X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sadece sahnede popstarım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sadece sahnede popstarım

  • Giriş Tarihi: 21.2.2015
Sadece sahnede popstarım
Sadece sahnede popstarım

O sahnede bir popstar, gündelik hayatta ise evinin kadını, çocuğunun annesi. "Sahneden inince starlık biter" diyen Funda Arar son albümü Hoşgeldin ile listeleri altüst etti. Herkesin single yaptığı bir dönemde kendisine deli gözüyle bakanlar olduğunu söylüyor

Funda Arar Türk pop müziğinin en önemli kadın vokallerinden biri. En çok konser veren, vergi listesinde en ön sıralarda yer alan müzisyenler arasında. Arar, konservatuvardan mezun olduğu günden bugüne durmaksınız çalışıyor. 2000 yılında çıkardığı ilk albümüyle yakaladığı başarının bir tesadüf olmadığını kanıtlamak istercesine ardı ardına albümler yapıyor. Son albümü Hoşgeldin, listelere hızlı bir giriş yaptı... Şu ana kadar hep bir numarada... Funda Arar'ı farklı kılan bir özelliği daha var; bunca ışıltı, bunca şöhretin ötesinde sahneden inince mutlu evliliğine dönen, çoluklu çocuklu bir kadın... Sanki iki farklı hayat yaşıyor gibi... Biz de Arar'la müzik yolculuğunu, besteci ve söz yazarı eşi Febyo Taşel'le mutlu beraberliklerini, popstar egosunun nasıl bir şey olduğunu konuşmak üzere sözleştik. Karlı bir günde, sıcak bir sohbet ortaya çıktı.

- Herkesin müzik piyasasından ümidini kestiği bir dönemde 14 şarkılık bir albüm yaptınız. Bu özgüven mi, yoksa deli cesareti mi?
- Herkes bana "Sen deli misin?" dedi. Herkesin single yaptığı bir dönemdeyiz, farkındayım. Ama benim dinleyicim, 2000 yılındaki ilk albümümden beri neredeyse her yıl benden bir albüm dinlemeye alışık. Bu kez iki buçuk sene ara vermiştim. Çünkü araya bir de çocuk girdi... Oğlumu doğurdum. Bu kadar ara verdikten sonra dolu dolu bir albüm olmasını istedim. Karşılığını da görüyorum. Çıktığı günden beri liste başı albümümüz.

- Albümlerinizde aile gibi olmuş bir ekibiniz var, hep onlarla bir aradasınız. Ama bu kez farklı isimler de dikkat çekiyor. Özellikle Raga Oktay...
- Evet kemik bir ekibimiz var; Febyo Taşel (eşi) albümün müzik direktörlüğünü yaptı. Burcu Tatlıses ve Günay Çoban'la çok uzun zamandır çalışıyorum. Beni tanıyorlar, dilimi biliyorlar. Bu sefer Gökhan Tepe şarkısı var, Şebnem Sungur'la yaptıkları... Bora Duran'ın iki şarkısı var. Raga Oktay'ı duyanlar şaşırıyor sizin gibi... O da farkında imajının. Albüm lansmanında "Beni hep hareketli şarkıların adamı olarak biliyorlar ama benim böyle şarkılarım da var" dedi... Soner Sarıkabadayı var, Yıldız Tilbe var... Var da var...

DİNLEYİCİ SINIYOR

- Müzik piyasasına uzaktan baksanız sanki çok insan varmış gibi. Bunlar kuru kalabalık mı?
- Kesinlikle bir avuç insanız. Baktığınızda çok kalabalık gibi görünüyoruz ama konser yapabilen, albüm satışı olan insan sayısı çok az. Bazı isimler şarkıları radyolarda çalınıyor, şarkıları da biliniyor ve seviliyor ama albüm satışı yok. Biletli konser veremiyor. Popülaritesi ve albüm satışı aynı paralellikte gitmeyen çok isim var. Neden böyle bilmiyorum... Belki dinleyicinin biraz daha zamana ihtiyacı var bu isimlerle ilgili. Sınıyor galiba dinleyici.

- Müzikte başarının göstergesi albüm satışından ziyade biletli konseri doldurabilmek midir?
- Sadece onu kriter almak doğru olmaz. Albüm satışı, konser verebilme, popülerlik, radyolarda çalıyor olması, klibinin dönüyor olması hepsi bir ayak. Biri eksik kaldı mı olmuyor. Hepsini bir arada yapabilmek kolay değil, zaman istiyor.

MÜZİK SEKTÖRÜ DİYE BİR ŞEY YOK

- Siz de bu koşullardan yoruluyorsunuz sanırım...
- 2000 yılında çıktı ilk albümüm, her şey her sene biraz daha zorlaştı. Şimdi çok zor. Artık her klip de dönmüyor ekranlarda. Dönmemeli de zaten! Bu kadar emek verip, maddi manevi harcama yaparken, diğer tarafta çamur gibi işleri görünce morali bozuluyor insanın. Hiç albüm yapmasan, gündemde olmazsan, kimse seni görmezse, bir süre sonra bitersin. Güzel sahne, iyi ses de bir yere kadar. İşler böyle yürümüyor. Bazı durumlarda, sırf o dönem popüler diye tercih edilebiliyor müzisyen. Albüm bir hizmet. Şarkı söyleyen biriyim, bunu yapmak için yola çıktım. Bu görevi yapmak zorundayım. Bazen bu kadar masraf, bu kadar emek bir çırpıda bir kenara atılabiliyor. Albümdeki tüm şarkılara klip çekme imkanı da yok. Bugün eline yüzüne bakılır bir klibi çekmek 50 bin TL'den başlıyor. Ve bunun ucu açık. Kolay değil. Albüm satışları da eskisi gibi değil. Telif haklarının daha iyi bir yere getirilmesini umut ediyoruz. Yurt dışıyla kıyaslandığında yetersiz. Gerçi yurtdışındaki müzik sektörüyle bizimkini de kıyaslayamayız ama...
- Teliften ne kadar alıyorsunuz?
- Hiç hesap etmedim ama baktığınızda muhteşem rakamlar değil. Beste ve söz yazarlığından gelen telifim de var ama sırf bu gelirle geçinen bir insanın hayatını idame ettirmesine imkan yok. Bazen konserlerimizi yurtdışından gelen müzisyenlerin konserleriyle ve şovlarıyla kıyaslıyorlar... Üzülüyorum. "Bizimkiler iki dansçı çıkarıp şov yapıyor" diyorlar. Yurtdışıyla bizim aramızdaki dönen paralara baksınlar! Sahne dekoru için bile bir gece önceden girebiliyoruz, insanlar dört ay önceden hazırlık yapıyor. Müzik sektörünün iç yüzünü bilmeden konuşanlar oluyor. Müzik sektörü diye bir şey yok Türkiye'de. Bir şekilde bir araya gelinmesi lazım. Her şey karman çorman...

EDİRNE'DEN ŞIRNAK'A HER YERDE KONSER VERDİM

- Ünlü bir pop star gibi değilsiniz... Haliniz tavrınız daha sade...
- Ben sahnede ünlü bir popstar olmayı tercih ediyorum. Sahne benim için çok önemli. İşimi yaptığım anda Funda Arar'ım, gözüm hiçbir şeyi görmez, hata da kabul etmem. Ama sahneden inince o şekilde yaşamama imkan yok. Öyle bir yaşam tarzı olamaz. Sürekli gözümü açtığım andan itibaren "Ben starım" diye başlarsam güne vay halime...

- Gözünü açınca güne öyle başlayan çok insan var...
- O kendi kendine yaşayabilir bu durumu ama üzücü. Kendini içsel olarak eğitmeyle alakalı. Kendimi o anlamda eğittim. Herkesin kendine göre bir egosu var ki; sanatla uğraşan insanların egosu daha fazla. Bende de var o egodan. Sahnede başka türlü biriyim. Ama sadece sahnede star olmayı tercih eden biriyim. Bir yere gittiğimde, sokakta gezdiğimde "Starım, starım" diye gezmiyorum. Elbette insanlar sokakta tanıyor ve saygı, sevgi gösteriyor. Bu da çok hoşuma gidiyor. Ama hiç kimseden ekstra bir ayrıcalık istemedim. Ailem böyle öğretti.

- Funda Arar kurallarınız var mı?
- Kuliste otururken oyalanacak bir şeyler istiyorum, çaydır, kahvedir, meyvedir... Öyle abuk-subuk isteklerim yok. "Muhakkak kuliste havyarım olsun" derdim yok.

- 2000 yılında ilk albümden bu güne nasıl bir gelişme kaydettiniz?
- Her sahne bir deneyim. Elini kolunu nasıl koyacağını öğreniyorsun. Üstüme başıma ne yakışacağını yıllar içinde öğrendim. Saçım başım aynı şekilde. Sahneyle ilgili tarzım ve tavrım yıllar içinde oluştu. Toyluk zamanla atılıyor. Baktığımda "Eyvah bunu giymişim, bunu yapmışım!" dediğim şeyler çok fazla. Kendime göre bir tarz oluşturmak epey zaman aldı. Keşke o zamanlarda beni yönlendiren insanlar olsaydı, daha profesyonel isimlerle çalışabilseydim. Kendi kendime bir şeyleri yapmaya çalışmışım.

- Konser vermediğiniz yer kaldı mı Türkiye'de?
- Edirne'den Şırnak'a kadar gittim. Her hafta bir ya da iki konserim oluyor. Yazın daha yoğun. Bu yaz Türkiye turnesi yapacağım.

EŞİM KARİYERİMDEKİ MİHENK TAŞLARINDAN BİRİ


- Duygusal aşk şarkılarının insanısınız. Siz duygusal biri misiniz?
- Yeri geldiği zaman çok duygusal olabiliyorum, bazen de çok mantıklı biriyim. Mesafeli ve mantıklı bir halim, duruşum var ama öyle değilim aslında, içimde bir fırlama var. Çünkü bu işi yapmak deli işi. Bunlar normal kafalarla yapabileceğiniz işler değil. Evli bir kadınım, çocuğum var, bir şöhretim var, yapmam gereken görevlerim var, çok büyük sorumluluklarım var, bir yerde kafayı da yırtıyorsunuz doğal olarak.

- Tüm bu sorumluluklar arasında dünyanın en büyük aşkını yaşıyormuş gibi şarkı yazmak veya söylemek de gerekiyor...
- Tabii. Onu yaşamadan zaten söyleyemezsiniz. O duyguları barındırmış, yaşamış ya da şahit olmanız gerekiyor bir şekilde. İçselleştirmeniz gerekiyor.

- Karı-koca iki müziysen aynı çatı altında olunca birbirini besliyor mu, çatışıyor mu?
- Çatıştığımız dönemler de oluyor. Biriyle sürekli aynı fikirde olmak çok sıkıcı bir şey. Arada bir ateşli tartışmalar olması lazım. Aynı fikirde olursak fikir çıkmaz ortaya... Benim için çok büyük önemi olan bir isim Febyo Taşel. Benim Funda Arar olmamdaki mihenk taşlarından biri. Funda Arar denince akla gelen şarkıların sahibi.

- Eşiniz sizin sahnedeki halinize mi âşık acaba?
- 1998'den beri tanışıyoruz. 2000 yılında flört etmeye başladık. Bir ortamda tanıştık, "Merhaba solistim ben" diye kendimi tanıttım. Bilmiyorum ki sahnedeki halime mi âşık oldu. Ama bence o da beni sahnede Funda Arar olarak görüyor, Funda olarak görmüyor. Zaten ben de bunu istiyorum. Benle bir arada olan ekibimle sahneden inince, 10 numara sohbetimizi yapabiliriz. Ama sahnede başka. Febyo da beni sahnede görünce "Bu benim karım" diye düşünmüyordur.

- Bir oyuncu rol gereği şarkı söylüyor, hemen "Albüm yapacak mısınız?" soruları geliyor. Yıllardır işin içinde olan biri olarak bunlara bozuluyor musunuz?
- Yoo, niye bozulayım ki? Ne kadar meşakkatli bir şey olduğunu albüm çıkarınca görecektir. Sonra hayal kırıklığına uğramak da var, müthiş bir yetenek olarak parlamak da...

- Görünüş çok önemli midir bir şarkıcı için?
- Önemlidir ama birinci kriter değildir. Sesi çok güzel birini 150 kilo olsa da büyük keyifle dinlerim.