Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Masa Dağı'nın eteğinde yelken heyecanı

Giriş Tarihi: 6.12.2014
Masa Dağı'nın eteğinde yelken heyecanı

11 dilli bir şehir Cape Town. Masa Dağı şehrin sembolü. Güney Afrika'nın okyanus kenarındaki bu güzel kenti Volvo Ocean Race'in ikinci ayağının startına ev sahipliği yaptı

Şimdi arkanıza yaslanın ve Afrika ile ilgili bildiğiniz her şeyi unutun. Benim Afrika'mda safari yok, kışkırtıcı hayvanların doğa ile kucaklaştığı anlar yok. Benim Afrikam Miami sahilleri kokuyor. Cannes'dan, Rio'dan rol çalıyor. Hazır mısınız? Volvo Ocean Race için yola çıkıyoruz... İlk durağımız Johannesburg... Burada şehrin kitabına göre hareket etmeniz gerekiyor. Tehlikeden uzak durmak için kapalı alanlardan uzaklaşmayın. Otelimiz, Michelangelo şehrin en lüks bölgesinde, Nelson Mandela Meydanı'nda. Öğle yemeği için hayvanat bahçesinin içerisinde yer alan bir Güney Afrika restoranı Moyo'ya gidiyoruz. Johannesburg alışveriş merkezi cenneti. Sandton AVM bunların arasında. Rosebank de bir diğer popüler alışveriş merkezi. Şehir turu yaparken Mandela'nın son yaşadığı evin önünden geçmemek olmaz. 1.5 saatlik uçuşla Cape Town'a varıyoruz. Burada toplamda 11 yerel dil kullanıyor. Hollanda kökenli Afrikan dili oldukça yaygın. Zulu dili de popüler. Masa Dağı şehrin sembolü. Downtown iş yerlerinin bulunduğu merkez. Cape Town Eye, Londra'daki London Eye'i aratmıyor. 2010'daki Dünya Kupası'nda yapılmış. Waterfront şehrin en popüler mekan ve otellerinin bulunduğu semt. Biz de bölgedeki Table Bay Hotel'de kalıyoruz.

VOLVO OCEAN RACE BAŞLAR
Yarış tam da otelimizin önünde start aldı. Soğuktan koruyacak özel tasarım yeleklerimizi üzerimize geçirip yola koyulduk. Ama önce One by Jamie Oliver'ın özel çadırında Volvo'nun öğle yemeğine katıldık. Yemeğin ardından küçük teknelere binmiş olan Cape Town sakinleri ile birlikte denizin açıklarında bu muhteşem yolculuğa çıkacak olan yedi tekneyi uğurlamak için hazırlandık. Arkadaşlarıyla, aileleriyle, çocuklarıyla nefeslerini tutmuş heyecanla bekleyen Cape Townluları görmeliydiniz. Biz de en az onlar kadar sabırsızdık... Teknelere o kadar yakındık ki yarışçıların oradan oraya koşturmalarını, teknede son kontrollerini yapmalarını çok net bir şekilde görebiliyorduk. Teknelerin arkasında muhteşem bir fon oluşturan Masa Dağı'nın etkileyici manzarası eşliğinde yarış başladı. Start düdüğünü duymamızla bizim içinde bulunduğumuz motorlu tekne de hareketlendi ve bir anda kendimizi yarışın içinde bulduk. Onlar rüzgarın gücünü arkalarına alırken biz motorla onlara yetişmeye çalışıyorduk. Kıyıya yakın olmamıza rağmen okyanusun sert dalgalarıyla sersemlemiş bir şekilde kısa bir sürede pes ettik. Yarışçılara önlerindeki binlerce millik yol için şans dileyerek dümenimizi Masa Dağı'na doğru çevirdiğimizde onlar çoktan ufukta günbatımına doğru gözden kaybolmuşlardı... Festivalin Türk takımı Alvimedica olmak üzerine hepsine zorlu şartlarda geçirecekleri bu uzun yolda başarı dilemek dışında yapacak başka bir şey yok... Bir ara Volvo Car Türkiye Pazarlama Direktörü Ebru Ekşi Akınoğlu kulağıma fısıldadı: "Umarım bundan sonraki yarışın bir ayağı da Türkiye'den geçer"... Düşünsenize İstanbul'un böylesi bir dev organizasyona ev sahipliği yaptığını! Çok keyifli olmaz mı? Dokuz ay boyunca küçük bir teknede günün her anında cesareti, tutkuyu ve heyecanı bir arada yaşayan ve dünyayı uçtan uca dolaşan bu olağanüstü insanlar bize de uğrasa!

HAREKETLİ GECE YAŞAMI

Portekizli bir aileye ait Pigalle restoranı akşam için tercihimiz. Sahnede Jazz bizde pistte raks... Hem eğlenceli hem de keyifli bir yemek isteyene 10 numara mekan... Güney Afrika pinotage üzümlerinden yapılan şarapları bölgenin şarapseverlerinin tercihi. En iyi gece kulüplerinden biri Aces'n Spades kuşkusuz. 80'ler 90'lar en iyi burada dinleniyor. Slowfood nedir öğrenmek istiyorsanız Graff biçilmiş kaftan. Doğa içinde gizli saklı bir restoran. Delaire Graff'da tüm masalardaki fish and chips ikilisi sanırım müdavimlerin vazgeçilmezi. Kaplan karides ve olta balığı müthişti. Tabii mekan şarap üzerine kurgunlandığı için yemek bahane şarap şahane şeklindesiniz. Unutmadan içeride dev bir Graff mücevher mağazası var meraklısına! Yok benim bütçem yetmez diyorsanız çikolatadan zeytinyağına bir çok hediyelik eşya hatıralık ürün mevcut... Akşam için Baia deniz ürünleri restoranı tercihimiz. Tavsiyem sezonun en çok tüketileni Dorado okyanus balığı. Bir akşam da Jade Lounge'a gidiyoruz. Burası eski bir ev. Kapıdaki rezervasyon listesinde isminiz yoksa işiniz zor. O kırmızı halatı geçemiyorsunuz.

GÜNDÜZ ÇOK HAYVANSEVERİZ
Ümit Burnu'na gidiyoruz. Hemen ardından sıcak suların penguenleri ile tanışmaya... Afrikalı penguenlerle fotoğraf çektirdikten sonra Alcare, aloevera mağazasından aloeveralı ürünler alabilirsiniz. Ayrıca gittiğimiz çita kampında çitayı sevme kanunlarını öğreniyoruz. Sevmenin de bir yöntemi var! İlk önce tek dizinizin üzerine oturacaksınız... Sırtına, tüylerinin çıkış yönünde, gıdıklamadan sert bir şekilde dokunarak seveceksiniz... Gıdı altına ve kuyruğa dokunmak yok! Unutmadan gözünüzden güneş gözlüğünüzü çıkartmanız ve ani hareketler yapmamanız gerekiyor. Öğle yemeği için okyanus ile burun buruna olabileceğiniz, merkezden bir saat mesafedeki Black Marlin restoran "Denizden babam çıksa yerim" diyenler için ideal. Camps Bay, Cape Town'un Miami'si olarak biliniyor... Buralardaki kafeler bizim Bebek'tekileri anımsatıyor. Cafe Caprice mojitosu ile meşhur.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Masa Dağı'nın eteğinde yelken heyecanı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz