O gün olmadı ama bu rekor kırılacak

Giriş Tarihi: 31.10.2015
O gün olmadı ama bu rekor kırılacak

100 metre rekor denemesinde geçirdiği baygınlıkla herkesi korkutan Şahika Ercümen: "İnanıyorsam ve istiyorsam beni hiçbir şey durduramaz. Hüsran yaşamıyorum. Biliyorum ki, bunu yapacağım. Amacım ülkemizin adını o 100 metreye yazdırmak" diyor

Serbest Dalış Dünya Rekortmeni Şahika Ercümen, 24 Ekim günü Kaş'ta kendisine ait 91 metrelik dünya rekorunu, 100 metreye dalarak geliştirmeyi hedefledi. Ancak yüzeye 10 metre kala baygınlık geçirerek herkesin yüreğini ağzına getirdi. Onu izleyenler korktu ama Şahika Ercümen, yaşadığını küçük bir 'talihsizlik' olarak açıklıyor. Hatta bu talihsizlikten dersler çıkardığını, daha da kamçılandığını söylüyor. Kazanın ardından binlerce insanın kendisine gösterdiği sevgi karşısında oldukça etkilenmiş Şahika. Rekordan öte Türkiye'yi en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyor, tahlihsizlikler onu durduracak gibi değil. İlk hedefi yaz aylarında tekrar rekor denemesi yapmak. Yaşadığı kazanın ardından gayet neşeli ve iyi görünen Ercümen'le, o kaza anını, sonrasını ve hedeflerini konuştuk.

- Sondan başlarsak 'yüreklerimizi ağzımıza getirdiniz' şimdi nasılsınız?
- Endişelenecek bir durum yok. Doktorlar, sağlığımın çok iyi olduğunu söylediler. Sokakta gören "Korkuttun bizi" deyip, sarılıyor. Herkesten rica ediyorum, endişelenmesinler. Hiç merak etmesinler sağlığım yerinde. Yaz döneminde daha güzel şartlarda tekrar deneme yapacağız.

- Yaşadığınız talihsizlik sizi korkuttu mu?
- Milli duygularla yaptığınız için korkmuyorsunuz. Ama keyif olarak yapsaydım belki bırakabilirdim.

NEFES AL ŞAHİKA !

- Böyle bir durumu bekliyor muydunuz?
- Beklemiyorduk. Derin dalış antrenmanlarında veya yarışmalarda da hiç böyle bir şey başıma gelmemişti. Antrenmanlarda üç kez 100 metrenin altına indim. 110 metreye kadar antrenman yaptım. Başıma gelen bizim için şaşırtıcı oldu. Resmin geneline baktığımda; bu sene ağustosta Türkiye Şampiyonası'nda Türkiye rekorunu kırarak, Türkiye şampiyonu olduk. Oradan çıkıp İtalya'daki Dünya Şampiyonası'na gittik. Üç gün üst üste yarışıp üç madalya aldım. Üç yeni Türkiye rekoru kırdım. Bugüne kadar üst üste üç yarışta da yarışan sporcu bile yok. Çok yorucu bir tempoydu. Oradan gelir gelmez de 10 gün içinde rekor denemesi yaptık. Çok üst üste geldiği için de, belki beni etkilemiş olabilir.

- Zorlanmış olabilir misiniz?
- Hiç zorlanmadım. Çünkü 100 metre dalışı yaptım, çok da rahat indim. Çıkışı yaparken 10 metre kala, daha rahat çıkabilmek için şöyle bir gözlerimi kapattım. O an küçük bir baygınlık geçirmişim.

- Ne hissetiniz o an?
- Kendimi bir farklı hissettim ama bugüne kadar böyle bir şey yaşamadığım için ne olduğunu anlamadım.

- Uyanınca ilk neler düşündünüz?
- Normalde yukarıya çıkınca protokoller olur; hakeme onay verip, "İyiyim" diyoruz. Bunlar otomatik refleksler. Gözümü açtığımda başımda insanları görüp, "Nefes al Şahika!" seslerini duyunca burukluk hissettim, üzüldüm. Tamamlayamadığımı anladım. İlk sorum da "Tekrar deneyebilir miyim?" oldu.

- Ölüm aklınıza geldi mi?
- Hayır, gelmedi. Çünkü o kadar riskli bir şey yapmadım. Riskli bir durum da yoktu. Şöyle düşünün; kendinizi yordunuz, zorladınız, başınız döndü ve fenalaştınız. Sonra sizi biri ayılttı gibi bir şey...

