X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çırpındıkça batıyoruz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çırpındıkça batıyoruz

  • Giriş Tarihi: 15.11.2014

Gece ***
Bereketli Topraklar Üzerinde, Hakkari'de Bir Mevsim, Ayna, Mavi Sürgün
... Erden Kıral'ın bir çırpıda sayacağımız, sinema tarihimize geçen filmleri. Usta yönetmen denmesi de bu yüzden. O usta, kendi zamanının sinemacısı olarak kalmak yerine uzun zamandır yepyeni bir üslubun, bir sinemasal anlatımın peşinde. Vicdan ile başlayan bu arayışta elimizde Yük'ten sonra şimdi Gece var. Hasan Özkılıç'ın Zahit romanından uyarlanaan filmde bir Kürt ailesinin İzmir gibi bir büyükşehirde parçalanışı anlatılıyor. Pavyonda çalışan Süsen (Nurgül Yeşilçay) ile kocası Yusuf'un (Mert Fırat) arızalı, tutkulu aşkları ön plana çıkarken arka planda adı örgüt olarak geçse de PKK'ya katılmış bir abi Zahit (Teoman Kumbaracıbaşı), onun yolundan örgüte katılıp yakalanan ve ölüm orucuna giren küçük kardeş Nahit (Hakan Yufkacıgil), tüm bu dağılma sürecinde okumayı başarabilen ve aileyi bir arada tutmaya çabalayan Gülcan (Vildan Atasever) ve gözü yaşlı bir ana (Nur Sürer) var. Kıral bu ailenin hayat karşısında savrulmalarını sert bir şekilde anlatıyor. Hikaye tamamen İzmir'in varoşlarında ve arka sokaklarında geçiyor. O sert hayatın her türlü acımasızlığı, ezber bozan ilişkileri de filmde vücut buluyor. Özkılıç, romanında bu karakterlerin hikayesini anlatılırken bir Türkiye panoraması çiziyordu ama Gece'nin ilk elden böyle bir derdi yok. Film daha çok karakterlerin çırpındıkça dibe batan ve özellikle de Süsen ve Yusuf'un yaşam karşısında tutunamayıp hissizleşen psikolojik hallerine ve tutkulu aşkına odaklanıyor. Kıral'ın yeni sinemasal arayışında öyküde boşluklar bırakma pahasına daha kurgusal biçimde hikaye anlatma amacı var. Açıkçası Vicdan ilk çıktığında bunun adını tam koyamamıştık ama Yük'ten sonra bunun adını koyabiliyoruz. Kıral bu yeni arayışında lineer hikaye anlatımını sert geçişlerle bozup, hem zamansal hem mekansal atlamalar yapma şansı elde ediyor. Bu anlatımda filmlerin taşıyıcı kolonları ise güçlü sahneler oluyor. Kıral bu sahnelerdeki anlık insanlık durumları üzerinden pişmanlıklar, yüzleşmeler, tutkulu aşklar, vicdan azabı gibi temaların üzerine gidiyor. Bu sahneleri çalıştıran ise oyuncu performansları. Vicdan ve Yük'te olduğu gibi Gece'de de oyuncu performanslarının öne çıkması, Mert Fırat, Nurgül Yeşilçay, İlyas Salman, Ayça Damgacı, Vildan Atasever'in böylesi önemli performanslarını izlememiz bu yüzden. Kıral'ın bu arayışının klasik öykü sinemasına alışık seyircilerin ezberini bozduğu bir gerçek. Ama Gece, Kıral'ın bu yeni üslubunun en dengeli filmi. Filmdeki hikayenin gücü, belki bu kurgusal anlatımı zorluyor. Epik bir anlatım bu hikayeye daha çok yakışırdı diyorsunuz. Ama bu bir yönetmen tercihi ve bu tercihe de saygı duymak gerek.

İŞTE BU BİZİM HİKAYEMİZ!

Annemin şarkısı ****
Annemin Şarkısı, kentsel dönüşüm nedeniyle şehrin başka bir ucundaki siteye taşınan öğretmen Ali ile annesi Nigar'ın yeni yaşamlarının hikayesi. Zorunlu göçle İstanbul'a gelen bu aile yıllar sonra yeniden 'göç' etmek zorunda kalınca Nigar Ana köye dönmek istiyor. Lakin köyleri vakti zamanında boşaltıldığı için Ali'nin annesine bu durumu anlatması zor oluyor. Yönetmen Erol Mintaş, Kürt sorununun insanların bireysel hayatındaki etkisi, ana dil meselesi, kentsel dönüşüm, kimlik arayışı gibi büyük meseleleri bir ana-oğul hikayesi içinde başarılı bir şekilde harmanlayarak ele alıyor. Hiçbir şeyin altını çizmeden, didaktizm tehlikesine düşmeden samimi bir şekilde yapıyor bunu. Sinematik anlamda artistlik arayışlara girmeden hikayenin gerektirdiği sinematografiyi kuran Mintaş, Kasaba, Sonbahar ve İki Dil Bir Bavul kadar samimi, gerçekçi ve çarpıcı bir ilk filme imza atıyor. Annemin Şarkısı yılın en iyilerinden, kaçırmayın deriz!