X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Vazgeçmedim ve yeniden doğdum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Vazgeçmedim ve yeniden doğdum

  • Giriş Tarihi: 30.5.2015
Vazgeçmedim ve yeniden doğdum
Vazgeçmedim ve yeniden doğdum

18 ay önce ölümcül bir trafik kazası geçirdi. Bir kamyonun altında kalan araçtan çıkarıldığında vücudunun her yerinde kırıklar vardı. İki ay sol tarafı kısmi felçliydi. Altı ay tekerlekli sandalyede kaldı... Aylarca koltuk değnekleriyle yürüdü. Kolunu eskisi gibi kullanacağına mucize gözüyle bakılıyordu. Ama o, eşi Barış Falay ve oğlu Mavi Rüzgar sayesinde bir mucizeye imza attı ve sapasağlam ayağa kalktı

Esra Ronabar, izlenme rekorları kıran bir dizide başrol oynarken geçirdiği trafik kazasını, sonrasında yaşadıklarını ve kazanın ona öğrettiklerini anlattı. Şimdilerde eskisinden daha enerjik ve iyi hissediyor kendini. Bundan üç yıl önce röportaj yaptığım kadından çok farklı... Zımba gibi olmuş ve rahatlamış... Yepyeni ve tazelenmiş bir kadın gördüm karşımda...

- Bu 18 ayda içinde biriktirip söylemek istediğin ne var?
- Takma kafana hiçbir şeyi. Hayat o kadar kıymetli ve değerli ki. Hepimiz bir hayata uyanıyoruz ve bunun çok sıradan olduğunu düşünüyoruz. İşe gidiyoruz, yemek yapıyoruz, çocuklarla ilgileniyoruz... Aslında kimsenin hayatı sıradan değil, kıymetli. Her sabah uyandığımda ellerime, ayaklarıma, aynada kendime bakıyorum ve mutlu olmak için bunlardan başka hiçbir nedene ihtiyacım olmadığını fark ediyorum. Bu 18 ayda mutlu olmak için bir nedene ihtiyacım olmadığını öğrendim.

- Bunun için bir sınava mı tabii tutulman gerekiyordu?
- İnşallah öyle değildir. Hikaye herkesin başına gelebilecek bir şey... Bir trafik kazası... İçinde yaşadığımız dünyaya karşı bir çok huzursuzluğumuz var, değiştirmek istediğimiz çok şey var. Ama bu tür travmatik olaylara bakış açımız bizi birbirimizden ayırıyor.

ARTIK DİNGİNLEŞTİM

- Kazadan bir gün önceki Esra nasıl biriydi ki böyle söylüyorsun?
- Kazadan bir gün önceki Esra, her şeyi mükemmel yapmaya çalışan biriydi... Mükemmel bir anne, mükemmel bir evlat, mükemmel bir eş, elbette ki mükemmel oyuncu olmak için kendini parçalayan bir Esra'ydı... Sadece oyunculuk yaparken ve Mavi Rüzgar'la oynarkan fütursuzdum ve kendim gibiydim. Onun dışında hep doğruyu yapmaya çalışıyordum, yanlış anlaşılmaktan korkuyordum. En iyi yemeği yapma derdindeydim. Çocuğumu en iyi şekilde beslerken, bir taraftan da tiyatroda mükemmel bir performans sergilemem gerekiyordu. Böyle bir hayat yok! İmkansız!

- Kazandan sonraki Esra'dan söz edelim o zaman...
- Sadece ben olduğum için iyiyim ve mutluyum. Çok çabalamam gerekmiyor hiçbir şey için. Şunu itiraf edeyim ki, oyunculuğu çok özledim. 18 ayda dinginleştim, anlatacak hikayelerim var. Belki gözlemleme şansım hiç olmayacak şeyleri gözlemledim... Mesela hastaneleri, mahkeme salonlarını, fizik tedavi odalarını, Caddebostan Sahili'ndeki herkesi ve her şeyi... Buralardan çok hikayeler biriktirdim. Hepsi mutlu hikayeler değil belki ama daha derin şeyler...

- O zaman dönelim 18 ay önceki kazaya... Ne oldu o gün?
- 12 Eylül 2013. Sete, herkes gibi işime gidiyordum. Prodüksiyon arabamız beni aldı. Kamyonun biri bizimle aynı şeritteydi. Viraj dönüyorduk. Mevsimin ilk yağmuru yağmıştı. Bir anda o kamyon şeridimizde karşımıza çıktı ve bizi altına aldı. Şunu düşündüğümü hatırlıyorum; "Bu kamyon dolu kasaysa artık yokum!" Hastanede uyandığımda hemen anlatılmadı bana her şey. Bir hafta boyunca sıradan kırıklarım olduğunu sanıyordum. Yapımcımıza, "Altı hafta idare edersiniz, sonra setteyim" diyordum. Sonra yavaş yavaş anlatıldı. Kırıklarım tek bir yerde değildi, paramparça olmuştu kemiklerim... Platin takılmıştı. Kolum felç olmuştu. Önce "Neden ben?" diye sordum... Sonra bir gün bir telefon çaldı hastanedeyken, her şey onunla değişmeye başladı.