Oyuncular çok korkaktır

Giriş Tarihi: 14.11.2015
Oyuncular çok korkaktır

, dünyanın en ünlü oyuncularının koçu, can dostu, sırdaşı... Nicole Kidman, Juliette Binoche, Oprah Winfrey, Tom Cruise, Zac Efron ve Rihanna bu isimlerden sadece birkaçı. Önümüzdeki günlerde İstanbul'da bir oyunculuk atölyesi verecek Batson'la New York'taki ofisinde buluşup yıldız öğrencilerinin dedikodusunu yaptık

New York'ta her gün milyonlarca turisti ağırlayan Times Meydanı'nın hemen birkaç sokak ilerisinde işlek bir caddedeyiz. Hemen önünde durduğumuz binanın üzerinde Times Square Art Center (Times Meydanı Sanat Merkezi) yazıyor. Kapıdan içeri girip asansörde üçüncü katın düğmesine basıyoruz. Kapı açılıyor, koskocaman bir yazı karşılıyor bizi: Studio. Susan Batson Hollywood ünlülerinin oyuncu koçu. Medyada "Oscar koçu" diyorlar ona. Bunun sebebi çalıştırdığı oyuncuların neredeyse tamamının Oscar kazanmasını sağlaması. Bir diğer adı da "simyacı". Dünyanın en ünlü oyuncularının hocası o. Nicole Kidman, Juliette Binoche, Oprah Winfrey, Tom Cruise, Zac Efron ve Rihanna bu isimlerden sadece birkaçı. Sadece ünlü isimlerle çalışmıyor Batson. Kapısı herkese açık. Genç yeteneklere de el uzatmaktan geri kalmıyor. Ona en çok ilham veren şey gencecik oyuncu adaylarının azmi ve kararlılığı çünkü... Fakat ondan özel oyunculuk dersi almak isteyenlerin saati 500 doları gözden çıkarması gerekiyor. Bir süre bekledikten sonra Susan Batson beliriyor kapıda. Yüzünde kocaman bir gülümseme var. Enerjik, yüksek sesli, güçlü bir kadın. Bizi sayısız ünlüyü ağırladığı yüksek tavanlı odasına alıyor. Duvarda ABD Başkanı Barack Obama'nın portresi var. Hemen karşıda ise Meksikalı ressam Frida Kahlo'nun. Batson'un çok yönlü, renkli karakterine dair ipuçları barındırdığını düşünüyorum bu resimlerin. Ardından sohbet başlıyor, kısacık zaman içinde kendimizi dünyanın en ünlü oyuncularını çekiştirir halde buluyoruz. Bir kere bölünüyor sadece konuşmamız. O da Naomi Campbell arayıp Batson'a yeni projesiyle ilgili akıl danışınca. O an fark ediyorum: "Hollywood'un göbeğindeyim!"

- Daha önce İstanbul'a gelmiş miydiniz?
- Hayır, gelmedim. Çok merak ediyorum şehri. Benim için çok heyecan verici. Uzun saatler boyunca ders anlatacağım ama en azından günün sonunda bir yerlere gidebilmek isterim. Yol biraz uzun sürecek. Önce Londra'ya gidip Nicole Kidman'ı göreceğim. Bir tiyatro oyunu için orada. Sonra İstanbul'a uçacağım.

HERKES OYUNCU OLAMAZ

- Size simyacı diyorlar. Sıradan bir oyuncuyu altın bir yıldıza nasıl dönüştürüyorsunuz?
- Ben kimseyi dönüştürmüyorum. Tüm iş oyuncuda biter. Oyuncunun kendi gerçekliğinin içine girebileceği bir ortam yaratırım. Olup biten her şey onun içinde gerçekleşir. İçlerine bakıp neye ihtiyaç duyduklarını görmelerini isterim. Bunu toplumsal kimliklerimizle kapatırız hep. Bu iki farklı yüz bir araya geldiği noktada yürüyen, konuşan, her yönüyle gerçek bir karakter yaratabilirler. Karakterin duygusal boyutunu yaratabilmek en önemli noktadır zaten. Ve bir oyuncu ancak içine dönerek bunu başarabilir.

- Yaptığınız işi böyle anlatınca psikiyatrist gibi çalışıyormuşsunuz gibi geldi...
- Tam olarak değil. Eğer biri bana gelip "Babamı öldürdüm" derse ona "Ne iyi etmişsin" derim. "Nasıl hissettin?" diye sorarım. Oysa bir psikiyatrist "Buna neden olan duyguları ortaya çıkartıp davranışlarını değiştirmeliyiz" der. Ben sebeplerle ilgilenmem. O anki duygunun peşinden giderim. Asla yargılamam. Sadece anlamaya çalışırım o anki duyguyu. Oyuncular çok korkaktır. İçlerindeki kötüyle karşılaşmaktan çok korkarlar. Oysa ancak iyi, kötü, çirkin ne varsa onunla gerçekten yüzleşirseniz iyi bir oyuncu olabilirsiniz. Kendinizi tamamıyla keşfedip onu kullanarak gerçek karakterler yaratabilirsiniz.

- Sahip olduklarınızın çoğunu anneniz sayesinde elde ettiğinizi söylüyorsunuz. Nasıl bir kadındı?
- İnsan hakları alanında çalışan aktivist bir kadındı annem. Topluma mutlaka bir katkıda bulunulması gerektiğini söylerdi. "Bu hayata öylesine gelmiş olamayız, muhakkak bir sorumluluğumuz olmalı" derdi. Oyunculuk yapmak istediğime karar verdiğim zaman onun bu sözü aklıma düştü. Evet, sevdiğim bir işi yapacaktım ama topluma yeterince katkıda bulunacak mıydım? Oyuncuları eğitmeye başladığım zaman annemin istediğini yerine getirdiğimi hissettim. Artık onların kendilerini yaratabileceği bir aynaydım. Kendi yöntemimi geliştirdim. Kitap yazdım. Sayısız öğrencim oldu. İnanıyorum ki cennetten bakıp benimle gurur duyuyordur.

- Oyunculuk eğitimi aldınız. Neden sahne üstünde olmak yerine koç olarak geri planda kalmaya karar verdiniz?
- Oyunculuğu çok severek yaptım. Fakat oğlum beş yaşındayken çalıştığım için onu okuldan almaya geç kaldım. Okulun kapısında bir kalabalık gördüm. Oğlum kalabalığın ortasındaydı, "Annem, babam beni terk etti" diye bağırarak ağlıyordu. Gidip ilgilensem mi, saklansam mı bilemedim. O gün onunla daha fazla ilgilenmeye karar verdim. Ve bıraktım. Koçluk yapmaya başladığımda oyunculuğu özlemediğimi fark ettim. Bu dönüş gerekliydi. İşimi çok seviyorum.

- Herkesi oyuncu yapabilir misiniz?
- Sanmıyorum. Kapım herkese açıktır. İsteyen girebilir. Ama seneler içinde fark ettim ki eğer bir yere gelemeyecek biriyse gelir, tek bir ders alır ve bir daha asla gelmez. Bugüne kadar sadece iki kişiyi kovdum. Bunun sebebi de kibirli olmalarıydı. Her zaman söylemişimdir: "Sokağın köşesinde HBO'nun stüdyoları var. Orada Michael Bennett ders veriyor. Şahane bir hocadır. Kibar ve yumuşak bir hocadır. Benim yoğunluğum bazılarına ağır gelebilir. Ondan ders alabilirsiniz."

OĞLUM İLHAM KAYNAĞIM

- Oyuncularınızla ilgili dedikodu yapalım mı?
- Yapalım tabii. Tom Cruise'la çalışmaktan çok keyif alırım. İş ahlakı çok büyüktür. Kendini tam olarak işine verir. O sayede hem uçak kullanabilir hem de sizi ağlatacak bir rolde oynayabilir. İşine sonuna kadar bağlıdır. Nicole Kidman görüp görebileceğiniz en utangaç kadındır. Gözleri bozuktu, şimdi ameliyatla çizdirdi. Öncesinde gözlüksüz gezerken insanlar kibirli sanırdı onu. O kadar utangaçtı ki kafasını önüne eğip dolaşırdı. Hangi rol gelirse gelsin önce "Yapamayacağım" der. "Yapabilirsin" derim. Defalarca. Ardından ikna eder kendini. 3-4 gün içinde. Juliette Binoche inatçıdır, kafasına koyduğunu yapar. Kuzey Kutbu'nda film çevirdi. O hava şartlarında. Başka kim cesaret edebilirdi bilemiyorum. O film üzerine çalışmak için Paris'te buluştuk. Rolü çıkartırken yaz ortasında battaniyelerle çalıştık. En zorlu çalışmalarımdan biriydi. Biliyorduk soğuk olmadığını ama donduk. Bitince yorgunluktan ölüyorduk. Oprah Winfrey'le tanışmadan çok büyük bir egosu olduğunu düşünüyordum. Beni şaşırttı. Toplumsal kimliği çok güçlü. Role giremeyeceğinden korktum. Elimde çekiçle onu kırmam gerektiğini düşündüm. Oysa o hemen karaktere büründü.

- Genç bir yetenekle mi tecrübeli bir oyuncuyla mı çalışmayı seversiniz?
- Genç yetenek beni dürüst tutar. Onunla ilgili herhangi bir noktayı göz ardı edemem. Onun ihtiyaçlarını sonuna kadar karşılamaya çalışırım. Deneyimli bir oyuncuyla çalışırken oyuncu eli avucu dolu gelir karşıma. Kafasında sayısız fikir vardır. Seçenekleri elerim. Onu yönlendiririm. Her ikisinin de zorluğu da güzelliği de ayrı.

- Siz oyunculara ilham veriyorsunuz. Size ne ilham verir?
- Genç bir oyuncu reddedilmesine rağmen azimle çalışmaya devam ediyorsa bana ilham verir. O tutku, o pes etmeme hali beni çok duygulandırıyor. bir de oğlum benim en büyük ilham kaynağım.

- Oyuncular sizi istedikleri zaman arayabilirler mi? Gecenin ortasında mesela?
- Ararlar. Şu an Zac Efron'la çalışıyoruz. Film üstüne film çekiyor. Onunla sürekli telefondayız.

SERT BİR KOÇUM


- Sert bir hoca mısınız?
- Sert bir koçum. Herkes oyuncu olamaz. İsteyen herkes bir filmde ya da oyunda rol alabilir ama oyuncu olamaz. Sert olmak gerekli. Ben işime ameliyat gibi yaklaşırım. Toplum, anneler ve babalar oyunculuğu genellikle iş gibi görmez. Bunun temel bir sanat dalı olduğunu düşünmezler. Oysa keman eğitimi alacak olsalar aileleri saygı duyar onlara. Bunu onlara en başta söylerim: "Sanatın zor bir dalıyla uğraşmaya başlıyorsunuz ve çoğu kimse size saygı duymayacak. Önemli bir işi yapan, önemli insanlar olacaksınız. Hazır değilseniz hiç bulaşmayın."

- İyi bir oyuncunun özellikleri nelerdir?
- Kuvvetli bir cinsel cazibesi olmalı. Güzellik ya da yakışıklılık ondan sonra gelir. Tutkulu olmalı. Russell Crowe ya da Sean Penn mesela. Sorunlu kişilerdir aslında. İçlerinde kocaman bir insan sevgisi vardır ama. İş ahlakı bu meslekte çok önemlidir. Bir de hayal gücü şarttır. Bir başkası olabilecek kadar kendinden geçebilmelidir oyuncu. Pacino mesela olduğu gibi oradadır oynarken. Evrensel bir oyunculuk sergilerseniz, dünya kayıtsız kalamaz. George Clooney gerçekten içindekileri paylaşmıyor ama bence bizimle. Filmlerinde o yüzünü görüyoruz. Ama oyunculuk açısından biraz daha içine inmesi, insanlığını bulması lazım. Clint Eastwood da öyledir. Setine hazırlanmış olarak gitmeniz gerekir. Karakterinin derinine inmeden giderseniz sizi kovar. Oysa o oyunculuk yaparken kendisi bunu sonuna kadar yapmaz. Kendi yapmaz ama oyuncudan bekler.

OYUNCU ADAYLARI İÇİN BÜYÜK İMKAN

20-27 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek Uluslararası Boğaziçi Film Festivali'nin Başkanı ve İstanbul Medya Akademisi Kurucusu Ogün Şanlıer, Susan Batson gibi bir ismi ağırlayacakları için sevinçli olduklarını anlatıyor: "Geçtiğimiz yıl Hollywood'un ünlü isimlerine koçluk yapan Ivana Chubbuck'ın workshop etkinliği ile bir ilki gerçekleştirmiştik. Bu sene Susan Batson'ı ağırlıyoruz. Festival bünyesindeki atölyelerle aslında sadece yapımcı ve yönetmenlere değil oyuncularımızın da hatta oyunculuk için eğitim almak, kendini geliştirmek isteyen oyuncu adaylarının yeni tecrübelerden yararlanmasına olanak sağlayarak sektörün her dalında etkiler yaratmayı hedefliyoruz."

ARKADAŞINA GÖNDER
Oyuncular çok korkaktır
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz