X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kapadokya'da çarpıldık
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kapadokya'da çarpıldık

  • Giriş Tarihi: 23.5.2015
Kapadokya'da çarpıldık
Kapadokya'da çarpıldık

Mehmet Uluğ'un hayaliydi Kapadokya'da bir festival düzenlemek. Ömrü vefa etmedi. Fakat arkadaşları, onun hayalini Cappadox'la yıllar sonra gerçekleştirdi. Festivale de binlerce kişi katıldı

Müziğin ve doğanın sihrini keşfetmiş özel bir insandı, Pozitif'in kurucularından Mehmet Uluğ. Yıllar önce gittiği Kapadokya'ya hayran olmuş, orada bir festival düzenlemeyi hayal etmişti. 2009'da Radikal'de yayınlanan röportajında şöyle diyordu: "İşimiz doğru enerjiyi yaratmak. Doğru enerjiyi sağlamak neye bağlı? Bir, müzik çok iyi bir enerji kaynağı ki bizim işimiz. İki ortam; nasıl bir yerde yaptığınız çok önemli. Üç, oraya katılan insan önemli bir enerji kaynağı. Bu üçü doğru bir şekilde dengelendiği zaman ortaya harika şeyler çıkıyor. Çok basit bir örnek vereyim, Kapadokya'da yapılacak bir festival mükemmel bir olay olur." Kapadokya'da festival düzenleme hayalini gerçekleştiremeden 19 Kasım 2013'te kaybettik kendisini. Ama müzik yolculuğuna birlikte çıktığı arkadaşları Ahmet Uluğ, Cem Yegül ve Ayşegül Turfan onun dileğini yerine getirdi ve geçen hafta Kapadokya'nın büyülü ortamında müzik, gastronomi, çağdaş sanat ve açık hava etkinliklerini bir arada sunan bir festival düzenlendi. Yerel halkın da desteğiyle Pozitif ekibi az zamanda büyük işler başarmış, Cappadox için Uçhisar ilçesini bir festival kasabasına dönüştürmüştü adeta. Katılımcıları, Ayşe Erkmen'in Kapadokya'nın en büyük peri bacası olan Uçhisar Kalesi'ndeki Üç Göz yerleştirmesi karşıladı. Sanatçının birçok projesinde gördüğümüz renkli topları, bu kez kalenin doğal etkenler sonucu ortaya çıkan oyuklarına yerleştirilmişti.

EŞSİZ BİR COĞRAFYA

Etkinlikler üç gün boyunca Kapadokya'nın ilham verici coğrafyasına zarar vermeden, o coğrafyanın bir parçasıymışcasına özenle gerçekleştirildi. Festivalin müzik ayağı İzlandalı Mum, Hollandalı Jozef van Wissem, Fransız Mino Cinelu, Norveçli Nils Petter Molvaer, Mercan Dede, İlhan Erşahin ve daha birçok ismi Kapadokya'da buluşturdu. Muhteşem manzarasıyla Uçhisar Kalesi, olağanüstü akustiği ile Bezirhane ve etrafı peri bacaları ile çevrili Cevizlik Vadisi, konserlerin gerçekleştiği mekanlardı. Bu özellikli mekanlarda çalmak müzisyenlerin de hoşuna gitmiş olmalı ki; enerjisi yüksek performanslara tanık olduk. Festivalin çağdaş sanat etkinlikleri ise Fulya Erdemci'ye emanetti. Erdemci'nin küratörlüğündeki Kapadokya Çarpması başlıklı sergi Uçhisarlı Çarhacı Mustafa Efendi Konağı Yapı Kompleksi'nde açılmıştı. Sergideki dikkat çekici işleri arasında yer alan Yer'de Nilbar Güreş Kapadokya'da sıklıkla kullanılan danteller, örgüler, işlemeler ve seramiklere yer vermişti. Cevdet Erek ise ses yerleştirmesine Kapadokya'nın simgelerinden güvencinlerin seslerini dahil etmişti. Festival süresince Kapadokya'nın saklı kalmış yemek kültürü şef Maksut Aşkar önderliğinde misafir şeflerin de katılımıyla yeniden yorumlandı, gurme tadımlar gerçekleşti, özel menüler sunuldu. Pikniklerde ise Kapadokyalı teyzelerin ellerinden çıkan kayısılı kuzu gibi yerel yemekler adeta kapışıldı. Meditasyon, gün doğumu konserleri, doğa yürüyüşü, vadi bisikleti gibi açık hava etkinlikleri de festivalin bir parçasıydı. Cappadox, daha ilk yılından bizi çarpmayı başardı. Sarsıldık, büyülendik, etkilendik... Ama en önemlisi Mehmet Uluğ, hep yanımızdaymış gibi hissettik. Kanat çırpan güvercinlerin tedirginliğinde, Mercan Dede'nin huzurlu ney sesinde, doğan günün duruluğunda, gece gökyüzünden bize göz kırpan yıldızların saçtığı ışıkta ve Kapadokya'nın sonsuzluğunda hep ondan bir parça vardı...