X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gece'nin çocukları dile geldi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gece'nin çocukları dile geldi

  • Giriş Tarihi: 8.11.2014
Gece'nin çocukları dile geldi
Gece'nin çocukları dile geldi

Yersiz yurtsuz insanlar, 'gece'nin karanlığında bir araya geldi. Usta yönetmen Erden Kıral Gece'de bu insanların aşkını, özlemini, hayata tutunma çabasını anlatıyor. Film vizyon için gün sayarken sözü 'Gece'nin çocukları' Nurgül Yeşilçay, Mert Fırat ve Vildan Atasever'e bıraktık

Sezonun en merak edilen filmlerinden biri Gece. Erden Kıral gibi bir ustanın son filmi. Temmuzda setine gittiğimden beri merak içindeyim, "Nasıl bir film olacak?" diye. Kıral sette "Ekibe "Bir Brezilya filmi çekiyoruz' dedim. Canlı renkleri, canlı müzikleri kullanıyorum. Bakalım bir Brezilya filmi mi yoksa Türk filmi mi olacak hep birlikte göreceğiz" demişti. Nurgül Yeşilçay ise "Modern bir arabesk filmi" diyor. Fragmandan bir şey çıkartmak zor. Tek çare filmi beklemek? Lakin Gecenin Nurgül Yeşilçay için farklı bir yönü de var. Yeşilçay, filmin ortak yapımcılarından. Yani, senaryo aşamasından fragmanına kadar her şeyiyle de ilgilendiği bir film GeceYazar Hasan Özkılıç'a Orhan Kemal Roman Armağanı kazandıran Zahit romanının sinema uyarlaması olan filmde 90'larda köyleri boşaltıldığı için İzmir'e göç etmek zorunda kalan bir Kürt ailenin parçalanış öyküsü anlatılıyor. Aile fertlerinden kimi bu büyükşehir cangılında kayboluyor, kimi cezaevine düşüyor... Yeşilçay'ın oynadığı Süsen konsomatris olduğu için eve dönemiyor... Ön planda Süsen ile Mert Fırat'ın oynadığı Yusuf'un aşkı var. Tutkulu ama arıza bir aşk. Vildan Atasever ise bu ailenin hayata tutunma ihtimali olan okuyan kızını oynuyor... Nurgül Yeşilçay, Mert Fırat, Vildan Atasever ile birlikte İlyas Salman, Ayça Damgacı, Hakan Karahan, Hakan Yufkacıgil ve Nur Sürer de rol alıyor filmde. Kıral bu kadro için rüya takımı demişti. Doğrusu öyle de... Vizyon öncesi bu rüya takımından Yeşilçay, Fırat ve Atasever ile bir araya gelip "Nedir bu Gece meselesi?" diye sorduk. Anlattılar...

- Erden Kıral'ı nasıl tarif edersiniz?
- Nurgül Yeşilçay:
Başka görüşlere çok açık bir yönetmen. Bu yüzden çalışması rahat oluyor. Kendi bildiğini yapsa da herkesi dinliyor. Çok hızlı, filme başlamadan önce filmi kafasında bitirmiş oluyor. O yüzden set yorucu geçmiyor. En sevdiğim tarafı ise çalışırken bize çok yüksek enerji vermesi.
- Mert Fırat: Genç yönetmenlerin birçoğundan zihin olarak çok daha genç ve cesur bir yönetmen. O yaşlarda, bu dünya görüşüne, bu heyecana, bu yenilikçi yaklaşıma normalde yer yoktur diye düşünülür. Ya da kimse bu kadarına cesaret etmez diye. Fakat Erden Hoca buna cesaret ediyor ve zaten sineması da böyle. Bir cebinde eski Yeşilçam'ın geleneği dururken diğer cebinde modern, yenilikçi enerji veren bir anlayışı duruyor. Onunla çalışmak büyük bir şanstı benim için.
- Vilden Atasever: Bu söylenenlere ek olarak şunu söyleyebilirim. Az ve öz konuşan oynayacağınız karakteri çok iyi betimleyen bir yönetmen.
- Setin en unutulmaz anı neydi sizler için?
- N. Y: Ayağımı sakatladığım an. Hastaneye gittik, ayağım kanıyor, bir de yüzümde kan makyajı vardı. Doktorlar bir panik yaşadı. Erden Kıral "Tamam bu film bitti!" demişti ben de "Yok abi birkaç güne başlarız" dedim. Dört gün sonra da gittim sete...
- V. A: Ben o dönemde hem kendi hem de başka insanların yargılarıyla yüzleştim. "Tenekeli Mahallesi'ne girilmez, girerseniz çıkamazsınız" deniliyordu. Biz bir akşam bu mahalleye gittik. İnanılmaz bir sevgiyle karşılandık. O zaman ne kadar ön yargılıyız, insanları, kulaktan dolma bilgilerle ne kadar çabuk yargılıyoruz diye düşündüm kendi kendime.
- M. F: Filmden önce ben Tenekeli'ye gitmiştim. Taksiciler "Abi gitme, biz bile oraya yolcu indirmiyoruz, polis bile helikopterle adam alıyor" dedi. Bir korku kültürü oluşturulmuş. Ben de ne olacak falan deyip gittim. Sonra İzmirli arkadaşlarımın vesilesiyle mahalleden birtakım insanlarla muhabbet kurduk. Sonra tekrar gittiğimizde muhabbet kurduğumuz arkadaşları buldum. Evinin önünde oturup çay, kahve içtik. Aylar sonra tekrar İzmir'e gidince telefonum çaldı, o evine gittiğimiz arkadaş "Buraya geliyorsunuz bize neden haber vermiyorsunuz" dedi. Filmde Tenekeli Mahallesi'nde bir sahne çekilecekti. O gün acayip geçti. Çok aşırı ilgi vardı bir curcuna havası, o hengame içinde nasıl çekim yaptık bilemiyorum. O günü unutmam mesela. '