X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gerçek stilin izinde
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gerçek stilin izinde

  • Giriş Tarihi: 28.3.2015
Gerçek stilin izinde
Gerçek stilin izinde

Sokak stili fotoğrafçılığının geçmişi günlük hayatta sokakta rastlanan gerçek insanlara dayanır. Bugün bu tür tarz fotoğrafçılık gittikçe sıradanlaşan, hatta bazı moda yazarlarının deyimiyle 'sirk' hissi veren stillerin doğmasına neden oluyor

Moda haftalarında rüzgar stil yönünden eser. Aylardır beklenen yeni koleksiyonlar henüz podyuma çıkmadan, defile alanlarının kapısında bambaşka bir moda şovu yaşanır. Bugünün kahramanları, moda blogger'ları, ellerinde kameralarıyla stil avındadır. Eğer varoluşunuzu moda blog'larında yayımlanan fotoğraflarınız üzerinden tanımlayanlardansanız, o gün üzerinizde fotoğrafınızın çekilmesine neden olacak kadar etkileyici kıyafetler bütünü yoksa, siz de yoksunuz demektir. Evet; sokak stilinin günümüzde sadece 'moda haftası stili'ne dönüşmesi şaşırtıcı. Geçmişi, günlük hayatta sokakta rastlanan gerçek insanlara dayanan sokak stili fotoğrafçılığı bugün formülü bariz, gittikçe sıradanlaşan, hatta bazı moda yazarlarının deyimiyle 'sirk' hissi veren stillerin doğmasına neden oluyor. Amy Arbus'un Marina Rinaldi ile yaptığı işbirliği bu yüzden, sokak stiline övgü niteliği taşıyor. Efsanevi fotoğrafçı Diane Arbus'un kızı Amy Arbus ne de olsa 80'lerde New York'ta Village Voice dergisi için sokaklara çıkıp 500 portreye imza attığında, tüm stiller çok özgün, çok masumdu. Bu fotoğrafları bir araya getirdiği On The Street kitabının kapağından bize bakan Madonna da öyle. New York'ta sabahın erken saatlerinde pijamasının üstüne mantosunu geçirmiş kahve almaya giden Madonna, Arbus'un objektifinden en gerçek haliyle karşımıza çıkıyor. Bu yüzden büyük beden markası Marina Rinaldi için bir fotoğraf sergisi hazırlaması teklif edildiğinde, Arbus hiç tereddüt etmeden projeyi kabul ediyor. Milano Moda Haftası'nda açılışına katıldığım A New Perspective sergisini nisan sayımızda Harper's Bazaar'a anlatan Arbus, sokak stili fotoğrafçılığında ilk olduğunu iddia etmiyor. Ancak gerçek kişilerle yaratılan fotoğraf serisi şimdi, tam da ihtiyacını duyduğumuz anda sokak stili fotoğrafçılığını modayla buluşturan nostaljik ve artistik bir örnek.

SOSYAL MEDYANIN İLHAM PERİLERİ
Bir tasarımcının ilham perisi olmak için ne yapmak gerekir? Söz konusu Aquazzura markasının tasarımcısı Edgardo Osorio ise, ayakkabılarınızın fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşmanız yeterli. Çünkü o, son zamanların en çok satanlar listesindeki ayakkabı tasarımlarını, sosyal medyada Aquazzura etiketiyle giyip paylaşan dünyanın dört bir yanındaki kadınlardan ilhamla yaratıyor. Geçen hafta Beymen'in konuğu olarak geldiği İstanbul'da buluştuğumuz Kolombiya asıllı tasarımcı, her yeni koleksiyonu öncesi Instagram'da markasına ait ayakkabılarla poz veren kadınları ilham panosuna taşıdığını ve özellikle o kadınlar için yeni modeller yarattığını anlattı. Türk kadınlarını 'Avrupa'nın Brezilyalıları' olarak tanımlayan, Latin kökenini son 10 yıldır yaşadığı İtalya'nın zengin zanaatkar ruhuyla birleştiren Osorio, modern kadın silueti için vazgeçilmez ayakkabılar üreten bir isim. Onun koleksiyonlarına ilham olmak için ise belli ki tek yapmanız gereken, tasarımlarını giydiğiniz zaman fotoğrafını çekip sosyal medyada paylaşmak. Belki bir sonraki sezon, markanın hayranlarından Jennifer Lawrence ya da Emma Stone Oscar töreninde sizden ilhamla yaratılan bir çift Aquazzura ayakkabıyla kırmızı halıda yürür; kim bilir?

LES BENJAMİNS NEREYE KOŞUYOR?
İsmi yanıltmasın; Les Benjamins, İstanbul merkezli, Bünyamin Aydın adlı genç bir girişimci tarafından yaratılan lüks bir spor giyim markası. Hikayenin bundan dört yıl önce eğlenceli tişört tasarımlarıyla başladığını ilgilenenler bilir. Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul kapsamında izlediğimiz, moda haftasının en yüksek katılımlı şovuyla sahnelenen defile ise, markanın yeni bir kulvara geçtiğinin kanıtı niteliğinde. Modellerin hepsinin Londra'dan özel olarak bu defile için getirilmesi ve mekan olarak Sultanahmet'teki büyüleyici 1001 Direk Sarnıcı'nın seçilmesi dikkat çekici kararlar şüphesiz. Markanın PR'ını yürüten ekibi şaşırtan ise başka bir sebep oluyor o gece. Bir defile düşünün; bin adet davetiye dağıtılıyor ve bin 200 kişi katılacağını bildirmek için arıyor. Bu kadarla da kalmıyor, defile gecesine kadar davetiye talebi devam ediyor. Sonuç; yüzlerce davetliye yeni koleksiyonunu sunan Bünyamin Aydın, bugün moda haftasının o en dikkat çekici siması olarak hafızalara kazınıyor. Moda sektöründen olan herkes bilir; moda, tüm tahmin edilenlerin, özellikle televizyonda son dönemde yer edinen stil programlarında yansıtılanın aksine, ciddi bir iş. Bu noktada Les Benjamins'in nasıl böyle bir ilgi odağına dönüştüğünü merak etmemek mümkün değil. Son birkaç yılda Rita Ora gibi isimlere ulaşan, dünya çapında 200'den fazla satış noktasına sahip olan marka, artık sadece tişört de tasarlamıyor üstelik. Peki nasıl oluyor da kreatif direktörü tarafından tasarlanmayan bir marka, sınırlarını İstanbul dışına taşıyabiliyor? Sanırım cevabı yine soruda gizli. Aydın, trendleri, gençlerin beklentilerini hissedebilen biri. Temaları kendi belirliyor; Türkiye'nin ilk tekstilci ailelerinden birinden geldiği için tüm üretimi burada gerçekleştiriyor. Ve belki de en önemlisi, genç tasarımcılardan oluşan bir ekiple çalışıp, tüm adımlarını uzmanlara danışarak atıyor. Aydın'ın başarısı buradan kaynaklanıyor belli ki; yaratıcı bir tasarım ekibini gerçekçi bir iş modeliyle birleştirmesinden. Les Benjamins'in bir moda markası olarak başarıya koşan yolculuğu kesinlikle ilgi çekici.