Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Birbirimizi gömerek mizah yapıyoruz

Giriş Tarihi: 23.1.2016
Birbirimizi gömerek mizah yapıyoruz

Güldür Güldür ekibi malum güldürmesiyle namlı. Bu ekip şimdi Dedemin Fişi filmiyle sinema seyircisini güldürmenin peşinde. Ekibin dokuz erkeğiyle bir araya geldik. Malzeme vereni asla affetmeyen espriyle terbiye etmeye çalışan bir halleri var. Alper Kul "Biz birbirimizi gömerek mizah yapıyoruz" diyor. Altı yıllık bir sürecin sonunda bu günlere geldiklerine inanamıyorlar

Güldür Güldür , adıyla bile iddialı bir ekip. Bir tiyatro sahnesinde kimi zaman sıradan hallerimizden, kimi zaman kolektif hafızamızdaki beklentilerimizden, bazen toplumsal reflekslerimizden dem vurup skeçleriyle beyazcamda epeydir yüzümüzü güldürüyorlar. Şimdi ilk sinema filmleri Dedemin Fişi'yle başka bir kulvarda, beyazperdede karşımızdalar. Yine güldürmek için... Yılmaz Erdoğan'ın hikayesini yazdığı Meltem Bozoklu'nun yönettiği film, ekibin TV'deki skeçleri gibi bir aile komedisi. Beyin ölümü gerçekleşmiş babalarının yaşayıp yaşamamasına karar vermek için bir araya gelen kardeşlerin hikayesi anlatılıyor. Lakin miras meselesi işin içine girince hepsinin başı dönüyor ve olaylar gelişiyor. Sinema maceralarının başında Güldür Güldür ekibiyle bir araya gelelim deyince acaba sadece erkeklerle mi konuşsak fikri çıktı. Kabul etmeliyim fikri ilk duyduğumda cazip gelmişti. Ama sonra kafamda acabalar oluşmaya başladı. Dokuz erkek! Ama sözleşmiştik ve sadece buluşma tarihi ve mekanı ayarlanacaktı. Yani geri dönüşü yoktu bu işin. Buluşma mekanının Güldür Güldür Show'un çekildiği Beşiktaş Kültür Merkezi (BKM) olduğunu öğrenince şöyle bir durup düşünmedim değil. Dokuz erkekle söyleşi yapma fikri zaten yeterince insanı geriyordu. Üstüne üstlük bir de deplasmana gidilecekti. Gerçekçi olmalıyım diye geçirdim içimden. Galibiyeti ya da beraberliği düşünmedim. Fark yememekti hedefim. Düşünün dokuz erkek bir araya gelecek, hepsi doğaçlama konusunda rüştünü ispatlamış, mizahi zekaları keskin insanlar. Söyleşide kontrolü kaybetmemek işten bile değil. Tek silahım vardı: Sorular. Onlar film üzerine soru sormamı bekleyecekti bense başka türlü, ne alaka diyecekleri sorular sorup onları şaşırtmayı düşündüm. Gol atamayacağım ortadaydı bari çalışmadıkları yerden sorarsam gol atmalarını engelleyebilirim dedim kendi kendime. BKM'ye onlardan önce adımımı attım. Her gelenle tek tek muhabbet edip adeta ikili markaja aldım. Ekibin ağır abisi kim, en çok kimin üzerine gidiliyor, kim ciddi takılıyor, kim ortamı yumuşatıyor? Yani görev dağılımını anlamaya çalıştım. Ama bu çabam nafileymiş. Onlar düşündüğüm gibi bir ekip değildi. Hiyerarşi falan yok. Gayet demokratik bir ekip. Herkes birbirine saygılı, birbirlerini seviyor. Ama söz konusu şaka ya da espri yapmak olunca kim malzeme verirse anında bitiriyorlar işini. Sonra gelsin bol bol toplu kahkahalar... Söyleşiye başlamadan önce "Konuşan ismini de söylerse deşifreyi yaparken çok faydalı olur, karışıklığın önüne geçeriz" ricasında bulundum. "Hay hay" dediler. Ama aslında onlara sıkı bir espri malzemesi verdiğimi söyleşi sırasında anladım. Söze kim girdiyse konuşmasının sonunda ismi ve soyisminin baş harfini söyleyip anons geçti adeta. (Ne demek istediğimi birazdan anlayacaksınız.)

- Kim gerçek hayatta dedesinin fişini çekmek ister ki?
- Onur Atilla: Hayda, bu kadar sert soruyla röportaja mı başlanır?
- Alper Kul: Bence sen çekersin.
- Onur Atilla: Allah korusun kimsenin başına böyle bir şey gelmesin. Ama eğer acı çekiyorsa ve umut yoksa fişi çekerim.
- Ali Sunal: Sana mı bırakırlar o kararı. Bu işler o kadar kolay mı?
- Onur Atilla: Hayır şimdi niye itiraz ediyorsunuz arkadaşlar, soruldu cevap veriyorum... Hadi sıra sizde buyurun cevabınızı verin. Ama önce adınızı söyleyin. OA konuştu.
- Evet sırayla alayım cevapları...
- Erdem Yener:
Çıkmadık candan umut kesilmez. Ben şahsen cesaret edemem böyle bir şeye. EY konuştu.
- Uğur Bilgin: Ben de çekmem.
-Alper Kul: Allah çektirmesin efendim. AK konuştu.
- Özgün Aydın: Ben Burak Topaloğlu, kesin çekerim.
- Onur Atilla: Özgür Aydın konuştu ama Burak ayağına yatıyor. İtirazım var!
- Burak Topaloğlu: Ben gerçek Burak Topaloğlu. Benim iki dedem de hayatta değil. Fiş olsa yeniden takarım vallahi.
- Onur Atilla: Hani Titanic sonrası şehir efsanesi vardı, ikinci film çekilecek diye. Leonardo DiCaprio buz kalıbı olarak geri dönecek denirdi. Evet beyler ikinci filmimiz ortaya çıktı. Adı da Dedemin Fişi: Çekilirse Geri Takarız! (Hep bir ağızdan gülüyorlar). OA söyleşiye ısındı!
- Onur Buldu: Çekilmez ya kim çekebilir?
- Ali Sunal: Çekerim diyor Onur Atilla.
- Onur Atilla: Yani ben çekmem ama çekin derim. Odanın dışında beklerim.
- Aziz Aslan: Fişi çekmeyi bırakın şalteri indiririm. AA konuştu.
- Sizinle baş etmek zor olacak ama yumuşak bir soru ile devam edelim. Dedenizden miras kalsa hoşunuza gider miydi?
- Onur Buldu:
Benim kamyonun arkasında şöyle yazıyor: Miras değil alın teri. Miras neymiş, hazır para. Olsa da yesek!
- Onur Atilla: Bırakabileceğiniz bir mirasınız varsa iyi bir şey.
- Alper Kul: Bizde miras yok.
- Özgür Aydın: Sadece maddi olarak düşünmeyin mirası. Manevi miras da kalabilir. Mesela erdem gibi... ÖA konuştu.
- Onur Buldu: Sana niye erdem diye bir şey bırakmadılar. OB, laf soktu!
- Özgür Aydın: Onu dedeme sormak lazım, belki erken fişini çektiler.
- Uğur Bilgin: Geleneği sahiplenmek güzel bir şeydir. Ailenizden size birtakım değerler kalır. Onları gelecek kuşaklara aktarmak gerekmez mi? Bizim oralarda öyledir.
- Sizin oralar neresi?
- Uğur Bilgin:
Karadeniz.
- Ali Sunal: (Uğur Bilgin'in burnunu kastederek) Belli olmuyor mu?
- Emin olmak istedim.
- Onur Buldu:
Benden bizim oralar belli olmaz.

ARKADAŞINA GÖNDER
Birbirimizi gömerek mizah yapıyoruz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz