X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mutluluk en büyük başarı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mutluluk en büyük başarı

  • Giriş Tarihi: 17.1.2015
Mutluluk en büyük başarı
Mutluluk en büyük başarı

Aşkın acısını, hasarlarını yazdığı şarkılara aktarıyor. Söylerken iyileşiyor, dinletirken iyileştiriyor. Aşk şarkılarının usta yorumcusu Göksel, yeni albümü Sen Orda Yoksun'da şehirli kadının yaşadıklarını, duygularını tüm gerçekliği ile dile getiriyor

Göksel'le Topağacı'nda Divine'da buluşuyoruz. Caz geceleriyle ünlü Divine gündüz saatlerinde bir mahalle kafesi havasında. Fonda pop, pop rock şarkılar çalıyor. Söyleşimize de kâh Maroon 5'tan She Will Be Loved, kâh Aerosmith'ten Crazy eşlik ediyor. Göksel her zamanki gibi çok hoş ve zarif. Bir önceki albümü Bende Bi' Aşk Var sırasında kestirdiği saçının yeni halini kendisi de sevmiş olmalı ki değiştirmemiş. Farklı bir havası var onun. Hem çok içimizden biri, hem çok 'star'. Modern, şehirli bir kadın ama 1920'lerde de çok rahat yaşayabilirmiş gibi duruyor... Dokuzuncu stüdyo albümü için yine yaralı kalplere ilaç olacak şarkılar yazmış, bestelemiş. Albümü ismini veren şarkısı Sen Orda Yoksun'da "Sen orda yoksun" diyor "Susuzluğumda, açlığımda"... Aşk Kahrolsun'da "Nefreti de tutkusu da aşk kahrolsun" dese de "Ben sana aşığım aşkım" itirafında bulunuyor. Sen Orda Yoksun, 10 günden daha kısa bir sürede yasal dijital paylaşım platformlarında birinci sıraya yükseldi, çok beğenildi. Göksel'in kaleminden dökülen cümleler doğrudan kalplere ulaştı...

- İnsanlar bir ayrılık yaşadığında 'yıkılmadığını', 'yola devam edebildiğini' göstermek ister. Eğlenirken fotoğraf çektirir, sosyal medyada paylaşır. Siz aksine aşkın hasarlarını, yaralarını şarkılarınızda tüm içtenliğinizle dile getiriyorsunuz. Cesaret isteyen bir durum değil mi?
- Yaralarımız, zayıf taraflarımız ne kadar saklamaya çalışırsak o kadar görünür oluyor aslında. O yüzden bahsettikleriniz bana doğru bir yöntem gibi gelmiyor. Tam tersine ben acılarımı ifade edip hafifletiyorum.

- Yani iyileşme sürecinin bir parçası mı yazdıklarınız?
- Evet, iyileşme sürecinin hatta bir ayrılık sonrasıysa yas sürecini atlatmanın en güzel yolu. Kimisi vardır hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eder, ama o içindeki yara kanadıkça kanar. Kimisi vardır ağlar, haykırır, bağırır, dışarı vurur ve bu sayede yarasının iyileşmesini sağlar. Benim şarkı yazmam da ikincisine benziyor.

- Aslında sadece kendinizi değil, dinleyicilerinizi de iyileştiriyorsunuz...
- Ben de böyle olduğunu düşünüyorum. Mesela çok acıklı şarkılar gibi görünseler de insanların duygularını ifade etmesine sebep oluyorlar. Aynı zamanda yalnız olmadıklarını da hissediyorlar belki. Aynı duyguları hisseden bir sürü insan olduğunu fark ediyorlar. Şarkıların geneline baktığımda, şehirli, yalnız bir kadından bahsediyorum. Ve şunu fark ettim; benim yaşadıklarımı yaşayan ne kadar çok kadın var aslında.

- Şarkılarınızda ipuçları var mıdır? Dinleyince "Göksel bu şarkıyı bana yazmış" diyenler oluyor mudur?
- Bilemiyorum, hissedebilenler oluyordur herhalde. Ama yanılgıya kapılan da oluyor. Eski eşimle çok yakın arkadaşınız artık. Bazen o "Ama bana söylediğin sözleri yazmışsın" diyor. Ona yazdığım şarkılar var elbette...

SONU OLDUĞUNU BİLİYORUM

- Sonu olacağını bildiğiniz halde bir ilişkiye başlar mısınız?
- Hepsinin sonu olduğunu biliyorum. İnsan zamanla kendine korunaklı bir alan çiziyor ve teslim olmamaya çalışıyor. Ama çoğu zaman hiçbirimiz o mantık çerçevesinde hareket edemiyoruz. Sınırı aştıktan sonra da geri dönüşü yok. Ama aşk acısının, çekerken biraz yıpratıcı olsa da insana çok fazla şey kattığını, büyüttüğünü düşünüyorum. Bir kere kendinden o kadar vazgeçebilmek, bir insanı o kadar sevebilmek, insani olarak bize çok fazla şey katıyor. Ama gururluyumdur, kendi içimde yaşarım belli etmem. Ancak şarkıda söyleyebiliyorum.

- Ne kadar güzel, şarkılarınız var, duygularınızı ifade edebiliyorsunuz. Ama herkes için iyileşme süreci o kadar kolay geçmiyor...
- O zaman ben size bir şey sormak istiyorum. Evet, iyileşme süreci zor oluyor ama hiçbir şey hissetmemektense böyle coşkulu, tutkulu bir şey hissetmek daha güzel değil mi?

- Tabii ki. O yüzden belki de her şeyden vazgeçiyoruz, bir aşktan vazgeçemiyoruz.
- Bir insana duyulan aşk çok güzel bence. Doyasıya yaşıyor olmaktan da mutluyum. Ama hayatın içinde de aşka dair birçok şey var. Bazısı çocuğuna âşık, bazısı işine... Bizi yüksek tutan bir duygu, ihtiyacımız var.

YALNIZLIK KEYİF VERİYOR

- Hayatınızdan müziği çıkarsak...
- Eyvah! Düşünmek bile istemiyorum. Belki de en zayıf noktam o. Hayatımdan müziği çıkardığımda bir şey kalmıyor. Çocuğum da o, sevgilim de o, aşkım da o. Belki de dokuz albüm, bunca yıl başka türlü de olmazdı. Müzik böyle bir iş. Her şeyi kendine istiyor.

- Çocuktan bahsetmişken, sizin anne olduğunuzda çocuğunuza çok güzel duygular aktaracağınızı düşünüyor birçok kişi...
- Bunu duymak beni çok mutlu ediyor. Zaman zaman imrendiğim de oluyor. Etrafımda neredeyse herkesin çocuğu var. Hiç tahmin etmediğim arkadaşlarımın bile çocuğu oldu. Bakıyorum, çocuklarla vakit geçirmek harika bir şey. Bir şeye emek sarfetmeyi seven bir yapım da var. Eminim ki bir albüme sarfettiğim emekten daha da keyifli olur. Ama bilmiyorum, belki de çocuk konusunda biraz korkak davrandım. Hâlâ da öyleyim. Ama insan hayatı bir günde değişebiliyor. Gün gelir bana kendimi güvende hissettirecek bir aşk karşıma çıkar... Ama işte bu öyle bir ikilem ki; aşkın içinde güven yok ve ben aşık olduğum adamdan çocuk yapmak istiyorum.

- Yalnızlık tercihiniz mi?
- Tek başıma kalabilen biriyim. O da hoşuma gidiyor. Yalnızlık bana keyif veriyor. Daha üretken oluyorum. Ama yalnız değilim. Çok fazla arkadaşım, yakınlarım var. Sadece biriyle hayatımı paylaşmıyorum. Evimde yalnızım.

10 DAKİKADA YAZDIĞIM ŞARKILAR VAR

- Başarı kriteriniz, albümlerinizin liste ve satış sıralamalarıyla ne kadar doğru orantılı?
- Öncelikle içime sinen bir iş olmasına çok dikkat ediyorum. İlk albümümden beri bu böyle. Ama çoğunlukla iç dünyamdan bir şeyler anlattığım için bana çok iyi gelen, içime sinen bazen halkla örtüşmeyebiliyor. Bazen dinleyicilerimle aynı duygularda, aynı frekanslarda olmayabiliyoruz. Ama yaptığım işi kucakladıkları zaman kendimi çok iyi hissediyorum. Anlaşıldığımı anlıyorum. Tabii ki şarkıların büyümesi, dilden dile dolaşması benim için bir başarı ölçütü. Beni çok mutlu ediyor. Mutluluk da en büyük başarı bence.

- Dijital platform sayesinde kısa sürede insanlar albüme ulaştı...
- Evet, öncesinde bu kadar korktuğumuz bir sistemin, -çünkü müzik sektörüne zarar vererek başladı- taşlar yerli yerine oturunca faydalı bir hale dönüşmeye başladığını fark ediyorum. Dünyadaki bütün müziklere ulaşabiliyor, yakından takip edebiliyorsunuz. 15-16 yaşımdayken böyle bir imkanım olsaydı delirirdim herhalde.

- Albümde ağırlıklı olarak söz ve müziği size ait şarkılar var. Şarkı yazmanın annenizden kalan not tutma alışkanlığı ile bağlantıyı olduğunu söylediğinizi hatırlıyorum...
- Gen bilgisine kesinlikle inanıyorum. Ailede gördüklerimiz de zamanla olağanlaşıyor. Mesela babam çok şarkı söylerdi. Çocukluğum babamın sesini dinlemekle geçti. Annem de şiir yazıyordu. İlkokul beşteyken şiir yarışmasında ödül almış. Hâlâ gururla anlatır. Herhalde bu yüzden bütün bunlar bana da yapılabilir geldi. Ve ben de ilkokuldan beri şiir yazıyorum.

- Annenizin sakladığınız şiirleri var mı? Hiç o şiirleri bestelemeyi düşündünüz mü?
- Çok fazla var ve o da bestelememi çok istiyor. Ama Türk Sanat Müziği şarkısı olur. Bir de babama yazılmış, çok kinayeli sözler var. (gülüyor) Ama çok içten şiirler ve bu yönü de çok güzel.

- Siz nasıl yazıyorsunuz şarkılarınızı?
- Ben de annemin yöntemini kullanıyorum aslında. Nasıl annem de bir şeylere içlenip anında yazıyorsa... Bazen kendi kendime bir şeyler mırıldandığım oluyor. Bazen cümleler geliyor aklıma, onları tutuyorum. Ya da örneğin seyahatteyken bir cümle, bir his geliyor; onun üzerine düşünüyorum. Ve bu farkına varmadan oluyor. Sonra bir bakıyorum evde elime gitarı aldığımda o cümle melodiye dönüşmüş. Bazen de hiç düşünmeden 10 dakikada yazdığım şarkılar var. Mesela Depresyondayım öyle bir şarkı. Mabel Matiz'le birlikte yazdığımız Denize Bıraksam da.

- Bir gün geldi ve artık şarkı sözü yazamadığınızı fark ettiniz. Yine de yorumculuğa devam eder misiniz?
- Elbette. Aslında şarkıcılığa da yazdığım şarkıların kabul göreceğini bilmeden başladım.

- Kariyerinizin ilk yıllarında bir Onno Tunç dönemi var, değil mi?
- Evet, Onno Tunç'a ilk gittiğimde de kendi bestelerim vardı. Onnu Tunç gibi birine şarkı söylüyorsunuz ve üstelik kendisine bestenizi dinletiyorsunuz. O da çok beğeniyor. İlk albümümde de yer alan Dön'ü söylemiştim. Bir de Sezen Aksu ile birlikte yaptıkları ve benim de çok sevdiğim Beni Unutma'yı... Hayatımın en güzel günlerinden biriydi.

SOKAKTAN BESLENİYORUM

- Arkadaş çevreniz çoğunlukla müzisyenlerden mi oluşuyor?
- Müzisyenler ve başka sanat kollarından olan arkadaşlarım var. Ressamlar, sinemacılar, fotoğrafçılar... Hepimiz bir şeyler yaratan insanlarız. Ortak bir frekans yakalıyoruz.

- Arkadaşlarınızın anlattıkları şarkı yazmanıza neden oluyor mu?
- Çok fazla. Anlattıkları bende de tanıdık bir duygu uyandırıyor. Empati kuruyorum aslında. Bunlar arasında Bir Seni Konuşurum en net hatırladığım.

- Son dönemde müzik dışında hayatınızda sizi en çok ne heyecanlandırdı?
- Zeki Müren'in sergisi beni çok heyecanlandırdı. Albümün çıkmasına yakın, kartonet çalışmaları sürerken gördüğüm bir sergiydi. Zaten kendisi çok olağanüstü bir insan. Arşivini de çok güzel toparlamışlar. Hayatı beni çok etkiledi.

- Yaz insanı mısınız kış mı?
- Kesinlikle yaz insanıyım ama kışın çıkan albümleri daha çok seviyorum. Kulüplerde çalan müzikler değil tercih ettiğim. Bu da bir kış albümü. Ama ilk defa içinde yaz şarkıları da barındıran bir albüm yaptım. Denize Bıraksam, Kolay Mı? ve Isırgan'da yaz coşkusu var.

- Yürür müsünüz?
- Çok severim yürümeyi. Sahilde yürüyorum. Belgrad Ormanı'na gidip yürüyüş yaptığım zamanlar var. Evimin bulunduğu Nişantaşı'nda da zamanımı yürüyerek geçiriyorum. Spora giderken de yürümeyi tercih ediyorum. Şehrin, hayatın içinde olmayı çok seviyorum. Sokaklardan besleniyorum. Şarkı yazabilmemin sebeplerinden biri o... İzole bir hayat yaşasaydım yazamayabilirdim.