X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Dostlar fitness'ta görsün
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Dostlar fitness'ta görsün

  • Giriş Tarihi: 24.10.2015
Dostlar fitness'ta görsün
Dostlar fitness'ta görsün

Hava soğudu, spor salonlarına doluşma vakti geldi. Neredeyse artık her köşe başında bir spor salonu var. Peki ama hangi sporu yapanlar daha havalı görünüyor? İşte tarihçesinden 2016 trendlerine fitness dünyasından haberler...

Havanın soğuması, yağmurun sağanak olarak yağması neye işaret eder: Elbette fitness salonlarının dolacağına... "Güneşli havanın tadını çıkarayım, kafede oturup iki laflayayım" muhabbetinin yerini artık gelecek yaz için vücut şekillendirmeye başlamak alır. Hem yeni metropol düzeninde spor yapmayan, crossfit, pilates nedir anlamayan şehir insanı 'out' sayılıyor. Hatta "Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur" ilkesinden yola çıkan bazı şirketler çalışanlarını bizzat spor salonlarına üye yapıyor ve fit olmaları için gerekli motivasyonu sağlıyor. Aslında yıllar içinde insanoğlunun fit vücut anlayışı epey değişiklik göstermiş. Osmanlı döneminde "Bir dirhem et, bin ayıp örter" felsefesinden ilham alan ve etli butlu olmayı 'makbul' sayan insanoğlu 2000'li yılların başındaysa model Kate Moss ile hayatımıza 0 beden dayatması yaptı. Bu dönemde anoreksiya, bulumia gibi yeme bozuklukları da bir salgın gibi kadınlar arasında yayıldı. Oysa avlanan Paleolitik Çağ insanının yüksek muhtemelle fit kalmakla ilgili bir sıkıntısı yoktu. Fitness kavramı ise hayatımıza ilk olarak Antin Yunan'da girdi. Olimpiyatlara hazırlanan atletlerin mızrak atarkenki görüntüsü gözünüzün önüne gelecektir. Günümüzde kullandığımız anlamıyla fit olmak için spor yapma akımıysa 1800'li yıllarda otomotiv sektörünün de öncülerinden, disiplinli Almanya topraklarında doğuyor. Kısa sürede Avrupa'ya yayılan bu trend okyanusu aşarak sonunda ABD'ye ulaşıyor.

AEROBİK VİDEOLARI

1970'lerde çekilen aerobik videoları da hâlâ birçoğumuzun favorileri arasında. O dönemde Jane Fonda'yı örnek alan ve zayıflamak için aerobiğe merak salan kadınlar ardından twist yaptı, sonra da hulahup çevirmeye başladı. Arnold Schwarzenegger'dan ilham alan erkekler ise kendini vücut geliştirmeye verdi. Günümüzde ise spor salonları fit görünmek için çalışılan alan olmaktan çıktı, hatta sosyalleşme kulübüne dönüştü. Elbette yıllar içinde yapılan sporlar, giyilen kıyafetler ve ideal vücut tanımı da değişti... O halde yeni fitness trendlerinden haberdar olma vakti de geldi.
Spor danışmanları artıyor: İngiltere'deki SIN isimli şirket spor konusunda danışmanlık vermeye başlayınca kimileri burun kıvırdı. Oysa bu kişisel spor hocası ile çalışmanın bir adım daha ötesiydi. Kısa sürede beğenildi, bu tarzda hizmet veren şirketler hızla türedi. Ne hizmeti mi veriyorlar? Sizin bütün spor programınızı seçiyor. Hangi derse, ne zaman girmelisiniz onlar belirliyor. Tabii hizmet bununla da sınırlı değil. Günlük yaptığınız spora göre yemeniz gerekenler listesini de çıkarıyor hatta kimileri bizzat bu yemekleri kapınıza kadar getiriyor.
Parkur: "O da ne?" demeyin, muhtemelen bu sporla ilgilenen birilerine mutlaka rastlamışsınızdır. En azından sosyal medyada bir videolarını izlemişsinizdir. İnsan vücudunun marifetlerini kullanarak bir noktadan diğer bir noktaya mümkün olan en hızlı biçimde gitmeyi amaçlayan etkinlik tam olarak tanımı. Elleri üzerinde çatılarda amuda kalkan, bir duvardan diğerine atlayan, pencere pervazlarında yürüyen, sokaklarda taklalar atanlar oluyor ya işte tam olarak onlardan bahsediyorum. 1980'li yıllarda Paris sokaklarında türeyen bu spor akımı artık elitlere sıçradı. Biraz crossfit'i andıran bu spor türü güç, çeviklik, yetenek ve kondisyon gerektiriyor. İnternette araştırırsanız parkurla ilgili başarılı videolara rastlayabilirsiniz.
Havada egzersiz:
Tavana asılı iplere vücudunu dolayıp egzersiz yapanlara sosyal medyada rastlamışsınızdır. Vücudu dengede durmasını sağlayarak çalıştıran bu havada egzersiz yöntemini yeni yılda daha çok görmeye hazırlanın. Eğitmenler bir saatlik egzersizin oldukça etkili olduğunu söylüyor.
Spora özel butikler: Moda endüstrisi de spor dünyasındaki yerini alıyor. Birçok marka suda spinning, bisiklet gibi sporlara özel mağazalar açmaya başladı.
Zıplamak geri döndü: Trambolin hayatımıza 2001'de girdi ama 2016'da yeniden tavan yapıyor. Dünyada 500'ün üzerinde trambolin kulübü var. Zıplarken hem bacaklarınız, hem basen ve kalça bölgeniz çalışıyor. Üstelik eğlenmek de cabası.
Kardio tenis: Evet tenis başlı başına yeterince kalori yakıyor. Ama tenis kortlarında yapılan kardio tenis dersleri çok daha fazla kalori yakmayı sağlıyor. Yüksek ve tempolu müzik eşliğinde koşuyor, zıplıyor, raketle farklı hareketler yapıyor ve tenis oynuyorsunuz.
Sörf: "Bu mevsimde mi?" demeyin. Çünkü spor salonlarına konan mekanik sörf tahtalarından bahsediyorum. Dalga seviyesini ve hızını ayarlayabildiğiniz bu elektronik oyun denge sağlamaya çalışırken eğlenmenizi ve fit olmanızı sağlıyor. Bir de spor salonlarına kurulan sörf havuzları var. Dalga yaratan havuzlarda denizdeymiş misali sörf yapabiliyorsunuz.

Spor hocasına âşık olmak


Son yıllarda kadınlar arasında yayılan bir başka moda da spor hocasına âşık olmak. İsveç tahtının varisi Prenses Victoria'nın spor hocasıyla evlendiğini ve Madonna'nın kişisel eğitmeninden çocuk yaptığını düşünürsek çok da sıra dışı olmadığını görmüş oluruz. Uzmanlar spor yaparken pozitif ruh haline girdiğimiz için aşık olma ihtimalimizin daha yüksek olduğunu söylüyor. Haftanın birkaç gününü birlikte geçiren kişilerin zaman içinde yakınlaşması da olasılıkları artırıyor. Eğitmenle yakınlaşmak fiziksel olarak işin doğasında var.

Şehrin yenilerine göz atalım!

İKSV'nin roof'unda hizmet veren X Restaurant kapanınca birçok sanatsever hayal kırıklığı yaşamıştı. Şimdilerde aynı yere Saigon İstanbul açıldı. Asya ve Akdeniz mutfaklarından en sevilen tatların harmanlandığı restoran kısa sürede İstanbul elitlerinin uğrak yeri oldu bile. Karides tempura ve kinoalı dana carpaccio başlangıçlar arasında dikkat çekenlerden. Tel: (0212) 252 88 68
Latin Amerika aşıkları Tünel'deki restoranı çok önce keşfetmişti. İki kardeşin Tünel'de açtığı küçücük La Paz isimli restoran şimdi yeni yerine, Kadıköy'e taşındı. Üstelik burada terası ve bahçesi de var. Arjantinli şefler tarafından hazırlanan menüde Latin Amerika topraklarının en bilindik tatları bulunuyor. Nachos, burrito ve fajitalar başrolde. Bu arada kokoreç fajitanın oldukça ilginç bir lezzet olduğunu da söyleyeyim. Cuma ve cumartesi geceleri de mekanda canlı müzik yapılıyor ve kendine güvenen soluğu pistte alıyor. Salsa, rumba, bachata... Herkes marifetini konuşturuyor. Tel: (0216) 349 04 80
Bomonti'nin yükselişi son hız devam ediyor. Bomonti65 Pizzeria semtin keşfe değer mekanlarından biri. Bomonti Ada'ya gidenlerin uğraması gereken mekanın spesiyal yemeği Princepessa Bomonti. Adından hiçbir şey çıkaramayanlar için açmak da yarar var. Zira bu pizzanın kendisi kapalı. İçindeyse mozarella, ıspanak, bresaola ve trüf yağı var. Tel: (0212) 248 1248
The Grand Tarabya otelinin içinde hizmet veren The Brasserie yeni bir mekan değil ama menüsü yeni. Sonbahara özel değişen menüde ilginç tatlar var. Kökleri Çin'e dayanan hünnap çorbasını denemek için bile buraya gitmeye değer. Hazır gitmişken balkabaklı risotto'yu da denemenizi öneririm. Tel: (0212) 363 33 00