- Aileniz telaşlandı mı?
- Endişelenip, üzüldüler. Ama bu sporu biraz da biliyorlar. Ekiptekiler hemen onlara tekrar sağlığıma kavuştuğumu haber verdi. Ben birkaç gün konuşamadım telefonla, hem dinlenmem gerekiyordu, hem de arayıp soran çok oldu.

- Dalış sizin için ne ifade ediyor? Yaptığınız kolay bir şey değil?
- Kendimi bu kadar riske ve tehlikeye atacak dalışlar yapmıyorum. O gün olan tamamen bir talihsizlikti. Bundan da bir ders çıkartarak ona göre çalışacağız. Rekorlardan ve her şeyden öte önemli olan ülkemi temsil etmem. Türk bayrağını en iyi şekilde dalgalandırmaya çalışıyorum. Nasıl insanlar, Çanakkale'de, I. Dünya Savaşı'nda ülkemizi korumak için canını ortaya koymuş... Ben canımı ortaya koymuyorum ama bilinçli bir şey yapıyorum. Böyle talihsizlikler herkesin başına gelebilir.

HÜSRAN YAŞAMIYORUM

- Bu yıldırır mı sizi? Devam edecek misin?
- Zorluklar beni her zaman kamçılamıştır. Hiçbir silah, inanmış bir insandan daha kuvvetli değildir. Çocukluğumda astım hastasıydım. Sonrasında su sporlarına başladım. Hatta nefes tutarak dalış rekorları denemeye başladım. Kaza sonrasında inanıyorsam ve istiyorsam beni hiçbir şeyin durdurmayacağını biliyorum. O yüzden bir hüsran yaşamıyorum. Biliyorum ki, bunu yapacağım. O gün olmadı ama bu olacak. Bu tecrübe bana çok şey katacak. Çok daha iyi bir şekilde bu yaz rekor denemesini tekrar yapacağım.

- Spor tüm hayatınızı kaplıyor gibi...
- Hayır. Sporu profesyonelce yapıyorum. Aynı zamanda belgesel sunucusuyum. Asıl mesleğim diyetisyenlik.

- Hepsine nasıl yetişiyorsunuz?
- Spor bilinci olan bir kimse, kendisini iyi disipline edebiliyor. Ben de güne erken başlayıp, sağlıklı beslenip, hepsine yetişmeye çalışıyorum. Kendimi, başka yaşamlara dokunarak motive ediyorum. Her rekor denemesini, her yaptığımız işi bir sosyal sorumluluk projesiyle birleştiriyoruz. Bunlar da beni besliyor.

- İnsanlar yaptığınıza çok şaşırıyor...
- Fiziksel olarak insan vücudu buna yatkın. İnsan memeli bir canlı, yunus ve balinalarda olan reflekse sahip ama daha az. Anne karnında da sudayız. Ben bu yatkınlığımı geliştiriyorum. Sizin de birkaç ay antrenman yaparak nefesinizi tutabileceğinizi düşünüyorum.

- Günlük hayatta bunların katkısı nasıl oluyor?
- Astım hastalığımdan, doğru nefes alma ve suda vakit geçirdiğim için kurtulabildim. Tam olarak geçmedi ama çok rahatladım. Rekor kırabilecek kadar rahatım. Günlük hayatta daha iyi odaklanmamı ve kendimi keşfetmemi sağlıyor.

- Yaşadığınız kaza sonucu devam edemeyecek olsaydınız, neler hissederdiniz?
- Düşünmek bile istemem.

- Her başarılı antrenman ya da yarışta su yüzüne çıktığınızdaki mutluluğu nasıl tarif edersiniz?
- Yeniden doğmak gibi. Gözünüzü açtıktan sonra ki düşünceleriniz mutluluk ve emeklerinizin karşılığını aldığınızı görüyorsunuz.

- Suyun altında ne hissediyorsunuz?
- Büyülü bir dünyaya giriyor ve dalıyormuş gibiyim. Başka bir boyut. Yerçekimi yok, masmavi bir dünya. Suyun altındayken gözlerimi bazen açıyor bazen kapatıyorum. Aslında bir rüyada gibiyim.

- Bir düşünce ya da başka bir şey aklınızdan geçiyor mu?
- Suyun altında meşgulüm. Teknik olarak yapmam gerekenler var. Hep konsantre olmam gereken durumlar var. En doğru şekilde basınca karşı yapmam gerekenleri yapıyorum ve odaklanıyorum.

TÜRK KADINI ÇOK GÜÇLÜ

- Bu kadar iş arasında, özel hayatınız nasıl, mesela evlilik planınız var mı?
- Yok. Çünkü yoğun bir tempodayım. Amacım, o 100 metreye ülkemin adını yazdırmak ve ülkemi en iyi şekilde temsil etmek. Evlilik bence çok önemli bir müessese. Onun sorumluluğunu şu an alamam. Önce bu rekoru kırıp sonra önüme bakmak istiyorum.

