Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bond kendi dünyasında bocalıyor

Giriş Tarihi: 7.11.2015
Bond kendi dünyasında bocalıyor

Spectre, Skyfall 'da kurulan yeni ve gerçekçi Bond dünyasında ilerliyor. Ama Sam Mendes bu dünyada adım atarken bocalıyor. Bunun için ne aksiyonu üst düzey olan eski tip en kahraman Bond filmi izliyoruz ne de Skyfall 'daki gibi stilize bir Bond filmi...

NOT: Yazı filmin içeriğiyle ilgili bilgi vermektedir. Yönetmen Sam Mendes bir önceki film Skyfall'da, James Bond'a etraflıca bir açılım getirmişti. Bond'u hani o James Bond filmlerindeki fantastik dünyadan çıkarıp gerçek dünyanın içine bırakmıştı. Mendes, her şeyi yapabilen, mükemmel 'makine ajan' imajını yerle yeksan edip Bond'un da hepimiz gibi bir fani olduğunu anlatmıştı bize. Geçmişi, kişiliği ile ilgili bilmediğimiz kimi bilgiler vermişti. Üstelik 'eski usullerin' her zaman en güvenilir yöntem olduğunu gösterip Bond'un yeteneğiyle birlikte zekasının da hiç de yabana atılmaması gerektiğini göstermişti. Bütün bunlar Mendes'e stilize bir Bond filmi çekme fırsatı yaratmış, o da bu fırsatı yerinde kullanıp son yılların en iyi Bond filmini çekmişti. Mendes, Spectre'da Skyfall'da yaptığı açılım üzerinden ilerliyor. Ölmesine rağmen Bond'a yeni görevi yine M veriyor. Bond da merhum patronunun son isteğini yerine getirmek isteyince karşısına Spectre adlı, eli kolu her yere uzanan bir örgüt çıkıyor. Yeni patronunun onu kontrol altında tutma çabasına rağmen Bond, çok gizli olan örgütün en tepesine ulaşmayı başarıyor. Peki örgütün başında kim var dersiniz? Üvey kardeşi. Bu üvey kardeşin, dünyayı kana bulamasının ve Bond'u öldürmek istemesinin sebebi ise oldukça çocukça. Meğer kötü adamımızın babası, Bond'u ondan daha çok sevmiş. Ayrıca geçmiş maceralarında Bond'un düşmanları olan kötü adamların Spectre örgütünün birer üyesi çıkmasıysa oldukça zorlama... İşin aslı Mendes, Skyfall'da kurulan yeni ve gerçekçi Bond dünyasında adım atarken sık sık bocalıyor. Bunun için ne aksiyonu üst düzey olan eski tip, en kahraman Bond filmi izliyoruz ne de Skyfall'daki gibi stilize bir Bond filmi. 'Eski usüller'e güvenmek gerektiği ise anlaşılan sadece Skyfall'a özgüymüş. Gördüğümüzse Daniel Craig'li Bond'un artık yorulduğu ve bir limana demirlemek istediği. Açıkçası yeni Bond kızımız ona bu fırsatı veriyor. (Bond bu kıza o hay huy içerisinde ne ara âşık oldu onu da anlamadık). İkilinin en son birlikte bir yerlerde görüldükleri söyleniyor!
SPECTRE ***

Ablukadan iyi film çıktı!
Yönetmen Emin Alper Tepenin Ardı adlı ilk filminde kırsalda yaşayan bir aile üzerinden toplumdaki 'düşman yaratma' paranoyasını işlemişti. Alper ikinci filmi Abluka'da yine 'toplumsal paranoyalarımızın' üzerine gidiyor. Bu sefer kırsaldan şehre gelen Alper, İstanbul'u distopik bir dünyanın merkezine oturtup iki kardeş üzerinden terör paranoyamızı anlatıyor. Seyirci olarak biz, hapisten muhbirlik yapması karşılığında şartlı salıverilen Kadir ile bir belediyede çalışan ve görevi sokak köpeklerini öldürmek olan Ahmet'in hem fiziksel hem de ruhsal olarak yaşadıkları ablukadaki çıkışsızlıklarını ve gerçekle hayalin iç içe geçtiği paranoyalarını izliyoruz. İşin aslı onların yaşadıkları bir anlamda 40 yıldır hayatımızdan bir türlü çıkmayan terörün, insanlar üzerinde yarattığı paranoyaya, zihinsel savrulmalara da denk düşüyor. Alper, Abluka'da Tepenin Ardı'ndan farklı olarak alegorik anlatıma tamamen sırtını dayamıyor. Abluka'da işin içine psikolojik anlatımı daha fazla katıyor. Sinemamızda pek görmediğimiz post apokaliptik atmosfer kurup, kimi zaman Kafkaesk bir yapıyla flört etmesi sayesinde de son derece dinamik bir sinemasal dil yaratmayı başarıyor. Netice itibariyle Abluka, sıkı bir politik gerilim ve yılın en iyi yerli filmlerinden biri.
ABLUKA ****

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Bond kendi dünyasında bocalıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz