X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Her fani bir gün o iğnelerden yaptıracak mı?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Her fani bir gün o iğnelerden yaptıracak mı?

  • Giriş Tarihi: 4.7.2015
Her fani bir gün o iğnelerden yaptıracak mı?
Her fani bir gün o iğnelerden yaptıracak mı?

"Genç görünmek artık bir güç göstergesi" diyen Dr. Mustafa Karataş aşırı estetik yaptıranların maneviyat eksikliği sebebiyle bu yola girdiği düşüncesinde. Karataş'a göre estetikçiler arasında mekik dokuyan insanlar sonunda mutlu olmuyor, aksine maymuna benziyor

Amerika'da yayınlanan haber dergisi Time önceki hafta medikal estetikleri kapağa taşıyan bir dosyayla raflardaydı. Botoks ve dolgu gibi müdahalelerde patlama yaşandığını anlatan haberin bir de savı vardı: "Bir gün mutlaka siz de botoks ve dolgu yaptıracaksınız. İhtiyaç duyduğunuz için değil, komşunuz, iş arkadaşınız, kankanız yaptırdığı için o iğneler bir gün kesinlikle size de değecek." Önceden estetik operasyonlar sadece göz önündeki oyuncu ve sanatçılara özgüydü. Son yıllarda hemen hemen herkesi ilgilendirir hale geldi. Üstelik sadece kadınlar değil, erkekler de estetik cerrahinin nimetlerinden faydalanıyor. Araştırma sonuçlarına bakınca cerrahi uygulamalara olan ilginin azaldığını, buna karşılık cerrahi olmayan estetik yöntemlere ilginin arttığını görüyoruz. Yine araştırmalar tüm yöntemler içinde en popüler estetik uygulamanın botoks ve dolgu olduğunu ortaya koyuyor. Estetik müdahalelerin bir gün saç boyama, makyaj ya da spor kadar doğal hale geleceği düşüncesi aslında korkutucu. Sokaklarda dolaşan birbirine benzer kadınların sayısı arttıkça güzellik kavramında büyük değişim yaşanıyor. Günlük hayatın normal konuşmaları arasında estetik cerrahideki yeni yöntemler, uygulanan operasyonlar ilk sıralarda. Peki ama estetik müdahaleler nereye kadar kabul edilebilir? Aşırı estetikli yüzler neden birbirine benziyor? Güzellik peşinde koşan ruhlar nasıl tamir edilebilir? Medikal estetik uzmanı Dr. Mustafa Karataş ve psikolog Serap Duygulu'ya sorduk.

- Bir gün o iğneler bir şekilde hepimize değecek mi?
- Bu çok büyük bir sektör. Büyümeye de devam ediyor. ABD'de yaklaşık 15 milyon dolarlık bir pazardan bahsediyoruz. 6 milyona yakın kişinin botoks ve dolgu yaptırdığını biliyoruz. Üstelik bu rakama cerrahi müdahale yaptıranlar dahil değil. Bu iğneler insanlığın tutkusu haline geldi. Tıpkı elinizdeki telefonun yeni modelinin çıkması gibi yeni uygulamalar çıkıyor. Nasıl elimizdeki telefon çalışmasına rağmen gidip yeni modelini alıyorsak aslında iyi görünmemize rağmen gidip yüzümüzle oynatıyoruz. Bu bir prestij mi, psikolojik rahatsızlık mı, toplumsal baskı mı? Belki hepsi birlikte... Daha iyi görünmek, yaşını hissettirmemek bir güç göstergesi haline geldi. Kendinizi zorunlu hissediyorsunuz artık. Bir lise arkadaşınızla 15 sene sonra karşılaştığınızda sizden çok daha genç göründüğünü düşünürseniz hemen bir doktorun kapısını çalıyorsunuz zaten. Lise buluşmaları çok can yakıcı olabiliyor. Çoğu hastam bu buluşmalar öncesi geliyor bana. "Kız arkadaşlarım beni seneler sonra görecek, hemen bir şeyler yapmamız lazım" diyorlar. Bazı insanlar emek ve para vererek zamanın yıpratıcılığına karşı kendilerini koruyor. Herkes için aynı şekilde işlemiyor zaman. Genetik yapı da etkin ama insanın kendine bakması önemli... Artık 35 ile 50 yaşındaki iki kadın aynı yaşta gözüküyor. Bu elbette büyük bir güç ama psikolojiniz sağlam değilse bu silahın namlusu size dönüyor. Çünkü kötü görünmeye başlıyorsunuz.

- Birbirinin aynı insanlar dolanıyor sokakta. Bu müdahaleler başarısız sayılmaz mı?
- Belli mimikleri maskeliyoruz. Kızgın ve üzgün gözükmüyor bu müdahaleleri yaptıranlar. Bu uygulamaları güzelliğin altın oranına dikkat ederek yapıyoruz. Dolayısıyla güzel olsalar da birbirine benziyorlar bu kadınlar. Benim hastalarım da andırırlar birbirlerini.

- Siz birini gördüğünüzde kimin hastası olduğunu anlar mısınız?
- Anlarım. Herkesin güzel kadın anlayışı başka. Ben biri gelip karşıma oturduğunda saçına bakarım. Kıyafet seçimine, aksesuvarlarına dikkat ederim ve ona göre bir şeyler yaparım. Kadınlar artık suretler gibiler. Sanki maske var yüzlerinde. 55 yaşında bir kadınla tanışıyorsunuz. Yüzünde tek bir kırışıklık yok. Sürekli sporda. Ben bunun doğru olduğunu düşünmüyorum. Çok kalıp gibi bir yüz yakışmıyor hiçbir kadına. Çirkin demiyorum ama yapay. Sonuçta yaşayan varlıklarız. Tablo değiliz. İyi yaşlanmak güzel bir şey ama donmuş bir ifade kafa karıştırıyor. Kişinin kariyerine bakıyorsunuz, yaşı belli ama yüzü 20 yıl genç gibi. Karşısındaki insan da karışık bir mesaj alıyor, algısı bozuluyor. İçten gelen bir tebessüm aslında bir kadının en güçlü estetiğidir. Aslında bizlere hiç ihtiyacınız yok.

İHTİYAÇ İÇİN BİZE GELİNMİYOR

- Peki kimse gelmezse nasıl para kazanacaksınız?
- Biz sizler talep ettiğiniz için varız. İhtiyaç için gidilen doktorlar değiliz. Olmasak da olur. Kadınlar mutluluk ve estetiği aynı kefeye koyduklarında hata yapıyor. "Estetik oldum ve artık mutlu bir hayatım var" diyen hiç kimse yok. Mutluluk enjekte etmiyoruz. Hatta kötü sonuçlar ömür boyu mutsuzluk getirir. Mümkünse yaptırmasınlar.

- Neden bu kadar yaygınlaşıyor sizce?
- Özellikle kadınlar arasındaki rekabet artıyor. Erkekler de artık estetik yaptırıyor. Eskiden yüzde beş olan erkek hasta sayımız bugün yüzde 20'lerde. Hayat ringinde genç ve fit olmak artık bir silah. Böyle olmayan kendini kötü hissediyor. Kimse estetiği bir zorunluluk gibi görmemeli. Yaşadığımız dünya çok gerçekdışı bir güzellik algısı dayatıyor. O yüzden estetik üzerine uzmanlaşmış doktorların koruyucu hekimlik yapmamız gerekiyor. Sürekli hastaları uyararak frene bastırmamız lazım.

- Küçücük kızlar da estetik yaptırıyor. Sizin 18 yaşından küçük hastalarınız var mı?
- Anneleri 16 yaşındaki kızları alıp geliyor. "Mezuniyeti var, bir dolgu yapalım. Dudakları iyi görünsün" diyorlar. Cevabım çok net: Hayır! Tek dertleri selfie o küçücük kızların çünkü o makinelerle yaşıyoruz. Anneler büyük kötülük yapıyor evlatlarına. Eğer o yaşta bir çocuğun vücudunda bir değişiklik yaparsanız kendini ömür boyu beğenmez. Cilt bakımı yaptırsın, kendini şımartsın ama daha ötesine "Kesinlikle asla" diyorum.

- Ne kadar zamandır botoks ve dolgu yapıyorsunuz?
- İlk botoks iğnesini 2004'te elime aldım. Çok heyecanlanmıştım. Sonuçlar ortaya çıkıncaya kadar da bir hafta boyunca uyuyamamıştım. O kişi hâlâ benim hastam. Çok da kıymetlidir. Her hasta yeni bir şey katıyor insana. Bugün binlerle ölçülen bir potansiyel var. Türkiye'de kök hücreyi ilk uygulayanlardan biriyim. Fakat laboratuvar sayısının azlığı sebebiyle halen çok pahalı. Hastalarıma da açıklıyorum. Bence değmiyor.

- En çok hangi işlemleri yapıyorsunuz?
- Dolgu en sık yaptığım uygulama. Daha doğal bence. Çağın mucizesi. Gizli noktalara yapılan dolgularla yüzün şeklini bile değiştirebiliyoruz. Dudak burun arasını asla doldurmam ben. Bazı insanları gördüğümüzde "Yüzünde çok müdahale var, çok yapay" diye düşünürüz. O insanlar dudak burun arası doldurulmuş kişilerdir. Dudakla burun arasında filtrum denen bir bölge vardır. Üstelik kedi köpekler dahil bütün hayvanlarda bulunur. Dudak yanlarını doldurdukça bu çizgi kapanır. Bu bölgenin olmadığı tek canlı maymundur. Doldura doldura maymuna benzettiler kadınları. Çizgisizlik peşinde koşanlar maymuna dönüyor sonuçta.

SORUN MANEVİYATSIZLIK


- Bana gelme, psikiyatriste git dediğiniz hastalarınız oldu mu?
- Oldu elbette. Kendini değiştirme gücünü fark eden insanlar kontrolü elden bırakmamalı. Bu tehlikeli bir silah. Böyle hastalarımı da uyarıyorum. Estetikçiler arasında mutsuz bir biçimde mekik dokuyan insanlara dönüşüyorlar. Bu maneviyatsızlıkla ilgili. Kendinizi bir star gibi görmeyeceksiniz. Sıradan insanlarız biz. Benim de sayısız ünlü hastam var ama asla onların arasına karışmam. Sosyal hayatım yoktur. Buradan çıkar evime giderim. Kendimi onlarla bir görürsem star gibi hissederim. Oysa ben bir doktorum.

Daha iyi görünmek, yaşını göstermemek bir güç göstergesi haline geldi. Baskı altında hissediyorsunuz artık

Bir lise arkadaşınızla 15 sene sonra karşılaşırsanız ve sizden genç göründüğünü düşünürseniz hemen bir doktorun kapısını çalıyorsunuz. Lise buluşması çok can yakıcı olabiliyor

Anne 16 yaşındaki kızını getiriyor: "Mezuniyeti var, bir dolgu yapalım. Dudakları iyi görünsün" diyor. Anneler büyük kötülük yapıyor evlatlarına

EVİN HEM HANIMINA HEM TEMİZLİKÇİSİNE BOTOKS YAPTIM

- Kimler çalar kapınızı?
- Çoğunlukla kadınlar. Gelen erkek hastaların ortak tek bir cümlesi vardır: "İyi görüneyim ama bir müdahale yaptırdığım kesinlikle belli olmasın." Çiftlerin sayısı arttı. Karı-koca gelip güzelleşip gidiyorlar. Bir estetikçileri var. Bir diyetisyenleri, bir de spor hocaları... Çift olarak geziyorlar. Ne istediklerinin bilincinde oldukları için bu hasta profilini seviyorum. Çok varlıklı bir hastam var. Onun yanında çalışan temizlik personeli geldi geçen gün. "Hanımımı çok güzelleştirmişsiniz. Ben de bir otobüse binmeyip para biriktirdim. Bana da botoks yapın" dedi. Üstelik yanında çalıştığı kişiden gizli gelmişti. Yarı fiyatına yaptım çünkü çok kıymetli onun bu çabası.

- Hayır dediğiniz hastalar oluyor mu?
- Oluyor elbette. Beni dinlemeyenle de yollarımızı ayırırız. Bunun sonu yok çünkü. Aya merdiven dayayamayız. Kötü cerrahi müdahale mağdurları korkacaklarına bilakis estetik düşkünü oluyor. Canları yanıyor çünkü.

- Yan etkisi yok mu yaptığınız müdahalelerin?
- Olmaz mı? Morluklar, şişlikler, kaş düşmeleri, çift görme... Yan etki yaşamadım diyen doktor ya yalan söylüyordur ya da çok az sayıda hastası vardır.

- Sizde dolgu ve botoks var mı?
- Ben bu işin erbabıyım. Yüzümde sadece sıkılaştırıcı ve toparlayıcı sistemler var. Botoks ve dolgu yok.

- Doğuştan şanslı olmak diye bir durum da var değil mi?
- Var elbette. Bir kadının elmacık kemikleri çıkıksa, gözlerinin arasındaki mesafe iyiyse, alnı genişse o kadın güzeldir. Ben enjeksiyonlarla bunları değiştiremem.

ASIL OPERASYONU İÇ DÜNYAMIZA YAPMAK GEREKİR

Psikolog Serap Duygulu'ya göre iç dünyada kopan fırtınaları dış görünüşü değiştirerek tamir etmek imkansız. Duygulu: "Kişinin özgüveni eksikse, kendini ifade edemiyorsa, dış görünüşünü değiştirerek hayata tutunması maalesef mümkün olmuyor"

Ameliyat yaptırmak isteyen kişi için zorunlu gibi görülebilir ama uzmanlar her zaman aynı fikirde değil. Psikolog Serap Duygulu estetik operasyondan önce ruh halinin düzeltilmesi gerektiğini düşünüyor: "Bazen kişinin psikolojik durumu bozuk olabiliyor ve bu bozukluğu görünümünü değiştirerek düzeltmeye çalışıyor. Ancak gerçek bir estetik ihtiyaç olup olmadığını doktorların görüşü belirliyor. Zira eğer doktor ikna olmamışsa, hastanın psikolojik durumu normal dışıysa hastayı önce bir psikoloğa yönlendiriyor. Üstelik operasyon gerçekten ihtiyaç hatta zorunluluk olsa bile psikolojisi altüst bir hastada sonuç her zaman memnuniyet olmuyor. O nedenle önce ruh halinin düzenlenmesi, neden estetik operasyona yönlendiğinin doğru tespit edilmesi gerekiyor. Estetik ameliyat için öne sürülen sebepler de ilginç. Boşanmak, aldatılmış olmak, yeni bir iş ya da çevre edinme isteği, özgüven kazanmak, imaj tazelemek, genç görünmek hatta tamamen farklı bir görüntüye kavuşmak isteği insanları estetik cerrahiye götürüyor. Gerekçesi ne olursa olsun başarılı bir estetik operasyon sonrası sonuç mutluluk olsa bile bazen yeterli olmayabiliyor. Kişi başka operasyonlar isteğiyle soluğu tekrar doktorun kapısında alabiliyor."

ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİ TEDAVİ EDİLMELİ
Ünlüye benzeme hayaliyle görünüşünü değiştirmeye çalışan insanlar Duygulu'ya göre mutsuzluğa mahkum: "Estetik operasyonlarda dikkat edilecek en önemli nokta kişide gerçekten var olan bir sorunun veya bozukluğun giderilmesi, ya da aslında olmadığı bir kimliğe bürünmeye çalışması olup olmadığıdır. İlk halde bireyin rahatsız olduğu bir bozukluk ya da sorun ortadan kaldırılarak kişinin hem fiziksel hem de psikolojik rahatsızlığı da ortadan kaldırılmış olur. Ancak ikinci haldeki estetik operasyon talepleri bazen bir ünlüye benzemek veya hayalindeki bir görüntüye ulaşmak arzusu biçiminde ortaya çıkabilir. Asıl sorun budur çünkü kişi aslında kendi hayalinde yarattığı bir 'ideal kimliğe ulaşmaya çalışır ama bu asla mümkün olmaz. Zira ortada ulaşılabilecek gerçek bir görüntü yoktur. O nedenle yapılan hiçbir operasyon bireyi tatmin etmez ve bu ruh halini sonu gelmez operasyonlar takip eder. Bu durumu kişinin olmak istediği bir kimliğe ulaşmaya çalışırken asla var olmayan ya da ulaşılamayacak bir hayalin peşinden koşmak olarak düşünebiliriz ve sonu mutsuzluktur." Serap Duygulu'ya göre özgüven eksikliği kaynaklı dış görünüş değişimleri kişiyi tatmin etmiyor: "Mutluluk denen duygu estetik operasyonlardan, elde edilen başarılardan ya da sahip olunan maddi 'şey'lerden kaynaklanmıyor. Kişinin kendine güveni eksikse, öz saygısı zarar görmüşse, kendisini toplum içinde ifade edemiyorsa, tam olarak kendine ait bir hayatı yaşamıyorsa ve hayata eğreti tutunmuşsa sadece dış görünüşünü düzelterek bu duyguları tamir etmeye çalışması maalesef mümkün olamıyor. Mutlulukla dış görüntü arasında bir doğru orantı yok. Mutlulukla iç dünyanın ve sahip olduğumuza odaklanmanın yakın ilişkisi vardır. Ve asıl operasyonu iç dünyamıza yapmak gerekir."