X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Teşekkürler Peter Jackson
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Teşekkürler Peter Jackson

  • Giriş Tarihi: 20.12.2014
Teşekkürler Peter Jackson
Teşekkürler Peter Jackson

Peter Jackson, Hobbit: Beş Ordunun Savaşı ile Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi serisini hem sinematografik hem de anlatı olarak birbirine çok iyi bağlıyor. Orta Dünya'daki ırkların varolma mücadelesinde mükemmele yakın bir atmosfer yaratıyor ve beş ordunun savaşını ihtişamlı bir şekilde nakkaş gibi işliyor

NOT: Bu yazı filmin içeriğiyle ilgili bilgi vermektedir. Sinemada bir güzel serinin daha sonuna geldik. Bu son, insanda bir burukluk bırakmıyor değil. Eee ne de olsa, yıllar sonra Orta Dünya'da soluk almak hiç de yabana atılacak bir deneyim değildi. Bunun için öncelikle usta yazar J. R. R. Tolkien'in sinemadaki 'personası' olarak gördüğümüz yönetmen Peter Jackson'a teşekkürü bir borç biliriz. Jackson, Hobbit: Beş Ordunun Savaşı ile Hobbit serisini tamamlarken bu film Hobbit ile Yüzüklerin Efendisi'ni birbirine bağlayan bir anahtar işlevi görüyor. Hemen baştan söyleyelim Jackson anlatım, konu ve de sinematografik olarak Hobbit serisini ustalıkla Yüzüklerin Efendisi serisine bağlamayı başarabiliyor. Hobbit: Beş Ordunun Savaşı, Orta Dünya'da bir ara durak olarak gördüğümüz Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları'nın bittiği yerden, müthiş bir aksiyon sekansıyla başlıyor. Erderha Smaug, Yalnız Dağ'dan kovulduktan sonra Göl Kasabası'na gidip tüm hışmıyla alevlerini insanların üzerine salıyor. İnsanlar, en büyük korkularıyla yüzleşirken kendilerini de ansızın varolma-yokolma mücadelesi içerisinde buluyor. Tam da bu an, Bard, her şeyi, hatta ölümü göze alıp Ejderha'nın karşısına çıkarak kahramanlaşıyor. Aslında 'korkularla yüzleşmek', hayati kararlar almak ve mücadeleye girişmek filmin de genel izleği. Neredeyse Orta Dünya'daki birçok ırk böylesi bir sınavdan geçiyor. Cüceler, elfler, insanlar, hayvanlar, orklar... Film özellikle cüceler kralı Thorin ile Elf kralı Nori'nin bu süreçte yaşadıkları 'iktidar zehirlenmesi' ve bencillikle, onur, sadakat, sözünde durmak arasındaki git-gelli ruh hallerine parantez açarak dramatik çatışmalar yaratıyor. Bu da filmin olay örgüsünü zenginleştirirken filmi Hobbit: Smaug'un Çorak Toprakları gibi karakterleri hikayenin nesnesi olmaktan kurtarıp öznesi haline getiriyor. Bir de filmin, 'hırsız' olarak görülen ve çok da kahraman payesi verilmeyen (bazıları dışında) Bilbo Baggins'e biçtiği rol önemli. Bilbo, filmin içinde vicdan gibi dolaşarak, kahramanlık olgusuyla 'vicdan' arasındaki ilişkiye dikkatimizi çekiyor, yürekli olmakla vicdanlı olmak arasındaki farkı gösteriyor bize. Hobbit serisinin ilk iki filminde de gördüğümüz gibi, Jackson Orta Dünya'yı 'resmederken' sinematografik olarak bir sıkıntı yaşamıyor. Yüzüklerin Efendisi'ni hayata geçirirken sinemanın verdiği imkanlar dahilinde epik anlatımı yeniden revize ederek bulduğu anlatı ve sinematogfrafik formülleri Hobbit'e de uyguluyor. Bunun için bu filmde de mükemmele yakın bir atmosfer yaratıyor, beş ordunun savaşını ihtişamlı bir şekilde nakkaş gibi işliyor.

ZAAF İKİNCİ FİLMDE

Orta Dünya serisi bu filmle tamamlandığı için, artık rahat rahat Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit serisini kıyaslamak da mümkün. Bilindiği üzere Yüzüklerin Efendisi üçlemesinde Peter Jackson'a yol gösteren üç şahane kitap vardı. Üç film de kitaplardan dolayı kendi içinde bütünlüğü olan yapımlardı. Nihayetinde biz de iyilerle kötülerin mücadelesinde, iktidar hırsı, kibir, öfke, kendine güvenme, arkadaşlık, fedakarlık gibi pek çok temanın işlendiği, karakterlerin derinlikli olduğu bir epik macera izlemiştik. Seri de bu yüzden sinema tarihine altın harflerle geçip bir fenomen olmuştu. Hobbit'in tek kitaptan (üstelik bir çocuk kitabından) üçlü bir seri yaratma tercihinin, Yüzüklerin Efendisi serisiyle kıyasla özellikle hikaye-olay örgüsü-karakter dengesi açısından senaristleri (Fran Walsh, Philippa Boyens, Peter Jackson ve Guillermo del Toro) zorladığı bir gerçek. Bu en çok serinin ikinci filmde ortaya çıkan bir zaaftı. Lakin öte yandan bir büyüme, olgunlaşma macerası olarak yazılmış çocuk kitabını alıp, Yüzüklerin Efendisi'ndekine benzer görkemli bir epik fantastik maceraya dönüştürmek, ilk serinin hem görsel hem de anlatı ruhunu yakalamak da takdir edilesi bir durum. Malum Yüzüklerin Efendisi'nden sonra nice benzerleri çekildi ve hatırlanacağı üzere hiçbiri bu üçlemenin verdiği 'sinemasal lezzeti' veremedi bize. Jackson ise kimi ufak tefek itirazları bir kenara koyarsak, o çıtaya yeniden ulaşıyor. Orta Dünya'dan ayrılırken bize yine aynı lezzeti sunuyor. Film çıkışı insanlarda hemen gidip Yüzüklerin Efendisi serisini izleme isteğinin belirmesi de bunun bir göstergesi.. Bu yüzden Peter Jackson'a yazının girişindeki teşekkürümüz boşuna değil.