Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Keşke bütün kraliçeler Cate gibi olsa!

Giriş Tarihi: 6.2.2016
Keşke bütün kraliçeler Cate gibi olsa!

Sinemanın kraliçesi diyorlar ona. Ama o kraliçe olmak yerine sıradan olmayı tercih ediyor. Kendi kişiliğini Hollywood'a kabul ettiren ender oyunculardan. İki Oscar'lı oyuncu Cate Blanchett üçüncü Oscar'ına bu hafta gösterime giren Carol filmiyle ulaşmanın eşiğinde!

Cate Blanchett'in beyazperdenin kraliçesi olarak görülmesi anlaşılabilir. Ne de olsa serde İngiltere Kraliçesi 1. Elizabeth'i (iki defa) ve Elf kraliçesi Galadriel'i defalarca canlandırmışlığı var. O kendine has karizması, beyazperdeden üzerimize geçen asilliği, güçlü duruşu ve etkili aksanını düşününce insanların onu kraliçe olarak görmesi ve ona bu sıfatı yakıştırması anlaşılabilinir. Ama günlük hayatında bir kraliçe portresi çizmekten çok uzak olduğunu da biliyoruz. Birkaç hafta önce yan yana masalarda kahvaltı yapan teknoloji yazarımız Timur Sırt'ın yazdıklarını hatırlayın. Ya da geçen yıl gezmek için İstanbul'a geldiğinde onunla karşılaşanların söylediklerini. Sinemanın yarattığı kraliçe algısının tam da tersi bir noktadan tarif ediyordu insanlar ünlü oyuncuyu: Samimi, güler yüzlü, insani, ulaşılabilinir... Cate Blanchett'in sırrı da bu galiba... Rolleri ve onun insanların kafasında yarattığı imajı çok da insani bir noktadan ve zarifçe yırtıyor kendi kişiliğiyle! Oynarken sınırları yok, şablonlara kulak asmıyor. Performanslarıyla bizi her defasında şaşırtmayı başarıyor. Ama günlük hayat içerisinde de bir o kadar sıradan! Hepimiz gibi! Hollywood'da böylesi duruş sergilemek kolay değil. Malum tuhaf kuralları var! Size bir anlam ve kişilik yüklerler ve sizin de buna uygun davranmanızı isterler. Peki Cate Blanchett kurallarını çok iyi bildiği bir dünyada kendi olmaktan vazgeçmeden nasıl böylesi dans edebiliyor? Oyunculuğu meslek olarak görmesi ve ulvi anlamlar yüklememesi bir nedense diğer neden de fazlaca çalışkan oluşu. Mesela 'karakteri çıkarmak' sözünü çok sık kullanan oyunculardan biridir Blanchett. Ki o karakterleri çıkarmak için kendini çok zorladığını nadir de olsa dillendirir. Bütün iyi oyuncular gibi de mesleğini hayatın ve hayatının önüne koymaz! Biri evlat edindiği dört çocuğu ile ve kocası senarist ve yönetmen Andrew Upton ile geçireceği vakit yeri geliyor bir filmden daha önemli olabiliyor mesela. Ama eğer bir film ya da oyun için bir role konsantre olduysa da o karakteri çıkarana kadar gözü, çocukları hariç, hiçbir şeyi görmüyor! Tabii bütün bunlara rağmen bir dönem Hollywood ile ilişkisi asgari düzeydeydi. O kendi kurallarını dayattı Hollywood da kendi kurallarını. O gergin dönemde tiyatroya sığındı. Sonra kişiliği ve duruşuyla kendini kabul ettirdi Hollywood'a. Eşi ve çocuklarıyla Avustralya'da yaşayan oyuncu zaten projeler olursa kendi kozasından dışarı çıkıyor!

50'LERDEN SESLENİYOR

Oscar adaylıkları ve kazandığı iki Oscar, Altın Küreler onun için biraz sonuç. Mavi Yasemin ve Göklerin Hakimi ile kazandığı Oscarlar tamam ama Beni Orada Arama'daki performansı da hiç unutulacak gibi değil! Cate Blanchett bu hafta Patricia Highsmith'in The Price of Salt romanından uyarlanan, Todd Haynes'ın yönettiği Carol filmiyle karşımızda. Filmdeki performansı yine üst düzey ve bunun için de Oscar'a aday. Kazanır mı bilinmez? Film 1950'li yılların New York'unda iki kadının yakınlaşmasını anlatıyor. Blanchett rol arkadaşı Rooney Mara ile mükemmele varan bir uyumla oynuyor. Yine hem performansıyla hem de karakteriyle ezberleri bozuyor bize şaşırtıyor! Boş zamanlarında ise her fani gibi merak ettiklerini araştırıyor, bol bol kitap okuyor. Bilinmez belki şimdiler geçen yıl İstanbul'dan aldığı Ahmet Hamdi Tanpınar'ın kitabını okuyordur!

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Keşke bütün kraliçeler Cate gibi olsa!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz