X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kırmızı lekelerin artık çaresi var
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kırmızı lekelerin artık çaresi var

  • Giriş Tarihi: 20.12.2014
Kırmızı lekelerin artık çaresi var
Kırmızı lekelerin artık çaresi var

Yıllar evvel, BKM oyuncularının yer aldığı, çok severek takip ettiğimiz bir sit-com vardı. Dizide Yılmaz Erdoğan'ın canlandırdığı Mükremin abi karakterine tutkulu bir aşkla bağlı, Feriştah hanımı herkes hatırlar. Oduncu eşinin 'kınalı kuzum' diye sevdiği, fantezilerinde farklı bir hayat yaşayan, Demet Akbağ'ın hayat verdiği 'Feriştah Yenge', yüzünde geniş, kırmızı bir doğum lekesi taşıyordu. İşte bugün, hem doğuştan kaynaklanan, hem de yıllar geçtikçe ortaya çıkan bu kırmızı lekelerden söz etmek istiyorum. İster yaş, ister doğumsal kaynaklı olsun, bu kırmızı lekeler, kılcal damarların olağan dışı genişlemeleri veya sayısal olarak çoğalmalarıyla ortaya çıkıyor. Doğum lekeleri, tedavisi en güç ve en uzun olanını oluşturuyor. Son zamana kadar tedavisi çok zor, kimi hallerde imkansız olan bu lekeler gelişmiş lazer teknolojileri sayesinde artık tedavi edilebiliyor. Halk arasında şarap lekesi olarak da anılan bu lekeler, hemanjiom ve damarsal anomaliler, özellikle yüz bölgesinde bulunuyor ve bu oluşumlar doğumdan sonra büyüme ve genişleme eğilimi gösterebildiği gibi, bazıları da kendiliğinden küçülüp ortadan kalkabiliyor. İçi kan dolu torbacıklar görünümünde olan hemanjiomlarda, modern tıp bugün cerrahi olarak veya lazer uygulamaları sayesinde yüzde 100'e varan olumlu sonuçlar alıyor. Bu sorunla mücadelede kullanılacak lazer tipini doğru seçmek, tedavinin yönü ve sonuçları açısından en hassas noktayı oluşturuyor. Çünkü her lazer bu iş için uygun olmuyor. Hem lazer tipi, hem de tedavide kullanılacak parametrelerin deneyimli hekim tarafından doğru bir şekilde seçimi, bir zamanlar tedavisi imkansız doğum lekelerinde bile son derece başarılı sonuçlar veriyor. Dye lazer adı verilen bir lazer tipi, özellikle kırmızı ve kahverengi renkleri hedef alarak, yaygın kırmızı lekelerle kendini gösteren, doğuştan beri süregelen, vakalarda etkili oluyor. Yine benzer dalga boylarındaki 'yoğun atılımlı ışık' ya da bilinen öteki ismiyle 'IPL' tedavisinin de bu problemin çözümünde yüz güldürücü sonuçlar verdiği görülüyor. Nd-Yag adı verilen bir diğer lazer türü de aynı amaçla kullanılıyor. Lazer tedavisi, aylık seanslar halinde düzenleniyor ve lekenin rengine, büyüklüğüne ve tipine göre ortalama 6-8 seans devam ediliyor. Uygulama sırasında zaman zaman duyulan hafif bir yanma hissi dışında bir sıkıntı hissedilmiyor. Tedaviye başladıktan sonraki dördüncü ve beşinci seansın ardından renkte açılmalar başlıyor ve her yeni seansla birlikte renk gittikçe açılarak sonunda kayboluyor. Yüzdeki kırmızı lekeler arasında, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan, örümcek ağı veya yaygın kırmızılıklar şeklinde görülen kılcal damar genişlemelerine ise çok daha sık rastlanıyor. İçinde bulunduğumuz sonbahar-kışaylarındaki ısı iniş çıkışları bu derde sahip pek çok kişinin sıkıntısını artırıyor. Fransızların 'couperose', hekimlerin 'teleanjektazi' olarak adlandırdıkları bu sorunun kaynağında kılcal damar duvarındaki zayıflık, elastikiyet kaybı ve dolaşım bozukluğu yatıyor. Kalıtsal faktörlerin dışında, yaş, kilo, alkol ve sigara kullanımı, bazı metabolik hastalıklar, karaciğer sorunları da ortaya çıkmasında etkili oluyor. Sıcak bir ortamdan soğuğa kısa zamanda geçildiğinde daha belirgin hale geliyor. Sıcakla genişleyen damara dolan kan, sonrasında soğuk bir ortama girildiğinde elastikiyetini kaybettiği için daralamayan damar içine hapsolduğundan bu görünüm ortaya çıkıyor. Sıklıkla yüzde ve bacaklarda beliren bu damarsal problem, yüzde hem bir yaşlanma belirtisi, hem de estetik bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bacaklarda, estetiğin ötesinde, araştırılması gereken derin bir dolaşım yetersizliğinin habercisi olabiliyor. Yüzdeki kılcal damar sorunu yukarda adından sözettiğimiz belli lazer tipleri ve yoğun ışık tedavileriyle, ayda bir tekrarlanan 4-5 seanslık kürlerle çözüme kavuşabiliyor. Kılcal damar çatlamalarını önlemenin yolu ise sofrada başladığını da belirtmek lazım. Damar duvar yapısını güçlendirme özelliğine sahip, C vitamininden zengin, portakal, greyfurt, mandalina gibi meyvelerin yanında, bioflavonoidlerden zengin domates tüketiminin önemini hatırlatalım.