X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Güleç, şen piliç bir halim yok
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Güleç, şen piliç bir halim yok

  • Giriş Tarihi: 29.11.2014
Güleç, şen piliç bir halim yok
Güleç, şen piliç bir halim yok

Bir yanda dik durmanın telaşıyla geçen yıllar, diğer yanda bir ömür boyunca sevdiği işi yapmanın verdiği mutluluk. 13 yaşında sahne tozu yutmaya başlayan müzisyen Aşkın Nur Yengi, şu sıralar nefes aldığım yer dediği sahnede yeni bir şova başlamanın heyecanını yaşıyor

Bir tek seyircisi eksik bir tiyatro sahnesindeyiz. Aşkın Nur Yengi, fotoğraf çekimi için mizansen gereği havada uçuşan sahte banknotların üzerinde topuklu ayakkabılarıyla gezip şarkı söylermiş gibi yaparken geçtiğimiz günlerde öğrendiği bir bilginin kendisini nasıl şaşırttığını anlatıyor: "Assolistler sahneye atılan paralar yapışsın diye ayakkabılarının altına sakız ya da koli bandı yapıştırırmış." Aradan geçen 30 yılı aşkın süreye rağmen sahne raconları, ünlü olma halleri Aşkın Nur Yengi'yi hâlâ şaşırtıyor. Bu dünyaya bu kadar yakın olup, aynı zamanda bu kadar uzak kalabilmeyi başarmış ender müzisyenlerden biri o. "Nefes aldığım yer sahne" diyor. Şu sıralar da Sahne Beşiktaş'ta her pazartesi sahnelenecek Sahne Tozu adlı kabarenin heyecanı içinde. Kendisiyle tiyatroda buluştuğumuzda bizi ekip arkadaşlarıyla birlikte karşılıyor. Söyleşi sırasında da Yengi'nin müzik kariyerinde yolculuk yaparken Sahne Tozu'nun neden onu çok heyecanlandırdığını öğreniyoruz.
- 1987 yılında Blue Jean dergisinde çıkan bir fotoğrafı göstererek başlıyoruz söyleşimize. Aşkın Nur Yengi ve Harun Kolçak birlikte poz vermişler...
- Benim için mücevher bu fotoğraflar. Zaman zaman hayranlarım da gönderiyor. Bu fotoğraf, yarışmalarda aldığım birinciliklerden sonra, Harun Kolçak'la vokalistlik yaptığımız döneme ait. Daha işin çok başı, çok saf bir dönem... Ama her dönemin kendine has bir güzelliği var. O farklı bir dönemdi, şimdi farklı bir dönem. Artık olgunluk çağları. Bakış açıları değişti. Şarkıların tatları, hayatın lezzetleri değişti.
- Lisede, okul servisindeyim. Sevgiliye albümünü dinliyorum. Şimdi düşününce o yaşta o şarkılar beni nasıl etkilemiş anlam veremiyorum. Büyük bir aşk yaşamamışım çünkü. Sizin de yaşınız küçük, aynı durum sizin için de geçerli. Ama şarkıları öyle güzel yorumluyorsunuz ki... Nedir bunun sırrı?
- Serserim Benim, Hesap Ver, Ayrılmam, Sevgiliye, Karanfil... O zaman bu şarkıların ne demek istediğini çok da bilmiyordum doğal olarak. Çok büyük bir yaşanmışlık yoktu hayatımda. Şimdi ise yaşım ve başıma gelenler adına hepsinden çok haberdarım. Dolayısıyla artık şarkılarımı çok daha iyi söylediğimi düşünüyorum. O dönem Nilüfer'in ardından çok uzun zaman sonra bir ses sanatçısı ile karşılaşıldığı ve bu heyecan verici bir durum olduğu gibi şarkıların da çıtaları çok yüksekti. Zaten 30 yılı aşkın bir süredir, üzerine eklenen yenileriyle birlikte aynı şarkılar hâlâ isteniyorsa, birileri hâlâ dönüp dolaşıp o şarkıları tekrar yorumlamayı arzu ediyorsa demek ki pek çok aşka hizmet etmişiz.
- Aşka hizmet etmekten bahsetmişken... Günümüzde büyük aşklar yaşanmıyor sanki...
- Aşk bir hastalık zaten. Aşkı geçici bir rahatsızlık olarak görüyorum. İnsanı dimdik tutan, kendini her anlamda en 'top' noktada hissettiği bir dönemi var. O dönemi sakinleme yani nekahat dönemi izliyor. Yani iyileşme süreci başlıyor. İşte o iyileşme döneminde aşk, sevgiye dönüşüp derinleştiyse ilişki devam ediyor. Dönüşmediyse hastalık iyileşiyor ama bir aşamadan itibaren çatlaklar su kaçırmaya başlıyor.
- Aşk aslında sadece karşı cinse hissedilen bir duygu değil...
- Evladına, börtü böceğe, doğaya duyduğun da aşk. Aşk insanın içinde barındırdığı yüksek bir enerji.