- Yasemin Dalkılıç'tan sonra şimdi siz. Kadınlar bu konuda daha mı başarılı?
- Bence Türk kadını çok iradeli ve başarılı. Ben Türk kadınının çok güçlü olduğuna inanıyorum. Yurtdışında da birçok arkadaşım var, gözlemliyorum. Türk kadınının sorumluluğu o kadar büyük ki, bir çok kadın hem çocuğuna bakıp hem yemeğini pişirip hem de çalışıyor. Başına gelebilecek en kötü durumda bile ayağa kalkabilecek durumda, özveri görüyorum. Yasemin'den sonra bayrak şimdi bende. Daha iyilerini yapmaya çalışıyorum.

- Hırslı mısınız?
- Tatlı hırsı. Hırs gözümü döndürmüyorum. Ama motiveyim. Bu küçük kaza da geriye götürmedi. Aksine kamçıladı.

- Dalış yapan erkek sporcular ne diyor?
- Aramızda tatlı çekişmeler oluyor. Tabii bu, "Yarışıyorduk, kız geçti" olayı değil. Ben ülkemi temsil ediyorum. Onlar da saygıyla karşılayıp, destekliyorlar.

SUDA OLDUĞUMDA GÖZLERİM PARLIYOR

- Hedefiniz ne? İyi sporcu mu olmak iyi sunucu mu olmak?
- Hedeflerim anlık. O an neyi yapıyorsam, en iyisini yapmak hedefim. Bunları yaparken başka yaşamlara dokunmak da istiyorum.

- Yaptığınız spor dünyaya bakışınızı etkiliyor mu?
- Gandi'nin dediği gibi görmek istediğim değişimin kendisi olmaya çalışıyorum. Burada denizi kirli buluyorsam, temizliği için ne yapabilirim diye harekete geçiyorum. Bir platform başlatıp, insanların desteğini alarak oranın temizlenmesi için elimden geleni yapıyorum.

- Su da mı mutlusunuz karada mı?
- Ben her an çok mutluyum. Mutsuz olduğum yer yok ama tercihim su. Suda olduğumda, duygularım, gözlerim parlıyor. İçimde bir şeyler kıpırdıyor. Bana kendimi çok iyi hissettiriyor.

- Denizin olmadığı yerde yaşayamayanlardan mısınız?
- Eğer alternatifim varsa yaşamam. Ankara'da okudum. Okulum biter bitmez kendimi İstanbul'a attım. Burada yapmam gereken işler olmasaydı, Kaş gibi bir yerde yaşayabilirdim.

UĞUR KOLYEM VAR

-Yaptığınızı çılgınlık olarak görenler var mı?
- Hani "Niye yapıyorsun, kendine zarar verirsin?" gibi mesajlar gelmedi. Aksine bu rekorda şunu anladım; binlerce insan o kadar sahiplendi ki beni. Çok mutlu oldum. Sevgi dolu mesajlar aldım. İnsanların beni ne kadar sevip sarmaladığını gördüm. Herkes "Sen tekrar yaparsın, başarırsın" dedi. Yolda görüp sarılanlar... Bu arada Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan da bizzat aradı. Aramasına çok şaşırdım. Geçmiş olsun dileklerini iletti. Çünkü onların da yoğun bir gündemi var. Bu konuya hassasiyet göstermesi onure etti.

- Spor yaparken bir uğurunuz, özellikle yanınızda taşıdığınız bir şeyler var mı?
- Bana uğur getirdiğime inandığım eşyalarım yanımda oluyor. Boynumda bir kolye oluyor. Her rekorda, emekli yarbay ve dalış eğitmeni Uğur Tanrıseven'in annesinin onun için yaptırdığı Ayetel Kürsi yazılı kolyeyi takarım. Sonrasında kendisine geri veririm. Bu dalışda da aldım. Belki daha kötü bir şey olacaktı, olmadı. Balık figürlü kolyelerim var. Balina kuyruğu şeklinde. Balina ve yunusların da benimle daldığını hissediyorum.

- Yaptığınız sporun zorlukları var mı?
- Zorluk sponsorluk noktasında oluyor. Bu sene ana sponsorum yoktu. Destek sponsorlarla hazırlanabildim. Rekor denemek ise çok pahalı. Çünkü 40-50 kişilik bir ekibiniz oluyor. Güvenlik dalgıçları. Her gün tekne kiralanıyor. Toplamda kendi cebinizden karşılayamayacağınız şeyler bunlar, sponsor ihtiyacınız oluyor.
ARKADAŞINA GÖNDER
O gün olmadı ama bu rekor kırılacak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz