Ümit Besen: Artık sadece konser vereceğim

Giriş Tarihi: 7.11.2015
Ümit Besen: Artık sadece konser vereceğim

35 yıllık sahne hayatına haziran ayında sessiz sedasız son veren Ümit Besen artık sadece belli mekanlarda konser verecek. Yakında rock altyapılarına sahip bir albüm çıkaracak Besen yüzünü gençlere döndü ve kendini daha ekonomik kullanma kararı aldı

Ayağında terlikleri, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle karşılıyor Ümit Besen bizi Levazım'daki evinin kapısında. Sıcak, samimi, babacan... Neredeyse 35 yıllık sahne hayatına haziran ayında son verdi Besen. Fakat niyeti müzikten uzaklaşmak değil. Yemekli mekanlarda sahne almaktan yorgun sadece. Artık sınırlı sayıda konser vermek, şarkılarını onu sevenlerle tek bir ağızdan söylemek istiyor. Son albümünde Duman ve Teoman şarkılarını yeniden yorumlayan şarkıcı, yakında tamamıyla rock altyapılarına sahip bir albüm çıkaracak. Yüzünü gençlere dönen usta müzisyen artık kendisini daha ekonomik kullanacağını söylüyor, bir kahkaha patlatıyor ve ekliyor

- Uzun yıllardır sahnedeydiniz. Haziranda sessiz sedasız bıraktınız. Neden?
- Ben bu piyasada sahne çalışması en çok olanlardanım. Belki de en fazla olanım. 78'den bu yana hesaplayın. Her akşam iki saat sahnedeydim. Ramazan'ları ve Kandil'leri çıkarın. Ömür sahnede geçti. Birkaç sene önce sadece hafta sonları çıkmaya başladım. Şimdi tamamen bıraktım. Sadece konser vereceğim. Şık mekanlarda, özel gecelerde çıkacağım. Kendimi artık Bodrum'a yerleşmiş sayıyorum. İş oldukça, ara sıra İstanbul'a geleceğim. Onun dışında daha sakin bir hayat yaşayacağım.

- Yoruldunuz mu artık?
- Bu iş, insanı bedenen fazla yormuyor ama ruhen yıpranıyorsun. Kafan karışıyor, mekanlarda mutlu olamadığın oluyor, sigara yasağına riayet edilmediği durumlarda dumandan rahatsız oluyorsun. Bunlara sinirleniyordum. O yüzden bıraktım. Benim de artık dinlenmeye ihtiyacım var.

- Senelerce Yenikapı'daki Mercan Restoran'da çalıştınız. Ne dediler bırakınca?
- Bensiz yapamıyorlar. Hâlâ arayıp "Abi sen çıkmayınca dükkan bitti" diyorlar. "Kusura bakmayın ama ben de bittim" diyorum. Artık İstanbul'da oturmayacağım.

- En son ne zaman çıktınız sahneye?
-13 Haziran. En son o gün çıktım. Geçen sene de Ramazan'dan sonra çıkmayacağım demiştim ama ısrarlara dayanamadım.

- Sanki sevgilinizden ayrıldığınız gün gibi aklınızda o tarih. Nasıl bir his sahneyi bırakmak?
- Üzüntü yok içimde. Kabul, ben bir aile içinde gibi hissettim çıktığım mekanda. Arkadaşlarımın sevgisini hep arıyorum. Ancak daha iyi şeyler yapmak adına bazen bırakmanız gerekir. Daha iyiye gitmek için... Çünkü sanatçı çok kolay ulaşılabilen bir insan olmamalı. Bunu geç de olsa anladım. İkincisi, insanlar onu aramalı, özlemeli... Devamlı göz önünde olduğu zaman, "Nasılsa yarın da, öbür gün de orada, gideriz" deniyor. Ya da "Çok uzaktan geldik" diyor, ne olursa olsun program iptal olsun istemiyor. Ardından biri bir fotoğraf çekiyor. O fotoğrafın altına "20 kişiye çaldı, Ümit Besen bitmiş" yazılıyor. Ne büyük haksızlık! Halbuki ben her yerde varım. Dünyanın tüm ülkelerinde, Türkiye'den giden biri olan her memlekette benim şarkım çalınıyor. Sahne programının götürüsü getirinden fazlalaşınca bırakayım dedim. Kendimi daha ekonomik kullanacağım artık. Yüzümü daha fazla eskitmeyeceğim. Artık yaşımız geldi 40'a! (Gülüyor) Şaka bir yana 59 yaşına girdim.

- Kendinize nasıl bakıyorsunuz?
- Her sabah vitaminlerimi, balık yağımı alırım. 10 yıl oldu sigarayı bırakalı. Alkolle aram iyi değildir. Sahnede su ya da elma suyu içerim. İçiyorum zannederler. Hatta 0 promil şakam vardır. "Araba kullanacaksanız, içmeyin" diye ikaz ederim insanları. Benim programdan çıkıp kaza yapanı çok gördüm çünkü. Uykuma dikkat ederim. Aile bağları önemli. Sevgi, saygı, huzur insanı genç tutan şeyler.

HAYATIM MEMURDAN bile DÜZENLİ

- Aileniz çok kıymetli...
- Tabii ki. İnsan ne için yaşar? Ailesi için, onların mutluluğu için, onlara bir gelecek hazırlamak için... Çabam hep o yöndeydi. Hazırladığıma da inanıyorum. Biraz da onlarla olabilmek için az çalışacağım.

- Uzun seneler geceleri dışarıda çalışan bir insandınız. Eşiniz şikayet eder miydi bundan?
- Aslında benim toplamda evde olmadığım süre 3 saati geçmez. Gece hayatı denemez yani. Ben 21.00'de evden çıkıp gitmem. İşim 23.30'da mı başlayacak. Saat 22.50'de evden çıkarım. 23.15'te en geç mekandayım. 15 dakika bir çayımı içerim. Sonra sahneye çıkarım. Saat 01.00'de inerim. Yarım saat sonra evdeyim. Ayrılık bu kadar sürer. Gündüz de hep evdeyim. Memurdan bile daha düzenli bir hayatım var yani.

- Ne yaparsınız çalışmadığınız zamanlarda?
- Eşim ve çocuklarımla olurum. Tek başıma zaman geçirmem. En fazla yürüyüşe giderim. Bir yere yalnız yemeğe gideyim, telefonu açarım, masa 15 kişi olur.

- Konserlerdeki kitleyle sahne aldığınız yemekli yerlerin müşterisi farklı mı?
- Halk konserlerine çıktım. Dünyanın her yerinde konserlerim oldu. Taksim civarında mekanlarda sahne aldım. Küçük mekanlarda insanların bana yakın olması, müzikle ve benle iç içe olmaları hoşuma gitti. Masada oturup, bir yandan sohbet edip, diğer yandan ağızlarına bir şeyler tıkıştırıp, kadeh tokuşturacaklarına benimle bir ağızdan şarkı söylemeleri çok güzel. Hatta espri yapmışlığım vardır yüksek sesle konuşanlara: "Ben sizi rahatsız ediyorum galiba, müziği kısayım, siz konuşun, ben sonra başlarım." Şarkı dinlemeye mi geldin, tartışma programına mı? Sahne aldığım yemekli mekanlar dinleyiciler için ekonomik değildi. 8-10 sene bir yerde çalışmamın sebebi fiyatları makul tutabilmekti. İnsanlar gelebilsin diye normalde isteyeceğim rakamları istemedim. Belirli sınırlarda kaldım. Hoşgörüyle çalıştım. Konser mekanlarında millet ayakta zaten. İster su içer, ister içki. Az bir ücret ödeyip içeri girebiliyor. Konserden önce isterse köftesini yer gelir. Yemekli mekanda dört kişilik aile en az bin lira veriyor. Ümit Besen'i dinlemek için o kadar para vermesine gerek olmamalı dedim.

TERSİM ÇOK FENADIR

- Sizi sinirli düşünemiyorum...
- Tersim çok fenadır ama belli etmemeye çalışırım. Özellikle sahnede... Hatta ünlülere şaka yapılan televizyon programlarından biri bir şaka yapacakmış bana. Hanım "Aman ha!" demiş. Sahte tabancayla beni kaçıracaklarmış. "Başınıza dert almayın" demiş.

- Her yerde, her yaşta sevenim var diyorsunuz. Bunalmıyor musunuz hiç ilgiden?
- Bunalsam da belli etmemeye çalışıyorum. Babam yoğun bakımdaydı Osmaniye'de. Gittim. Daha yoğun bakım odasına girerken orada bekleyen bütün herkes kalktı. "Ümit Bey, n'olur resim çektirelim." Ben ne dertteyim, sen ne derttesin. Bunu da diyemiyorsun. Bütün yoğun bakımdaki insanlarla fotoğraf çektirdim, hepsinin değerleri güzelleşti. Biri kalp ameliyatlı, diğerinin ciğerleri iflas etmiş. Burunlarında oksijen tüpleriyle fotoğraf çektirdik. İnsanlar güldü, gülümsedi. Sonra bütün hastaneyle de çektirdik.

- Teoman, Duman cover'ları yaptınız, çok sevildi. Nasıl doğdu bu fikir?
- Bu şarkılar bana uzak değil. Ben orkestramla 70'li yıllarda Erkin Koray parçaları da okurdum. "Türkçe rock şarkılarını söyler, bütün enstrümanlarını da çalar mısınız?" dediklerinde neden olmasın dedim. Alışverişe gidiyorum, entel, yaşını başını almış kişiler, çok güzel okumuşsunuz, devamını bekliyoruz" diyorlar. Demek ki değişikliklere ihtiyacı oluyor insanların. Müzisyen, yorumcu olarak her şeyi yapabilecek bir insanım ben. İngilizce parçalar da okudum sahnede. Repertuvarım sadece I Love You ile sınırlı değil. Sırf o şarkıda kalmadım. Benim şarkılarımda koyu bir arabesk yok.

- Devamı gelecek mi bun şarkıların?
- Bir albüm teklifi geldi. Rock albümü yapalım dediler. Sıcak baktım. Müzik aleminde öyle de bir izimiz olsun. Kime ne zararı var? Şimdi de bu yeni albümde şarkılarımda minik altyapı değişikliği ile yine ben aynı ben olacağım.

ÜNLÜ OLUNCA TRAFİKTE KÜFRÜ BASAMIYORSUN

- En çok neye sinirlenirsiniz hayatta?
- Sinirlenecek çok şey var. Trafikteki anlayışsızlık İstanbul'u terk etme nedenlerimin başında. İnsanların saygısızlığı ve üste çıkma arzusu... Hem suçlu, hem güçlü derler ya. Ben tanınmış bir insan olarak bunlara hoşgörüyle bakıp içimde yaşıyorum stresimi. Sonra camları kapatıp, müziğin sesini sonuna kadar açıp bas bas bağırıyorum. Kimsenin görmediği yerde atmam lazım sinirimi. Bir gün karşımdan, ters yoldan tır geldi. "Ne yapıyorsun kardeşim" diye bağırmak için camı açtım. İçindeki adamlar "Ümit abi biz de seni dinliyorduk" diye kasedi sallıyorlar. Ne diyebilirim ki o anda? Benim şarkılarım bu kadar mı hüzünlü ki insanları şaşırtıp ters yola sokar... Mecburen geri gidip, yol verdim.

KEŞKE NİKAH MASASI'NI YAZMASAYDIM

- Rüyanızda gördüğünüz şarkı, Nikah Masası kaderinizi değiştirdi. Sıkılmadınız mı her yerde bu şarkının istenmesinden?
- Ne diyorsun yahu! Beni dinlemeye gelen bir elinde peçete, diğerinde kalem sanki o şarkıyı yolda yazmış gelmiş. Sahneye çıktığım gibi peçeteyi gönderiyorlar. "Abi ne yapacaksın? Dinleyip gidecek misin" diyorum. Çok istek alan bir şarkı. Bazen yapmasaydım diyorum. Onun üstüne hiçbir şarkım çıkamadı. Nikahla tanışmayan kişiler bile hastası o şarkının. Aslında ayrılık şarkısı ama düğünlerde bile istiyorlar. Almanya'da bir piyanist Nikah Masası'nı çalınca dayak yemiş damattan. "Benim karımda gözün mü var?" diye sinirlenmiş damat.

- Maddi olarak hak ettiğinizi kazandınız mı bu işten?
- Maddiyata önem vermiyorum. Hak ettiğim sevgiyi aldım. En büyük zenginlik bu. Hep ayağımı yorganıma göre uzatırım. Önceden yaptığım gayrimenkul yatırımlarım var. O gelirlerim olduğu için çok rahat yaşıyorum. Biliyorum ki sahneye çıkmasam bile beni ayakta tutacak yatırımlarım var. Çocuklarımı en iyi okullarda okuttum. Meslek sahibi yaptım. - Kızlarınız müzisyen olmak isteseydi ne derdiniz? - Kimseyi kısıtlamadım. Amatör olarak müzikle ilgilendiler, dersler aldılar. Ama benim gibi sahnede söylemelerini istemezdim.

- Neden?
- Benim kadar şanslı olmayabilirler. Ben birden, pat diye meşhur oldum. 78'de geldim. 80'de herkes beni tanıyordu. Erkek olmak başka, kadınların sahnede olması başka. Alkol alınan yerlerde başladık. Çok şeylerle karşılaştık. Çocuklarımın da daha huzurlu yaşamalarını istedim hep.
ARKADAŞINA GÖNDER
Ümit Besen: Artık sadece konser vereceğim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz