X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Paralel Yapı'yla mücadelenin resimli hali!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Paralel Yapı'yla mücadelenin resimli hali!

  • Giriş Tarihi: 14.2.2015
Paralel Yapı'yla mücadelenin resimli hali!
Paralel Yapı'yla mücadelenin resimli hali!

7 Şubat Krizi'nin perde arkasının anlatıldığı Kod Adı: KOZ, Paralel Yapı'nın devlet içinde nasıl örgütlendiğini, eylemlerini ve devleti ele geçirme planlarını anlatıyor

KOD ADI: KOZ **

Sinemacılarımızın güncel olaylara sıcağı sıcağına refleks göstermesi bir gelenektir. Mesela Kore'ye asker gönderdiğimiz zaman Kore filmleri, Kıbrıs Barış Harekatı olduğu zaman Kıbrıs filmleri hemen beyazperde de yansımıştı. Hatta 12 Eylül darbesinin üzerinden dört-beş yıl geçtikten sonra darbeyle ilgili filmler çekilmeye başlanmıştı. Kod Adı: KOZ da ilk elden bu geleneğe eklemlenen bir film. Malum Paralel Yapı'nın devleti ele geçirme serüveni epeydir gündemde. Uzun zamandır devletin bir numaralı gündem maddesi de bu yapının devlet içinden tasfiye edilmesi... Yönetmen Celal Çimen de bu güncel meselenin üzerine gidiyor filminde. Paralel Yapı'nın özellikle emniyetteki ve yargıdaki örgütlenmesini, kurumlara atanan imamların neler yaptığını anlatıyor ve 7 Şubat Krizi'nin perde arkasını aralamaya çalışıyor. Ayrıca bu yapının dinlemeler ve takipler sonucu elde edilen özel hayat bilgileriyle devlet kurumlarındaki kilit isimleri, tehdit, şantaj yaparak nasıl pasifize ettiğini gösteriyor. Film bize Muhsin Yazıcıoğlu'nun şüpheli ölümünün, Gezi olaylarının, Hrant Dink cinayetinin arkasında hep Paralel Yapı olduğunu savlarken, bu yapının da İngiltere'nin bir maşası olduğu iddia ediliyor. Açıkçası çetrefilli bir konuya el atan Çimen'in anlattıkları aslında gazetelerde sürekli yazılıp çizilen şeyler. Çimen filmiyle bir anlamda Paralel Yapı nedir, nasıl çalışırın 'resimli' halini önümüze koyuyor. Her ne kadar filmin başında "Bu filmde adı geçenlerin gerçek isim ve kurumlarla ilişkisi yoktur. Hayal ürünüdür dese de" gazete ve televizyonlardan Paralel Yapı meselesini takip edenler filmde resmedilenlerin kim olduğunu hemen anlayacaktır. Mesela filmdeki yapının başındaki Mehdi Hoca'nın Fethullah Gülen olduğu, Tolga Karel'in oynadığı İstanbul Emniyeti İstihbarat Müdürü Remzi'nin Ramazan Akyürek olduğunu hemen anlıyorsunuz. Ya da Cem Kurtoğlu'nun canlandırdığı Başbakan olarak adı geçen kişinin Recep Tayyip Erdoğan, İstihbarat Müsteşarı Altan Çınar'ın da Hakan Fidan olduğunu... Dolayısıyla bu uyarıya rağmen filmi gerçek olaylardan ve kişilerden bağımsız düşünerek kurmaca bir ürün olarak algılamak zorlaşıyor. Mesela finaldeki eylem gerçek mi yoksa kurmaca mı aklınız karışmıyor değil?

İSTİSMARIN 50 TONU

GRİNİN ELLİ TONU 50 SHADES OF GREY *

Son yılların fenomen kitabı Grinin Elli Tonu'nun sinemaya uyarlanması hiç de sürpriz olmadı. Çünkü böylesi çoksatan kitapların filmini çekmek Hollywood'da adettendir. Açıkçası filmin yönetmeninin Sam Taylor- Johnson olması umutlandırmıştı. Çünkü John Lennon'un çocukluğunu ve The Beatles'ın kuruluşunu anlattığı Sınır Tanımayan/ Nowhere Boy vasat üstü bir filmdi. Ama Johnson, Grinin Elli Tonu'nda önümüze ikinci sınıf erotik soslu bir istismar filmi koyuyor. Bir yuppinin gönüllü seks kölesi haline gelen bir üniversite öğrencisinin hikayesi neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Seks filmi deseniz değil, tutkulu bir aşk filmi deseniz o da değil. Bol bol kadın bedeninin istismar edildiği, cinsellik üzerinden efendi köle ilişkisini anlatan, kitaptan farklı olarak erkek seyirciye yönelik bir film Grinin Elli Tonu. Ama filmin kadın oyuncu Dokota Johnson'ın yıldızını parlatacağı da kesin.

DENİZE GİTMEK İSTİYORUM!

İÇİMDEKİ BALIK **

Adana Film Festivali'nde yarışan, Ertan Velimatti Alagöz'ün yönettiği İçimdeki Balık ilk film amatörlüğünü barındırsa da dikkate değer ve sinemamız içinde farklı bir yerde duran bir yapım. Sol eli yüzgece benzeyen deniz biyologu Barış'ın balıklarla kurduğu tuhaf ilişkiyi anlatan film, kağıt üzerinde ilgi çeken bir hikayeye sahip. Hikaye yer yer ironik, yer yer depresif yer yer iyimser olabiliyor. Film de dimağınızda tuhaf bir tat bırakıyor. Ama yönetmen Alagöz'ün hikayesini, ilgiye değer bir sinematografiyle perdeye yansıtamaması da filmin yumuşak karnı. Buna rağmen içinde kimi sinematik hoşluklar barındırması, Barış'ı canlandıran Deniz Celiloğlu'nun filmi sırtlayan performansı ve farklı anlatımıyla izlenmeyi hak ediyor.