büyük bir kitleden bahsediyorum. Siz de onları www.kitchenguerilla. com adresinden takip edebilirsiniz. Ama şef dayanışması bununla da sınırlı değil. Bir de yeni mekan açılacağı zaman bir araya gelen şefler var. Örneğin yaz başında açılan ama açılış partisini geçen hafta yapan Taksim'deki Fiamma. Mekanın şefi Vittorio Sindoni'yi o gece meslektaşları yalnız bırakmadı. Kendilerine 'İyi Dostlar' adını veren bir grup şef tek tek mutfağa girdi ve hünerlerini gösterdi. Üstelik sıradan şeflerden bahsetmiyorum. Papermoon'un şefi Giuseppe Pressani, Mövenpick'in şefi Giovanni Terraciano ve Carluccio's'un şefi Salvatore Bruni gibi isimler vardı. Yemek bir Milano içkisi olan Spritz kokteylinin ikramıyla başladı, ton balığı carpaccio, ricotta peynirli balkabağı çorbasıyla devam etti. Elbette bu sadece açılışa özel bir menüydü. Ama şeflerin masalar arasında koşuşturması ve birbirleriyle şakalaşması görülmeye değerdi.

Apple Türkiye'de ne işe yarıyor?

Her şey yurtdışından iPhone 6 almamla başladı. Yaklaşık bir haftadır kullandığım telefon yavaşladı ve birçok uygulamayı açmamaya başladı. Ben de Zorlu Center'daki Apple Store'un yolunu tuttum. Bir saat kuyrukta bekledikten sonra "Biz sadece açılmayan telefonlara bakıyoruz" yanıtıyla karşılaştım. Ardından "Size randevu verelim ama en erken bir hafta sonrası olur. Bugün de isterseniz bekleyin ama belki iki, belki altı saat sonra ilgileniriz. Ya da hiç ilgilenemeyiz" dediler. Mağazadaki konuştuğum diğer müşteriler de aynı tepkiyle karşılaşmış. Çalışanların üzerlerinde isimleri de yazmıyor. Ayrıca genius bar çalışanları farklı renk giymediği için ayırt edilemiyor. Türkiye'deki Apple mağazasında belli ki ters giden bir şeyler var. Zira ben bozuk telefonumla baş başa kalmış bulunuyorum.

Sanat ve müzik bir arada

Çağdaş sanat dekorasyondan yemek menülerine kadar birçok alana girdi. Müzikten geri kalması düşünülemezdi. Tam da sanat ve müzik mottosuyla yola çıkan yeni bir mekan açıldı. Adı Kloster. Beyoğlu'nda bir dönem Ghetto'nun olduğu muhteşem binada hizmet veriyor. 2 bin kişilik kulüpte uluslararası DJ performansları da olacak. En iyi tarafı da kaliteli ses sistemi. "İstanbul'da dans edilecek kulüp yok" diyenlere duyurulur.

Göğüs kanserine karşı pembe bot

Timberland botları hangimiz giymedik ki? Yağmur, çamur, kar, kış hep en büyük kurtarıcımız oldu. Sevin ya da sevmeyin ama bu ayakkabılar hayatımıza gireli tam 64 yıl olmuş ve hâlâ fenomen olmayı sürdürüyor. Şimdiyse göğüs kanserine karşı piyasaya sunduğu pembe modelleriyle adından çokça söz ettiriyor. Her ayakkabı satışının bir kısmı göğüs kanseri dernekleri için kullanılıyor. Üstelik bu pembe botların sadece kadınlar için değil, erkek ve çocuklar için olanları da var. Hollywood'da birçok isim çoktan almış bile.

Herkes bunları konuşuyor

SoHo House'un açılması ertelene dursun şehir efsaneleri de aldı başını gidiyor. Birçok kişi kendisine davetiye gideceğini söylüyor ama vaat edilen bu davetiyeler henüz kimseye ulaşmamış.
Cihangir'deki Mono geçtiğimiz sezona damgasını vurmuştu. Sahipleri yazın da Çeşme'de şube açmışlardı. Ancak şehre geri döndüklerinde mekanın kapı kilidinin değiştiği gerçeğiyle karşı karşıya kalmışlar. Ev sahibinin tüm eşyaları da dışarı attığı söyleniyor. İki taraf arasında neler yaşandı bilemem ama birçok işletmeyi kıskandıran mekan bu sezon kapılarını açamadı.
Michelin yıldızlı şef Massimo Botturo ülkesi dışındaki ilk restoranını Zorlu'daki Eataly'nin üst katında açtı. Restoranda servisler de yemekler de on numara. Ama mekan bir türlü istenilen sinerjiyi yakalayamadı. Bu kadar şık bir restorana gitmek için önce alışveriş merkezinin içinden yürümek ardından da Eataly'nin yemek ve market bölümlerini geçmek gerekiyor. Özellikle stilettolu kadınlar için de bu durum çok da cazip gözükmüyor.
Metz Cihangir ile Nublu İstanbul bir çatı altında buluştu. Yeni adresleri Sıraselviler No:55. Bakalım mekan New York'tan ve dünyadan hangi ünlü isimleri ağırlayacak?
Çayevlerinin hızlı yükselişi devam ediyor. Karaköy'de bir fenomene dönüşen Dem şansını Bebek'te denemeye karar verdi. Bebek ahalisi aslında kahvecidir. Bakalım çaya çabuk adapte olacak mı?
Bir de yenilenenler var tabii... Örneğin Lucca... Çarşamba günü servise başladı. Yine dopdolu ve yine popüler.... Cipriani de Edition Oteli'nin girişindeki kışlık yerini aldı. Levent İş Kuleleri'nin altındaki The Agency de sezonu açtı. Barbaros yine cuma akşamları sahne alıyor.

Türkçe müziğe devam


Yüzde 100 Türkçe müzik yapan mekanlar mutlaka tutuyor. Gençlik gece saat kaç olursa olsun damardan iki şarkı dinleyince coşuyor. Kuruçeşme'deki Albüm malum hafta içleri bile sabaha kadar dolu oluyor. Ama o bile talebi karşılamaya yetmiyor olacak ki, semtte yeni bir Türkçe müzik yapan kulüp açıldı. Adı Desibel. 70'li yılların müzikhollerinden ilham alınarak tasarlanmış. Koltuklar, perdeler, püsküler... Her şey kadife. Çalan müzikler de oldukça başarılı. Daha yeni açıldı ama kısa sürede Erkan Petekkaya gibi ünlüler mekanı aşındırmaya başladı.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Bütün şefler toplandı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz