X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Türkiye medeniyetlerin merkezi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Türkiye medeniyetlerin merkezi

  • Giriş Tarihi: 5.12.2015
Türkiye medeniyetlerin merkezi
Türkiye medeniyetlerin merkezi

Antalya Film Festivali'ne bir sosyal sorumluluk projesine katkı sağlamak için gelen ünlü oyuncu Mena Suvari "Uzun zamandır Türkiye'ye gelmek istiyordum. Çünkü bu coğrafyanın medeniyetlerin merkezi olduğunu düşünüyorum" diyor

52. Uluslararası Film Festivali'ne katılan Catherine Deneuve, Jeremy Irons ve Kathleen Turner'ın yanında ünlü oyuncu Mena Suvari gençliği temsil ediyor sanki. Ki zaten Antalya'da bulunmasının sebebi de gençler. Suvari, Büyükşehir Belediyesi Özel Eğitim Okulu ve Rehabilitasyon Merkezi'nde eğitim gören çocuk ve gençlere dikkat çekmek amacıyla festival kapsamında gerçekleştirilen bir sosyal sorumluluk projesine katkı sağlamak amacıyla Antalya'ya geldi. Pek bilinmez ama Suvari, gençler için düzenlenen kimi kampanyaların gönüllü destekçisi. Mesela ABD'de liseli gençleri, sigara bağımlılığından kurtarmak için düzenlenen kampanyalara destek veriyor. Zaman zaman da kadın haklarıyla ilgili çalışma yapan sivil toplum kurumlarının sözcülüğünü üstleniyor. Oscarlı film Amerikan Güzeli ve gençlik filmi Amerikan Pastası'yla yıldızı parlayan Suvari, seyircinin güzü önünde büyüyen yıldızlardan. Yedi yaşında bir reklam filmi için kamera karşısına geçen sonra da küçük yaşta oyunculuğa başlayan Suvari bugün olgun bir kadın olarak yoluna devam ediyor. Bu yolculuğun devamında kamera arkasına geçip yönetmen olma gibi bir ideali olduğunu söylüyor. Suvari, erken yaşta çıktığı uzun yolculuğun nasıl geçtiğini Pazar SABAH'a anlattı.

BANA ÇOK ŞANS VERİLDİ

- Çalışma hayatına çok erken yaşta atıldığınızı biliyoruz. Yolun buralara geleceğini seziyor muydunuz?
- Neredeyse tüm hayatım boyunca bu sektörde yer aldım. İlk reklam filmimi yedi yaşımdayken çektim. Aslında küçükken oyuncu olmayı hiç düşünmemiştim. Ama oldum. Lakin bu meslekte daha alacağım çok yol var. Bana bu zamana kadar çok fazla şans verildi. Bunun için de kendimi şanslı hissediyorum. Ben de yıllar içinde oyunculuğu daha iyi yapmayı ama en önemlisi işimi severek yapmayı öğrendim. Hiçbir zaman ünlü olmak gibi bir amacım yoktu. Yaratıcı işlerde yer almayı önemsiyorum. Çünkü insanı mesleğinde ileriye götüren budur. Amacım olduğum yerde saymak yerine beni daha ileriye götürecek filmlerde yer almak. Ama bir gün yönetmenlik yapmayı da çok istiyorum.

- Amerikan Güzeli filmi sizin kariyerinizin kırılma noktası olarak görülüyor. Bu tespite katılır mısınız?
- Evet, katılırım, bu film hayatımı değiştirdi. O filmde çalıştığım zaman 20 yaşındaydım. Sinema dünyasında çok yeniydim ve toy sayılırdım. Açıkçası o zamanlar çok güzel bir ekiple çalışacağım için çok mutluydum. Filmin nasıl olacağıyla ilgili pek bir fikrim yoktu. Wes Bentley ve Thora Birch'le işi almadan önce repliklerime çalıştığımı hatırlıyorum. Bunlar çok özel anılar benim için. Film çekilirken de Oscar alacağını ve böylesine ses getireceğini hiç düşünmemiştim.

- Sizi insanlar oynadığınız gençlik filmleriyle hatırlıyor. Ama farklı filmlerde de rol alıyorsunuz. Bu algıyı kırmak zor mu?
- Aslında ben de çok fazla gençlik filminde oynadığımı düşünmüyorum. Filmografime bakınca da bu görülebilir. Domino, Çıkış Yok/ Stuck, Sonny ve Day of the Dead gibi filmlerde de rol aldım. Bu filmler gençlik filmleri değil. Ama bazı şeyler zamanla değişebilir.

- Böyle bir algının olmasının sebebi biraz da Amerikan Pastası serisi. Bu seri tüm dünyada büyük ilgi görüyor. Sizce bu ilginin sebebi nedir?
- Bence bunda zamanlamasının çok etkisi oldu. Bir filmin başarıyı yakalaması tamamen o ana ve insanların buna hazır olmasıyla ilgili. Amerika'da o zamanlar, Amerikan Pastası gibi gençlik filmleri revaçta değildi. Ama bu film gençlik filmlerini tekrar hatırlattı. Amerikan Pastası'ndan sonra benzer birçok film yapıldı. Yönetmen John Hughes filmlerini andıran bir yapıya sahip ve o yıllarda sinema dünyasında bu şekilde bir filmin olmaması bana göre serinin ilgi görmesinin en önemli unsuru.

İSTANBUL'U DA GEZDİM, DOLAŞTIM

- Oynadığınız filmlerin bir kısmında 'Amerikan' kelimesinin geçmesi tesadüf olsa gerek. Ama bu tesadüfi durum üzerine neden böyle oldu diye hiç düşündünüz mü?
- Evet, tamamen tesadüf. Ama şöyle bir şey de oldu. Amerikan Pastası'nı çektikten sonra Liv Virgin adlı bir filmde de rol almıştım. Amerikan Pastası vizyona girip başarılı olunca yapımcılar Liv Virgin'ın adını Amerikan Virgin olarak değiştirdi ve bu isimle vizyona sokuldu.

- Domino filminizde yönetmen Tony Scott'la çalıştınız. Nasıl hatırlıyorsunuz usta yönetmeni?
- Tony mükemmel bir yönetmen ve çok yetenekli bir insandı. Onunla çalışmak bir onurdur benim için. İyi bir stili vardı ve yönetmenliği seviyordu. Ben dahil herkes onunla çalışırken çok eğlenirdik. Bana karşı her zaman iyiydi. Ölümü çok trajik oldu ama biliyorum ki çektiği filmlerle unutulmayacak ve çok sevilen bir insan olarak hepimizin içinde kalacak. Ailesine sabır diliyorum.

- Son dönemde yine bir usta ile Martin Sheen'le Badge of Honor filminde birlikte rol aldınız. Martin Sheen gibi usta bir oyuncuyla birlikte çalışmak ne katıyor insana?
- Çok kültürlü ve birikimli bir aileden geliyor. Dünyalar tatlısı bir insan. Badge of Honor düşük bütçeli bir filmdi. Martin Sheen gibi tecrübeli bir oyuncunun böylesi bir filme dahil olması beni mutlu etti. Anlaşması kolay ve mütevazı biri. Böyle ustalar sanıldığı gibi ulaşılmaz değil aslında.

- İlk defa Türkiye'yi ziyaret ediyorsunuz, sizin gözünüzde Türkiye nasıl bir ülkeydi?
- Uzun zamandır Türkiye'yi ziyaret etmek istiyordum. Ama fırsat olmadı. Ama işimden dolayı burada olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Türkiye'nin, bu coğrafyanın medeniyetlerin merkezi olduğuna inanıyorum. İstanbul'u bir günlüğüne gezdim. Antalya'yı da görebildiğim ve 52 yıllık bir festivalin parçası olduğum için mutluyum. Antalya'yı ise gezip görmek için sabırsızlanıyorum.

KARANLIK HİKAYELERİ SEVERİM

- Sizinle ilgili bir yazıda Edgar Allan Poe hayranı olduğunuz okudum. Doğru mu?
- Evet doğru. Her zaman karanlık hikayeleri çok sevmişimdir. Zaten filmografime bakınca bu hissedilebilir. Mesela son zamanlarda oynadığım South of Hell dizisi de korku tününe ait. Daha önceden Yönetmen Stuart Gordon'la beraber Çıkış Yok/Stuck adlı bir filmde çalışmıştık. Malum kendisi korku filmleri yönetmeni olarak bilinir.

HOLLYWOOD'A EŞİTLİK GEREK

- Son zamanlarda Hollywood'un erkek egemen yapısı yıldızlar arasında bile tartışma konusu oluyor. Kadın haklarını savunan biri olarak siz bu tartışma hakkında ne düşünüyorsunuz?
- Bunun açık açık konuşulup tartışılması çok güzel. Çünkü kadın erkek eşitsizliği konusunda Hollywood'un değişmesi ve eşitlikçi bir yapıya bürünmesi gerekiyor. Kadınlar hem toplumun hem de ve izleyici kitlesinin yarısıdır. Erkeklerin aldığı profesyonel övgüyü biz de hak ediyoruz. Yaptığımız işe çok emek veriyoruz. Ama mesela iş ücret almaya gelince eşit ücret alamıyoruz. Bazı zamanlar bir film projesine dahil olmayı çok istiyorum ama bana "Önce erkek oyuncuyu bulmamız gerekiyor" dedikleri oluyor. Yani sektör ve filmler erkek oyuncunun etrafında biçimleniyor. Bunu anlamam çok zor. Bunun için Hollywood'daki erkek egemen yapının tartışılması önemli. Umarım ki bu tartışmalar Hollywood'un yapısının değişimini sağlar.